Ana içeriğe geç
Sözlük

baskın ile cümle

baskın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Gey barlarda sürekli polis baskınları yer alıyordu; ortalama ayda bir kez her bara bir baskın yapılırdı.As incursões policiais em bares homossexuais eram frequentes, em média uma vez por mês para cada bar.
Bâb-ı Âli Baskını'ndan sonra ülkeye döndü.Depois, retornaram para seu país com o butim.
Bu gibi bir plazma içinde, elektrik alan baskın bir rol oynamaktadır.Num plasma deste tipo, os campos elétricos têm um papel predominante.
Carlson'ın baskınından sonra, Japonlar hafifçe korunan Gilbertler'e takviye kuvvet göndermiştir.Após o assalto de Carlson, os japoneses enviaram reforços as Ilhas Gilbert, que estavam desguarnecidas.
Bu dönem hiçbir önemli Slav baskınları gerçekleşmedi.Nenhum raide eslavo importante ocorreu no período.
Ardından Avarlar, Dalmaçya'ya karşı bir baskın başlattı.Em seguida, lançaram raide contra a Dalmácia.
Bununla birlikte devamlı polis baskınlarını önlemek için polise para öderlerdi.No entanto, eles também pagavam a polícia para evitar os ataques frequentes.
Bu beş baskın ırk, İnsanlar, Minbariler, Narnlar, Vorlonlar ve Centauri'dir.A espécie dominante são os Humanos, os Minbari, os Narn, os Centauri e os Vorlons.
Narvaller baskın olarak Arktik Okyanus'un Atlantik ve Rusya bölgelerinde bulunur.O narval é encontrado predominantemente nas regiões do Atlântico e Oceano Ártico russo.
Artık genç erkeklerin baskınlığı yok.E não tem mais aquela angústia adolescente.
Artaphernes baskına uğramıştır.Ele, porém, se negou a abrir passagem.
Bombalama baskınları, İngiliz hava tesisatlarına ve şehirlerini ve sanayi merkezlerine başladı.De seguida, começaram os bombardeamentos às instalações aeronáuticas, às cidades e aos centros industriais.
Daha sonra Tamkhusro ve Adarmahan, Bizans'ın Osroene eyaletine büyük bir baskın başlattılar.Depois, Tamcosroes e Adarmanes lançaram um grande raide na província bizantina de Osroena.
Leventleriyle birlikte bu baskından kurtulduktan sonra, Şehzâde Korkut’a tekrar başvurdu.Na falta do mesmo, ele foi preso novamente em Choshu.
Vurgu, taktik baskın ve tersine düşman tarafından hazırlıksız yakalanmamak üzerine kurulmuştu.Era dado ênfase a lograr surpresa tática e, reciprocamente, a evitar ser apanhado de surpresa pelo inimigo.
944'e gelindiğinde Orta Fırat'ta Amida, Dara ve Nisibis şehirlerine baskın düzenleyip ve Edessa'yı kuşattı.Cerca de 944, atacou as cidades de Amida, Dara e Nísibis no médio Eufrates e sitiou Edessa.
Baskın, yerel saatle 00:58'de tamamlandı.O cerco terminou às 00:58.
Sonunda helyum oranı baskın hâle gelir ve çekirdekteki erke üretimi durur.Finalmente, o teor de hélio se torna predominante e a produção de energia cessa no núcleo.
İtalyan polisi 17 Mart 1981'de Gelli'nin Arezzo'daki villasına yaptığı baskında Gelli'ye ait bir liste buldu.Em março de 1981, a polícia encontrou uma lista de supostos membros na casa de Gelli em Arezzo.
"Bâb-ı Âli Baskını: 100.Vitórias dos mandantes: 100.
Doğuştan gelen bağışıklık sistemi, çoğu canlıda konağın korunmasında baskın olan sistemdir.A imunidade inata é o sistema de defesa predominante na maior parte dos organismos.
Bu arada temizlikçiler karakola baskın yaparlar ve Mona'yı öldürmeyi amaçlamaktadırlar.De repente, a estação é atacada por assassinos contratados que procuram Mona.
1 milyon sivil baskınlar sonrasında tahliye edildi.Quase 1 milhão de frangos tiveram que ser sacrificados.
Samurayların üçü yanlarında köyden bir kılavuzla baskından önce bir saldırı yapmayı planlar.Três samurais e um guia da aldeia decidem realizar um ataque preventivo.
Makine ve metal işleri endüstride baskınken, madencilik de belirgin bir hâle gelmiştir.Usinagem e metal são as indústrias dominantes, a mineração também se tornou mais proeminente.
Ancak çok baskın şekilde görülmemektedir.Não parece muito rebuscado.
Başkan Yardımcısı Joe Biden dışındaki tüm katılımcılar baskın konusunda hemfikirdi.Anteriormente, ele havia endossado o senador Joe Biden, antes de sua desistência.
"Barton Fink"teki iki baskın tema, yazarlık süreci ve eğlence prodüksiyonları kültürüdür.O processo de escrita e da cultura de produção de entretenimento são dois temas importantes de Barton Fink.
Bu çalışmaları sırasında, o dönemde baskın akım olan neoklasizm ekolüne tercih ettiği canlılığı keşfetti.E por alguma razão em algum momento, ele decidiu transformar esse tipo de atenção negativa para mim.
Bu muhafazakar görüşler sadece Paris'te baskın değildi.Esta coerção contra a consciência, no entanto, não se mantêm apenas na China.
Bu baskınlar İskoçya'yı elegeçirmiş olan İngiliz'lerin hiç hoşlarına gitmedi.Estavam invejosos pelo monopólio que os portugueses gozavam.
En baskın özelliği kıskançlığıdır.O Wikcionário tem o verbete Ciúme.
İdeolojik yönleri baskın değildir.Adjetivos não declinam.
Latince çevirisi ile önceki baskının yeni basımı.Reedição da edição anterior, com uma tradução para o latim.
Tam bu sırada Çin'de Hun baskınlarının haberleri yayınlanır.Foi nesta ocasião que notícias começaram a chegar a Sula sobre as perseguições dos populares de Cina em Roma.
Gece baskını (huruç) yapılacaktı.Bij nacht Wegdek Zijkant
Mart 1942'de, Japon uçak gemileri Hint Okyanusu'na baskın yürüttü.In maart 1942 voerden Japanse vliegtuigen een aanval uit op de Indische Oceaan.
Cumhuriyetçilik klasik liberalizmin bir biçimiyle beraber baskın ideolojidir.Republicanisme, gecombineerd met een vorm van klassiek liberalisme, blijft de belangrijkste ideologie.
Ocak 2006'daki baskın suş H3N2 idi.De dominante streng griepvirussen voor januari 2006 is van het subtype H3N2.
Su baskını ve rüzgar altı gün altı gece sürdü.Zes dagen en zes nachten hield de vloed aan.
Baskına uğrayınca onun uğruna savaştılar.Nadat zij haar begluurd hadden, deden zij haar oneerbare voorstellen.
Sosyal baskınlık yönelimi, sosyal baskınlık kuramının bireysel tutumsal yönüdür.Persoonlijke psychologische repressie wordt gelinkt aan sociale repressie.
Fakat Fergana Sultanı bu baskın sırasında öldürüldü.Sultan Süleyman stierf tijdens deze belegering.
Bu baskın genel olarak çok aşırı bulunarak eleştirilmiştir.De kritiek is over het algemeen vernietigend.
Ana madde: Bastille Baskını 14 Temmuz 1789'da Parisliler Bastille Hapishanesi'ne hücum ettiler.Op 14 juli 1789 bestormden Parijzenaren de gevangenis van de Bastille.
Kadınlar yüzlerini kapatmazlar ve ev içinde baskın bir role sahiptir.Ze besluit om haar verantwoordelijkheid NIET te nemen en ze sluit zich op in haar gekraakte woning.
Artık genç erkeklerin baskınlığı yok.Geen mannelijke afstammelingen meer.
Son görüş baskındı.De laatste had zich afgemeld.
Bu baskında polisler 167 kişiyi tutukladı.Bij dit gijzelingsdrama kwamen 166 burgers om het leven.
Örneğin; AA homozigot baskın, aa homozigot çekinik ve Aa heterozigotdur.AA staat voor homozygoot dominant, aa voor homozygoot recessief en Aa voor heterozygoot.
Baskın basanındır.De aanval is de beste verdediging.
Bâb-ı Âli Baskını'ndan sonra ülkeye döndü.Po mundialu powrócił do kadry.
Uluslararası baskının yanı sıra, dergi sadece İngilizce olarak senede 6 kere yayımlanır.Prócz wydania międzynarodowego ukazuje się także, jako czysto angielska publikacja dostępna 6 razy do roku.
Gece baskını (huruç) yapılacaktı.In the Forest of the Night (ang.).
Baskın, yerel saatle 00:58'de tamamlandı.Szturm zakończono o 0:58 czasu lokalnego.
Hangisinin baskın olduğu konusunda bir belirsizlik vardır.Termin ante quem jest niepewny.
Genelde baskınlık kurmak için sesler ve duruşlar kullanılır ama dövüşler de olur.Zazwyczaj ustalają dominację za pomocą odgłosów i postaw ciała, aczkolwiek obserwuje się też walki.
Bu baskında polisler 167 kişiyi tutukladı.W trakcie tych wydarzeń milicja zatrzymała łącznie 116 osób.
"Bâb-ı Âli Baskını: 100.Laureaci nagród ZAiKS. zaiks100.pl. .
Bunlar onu bir süre oyalasa da sonunda ruhundaki sıkıntı baskın gelir.Chociaż może już żal zaczyna budzić się w jego sercu.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
baskın ile cümle - Sayfa 11 - baskın kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App