Ana içeriğe geç
Sözlük

basın ile cümle

basın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Eğer bir dili iyi öğrenmek istiyorsanız, onu tek başınıza öğrenin.If you want to learn a language well, learn it by yourself.
Kan basıncı sabitlenemez.The blood pressure can't be determined.
O, başını salladı.She shook her head.
Bazen büyük babam kendi başına bırakıldığında, kendi kendine konuşur.Sometimes my grandfather talks to himself when left alone.
Senin onu tek başına yapabilmenin pek olası olmadığını düşünüyorum.I think it's highly unlikely that you'll be able to do that by yourself.
Tek başına oraya gitmemeliydin.You shouldn't have gone there by yourself.
O, yalnız başına yürüyüşe çıkmayı sever.She likes to go for solitary walks.
Başın acıyor mu?Does your head hurt?
Geleceği tahmin etmenin en iyi yolu, onu kendi başınıza yaratmaktır.The best way to predict the future is to create it yourself.
Bu tur kişi başına ne kadar?How much is this tour per person?
O pastayı yediysen başın belada!You're in trouble if you ate that cake!
Brezilya'ya tek başına gitmesi bizi şaşırttı.It amazed us that she had been to Brazil alone.
Tom tek başına gitmeyecek.Tom won't go alone.
Tom otuzlu yaşların başındaydı.Tom was in his early thirties.
Tom öğle yemeğini genellikle tek başına yer.Tom usually eats his lunch alone.
Tom, bir restoranda tek başına yemek yemenin yürek parçalayıcı olduğunu düşünmektedir.Tom thinks that eating at a restaurant by himself is pathetic.
Tom başının üzerinde durdu.Tom stood on his head.
Tom ev ödevini tek başına yaptığını söyledi.Tom said that he did his homework by himself.
Tom tek başına o kadar çok yemeği yiyemeyeceğini söyledi.Tom said he can't eat that much food by himself.
Tom hiçbir yere tek başına gitmez.Tom never goes anywhere by himself.
Tom tek başına yürüyüş yapmayı sever.Tom likes taking walks by himself.
Tom muhtemelen kendi başına gelemez.Tom is unlikely to come by himself.
Tom tek başına oraya gidemeyecek kadar çok genç.Tom is too young to go there by himself.
Tom şu anda kendi başına.Tom is on his own now.
Tom aklı başında biridir.Tom has a good head on his shoulders.
Tom, karanlıktan sonra kendi başına dışarı çıkmamak için yeterince mantıklıydı.Tom had enough sense to not go out by himself after dark.
Tom dün gece kendi başına üç şişe şarap içti.Tom drank three bottles of wine by himself last night.
Tom tek başına yaşamak istemiyor.Tom doesn't want to live by himself.
Tom tek başına gitmek istemiyor.Tom doesn't want to go alone.
Tom işi tek başına bitirebileceğini sanmıyor.Tom doesn't think he'll be able to finish the job by himself.
Tom ille de oraya tek başına gitmek zorunda değil.Tom doesn't necessarily have to go there by himself.
Tom tek başına oraya gitmek zorunda değildir.Tom doesn't have to go there by himself.
Tom'un tek başına oraya gitmek için cesareti yoktu.Tom didn't have the courage to go there alone.
Tom onu kendi başına yaptı.Tom did it on his own.
Tom kendi başına yemek istediğine karar verdi.Tom decided that he wanted to eat by himself.
Tom birlikte gidecek birini bulamadı bu yüzden tek başına gitti.Tom couldn't find anybody to go with him, and so he went by himself.
Tom yirmili yaşlarının başında iken geçimini güçlükle sağlıyabiliyordu.Tom could barely make ends meet when he was in his early twenties.
Tom kendi başına çekip çeviremez.Tom can't manage on his own.
Tom onun hepsini tek başına yapmış olamaz.Tom can't have done that all by himself.
Tom bütün bu işi tek başına yapmış olamaz.Tom can't do all this work by himself.
Tom on altı yaşında tek başına yaşamaya başladı.Tom began living by himself at the age of sixteen.
Tom bütün pizayı tek başına yedi.Tom ate the whole pizza by himself.
Tom kendi başına akşam yemeği yedi.Tom ate dinner by himself.
Tom tek başına bir düzine çöreğin hepsini yedi.Tom ate a dozen doughnuts all by himself.
Tom onu yalnız başına yapsın.Let Tom do that by himself.
Tom'la yakından ilgilenin ve onun başını derde sokmadığından emin olun.Keep a close eye on Tom and make sure he doesn't get into any trouble.
Tom'un tek başına seyahat etmek istemesi çok zayıf bir olasılıktır.It's very unlikely that Tom will ever want to travel alone.
Tom'un başını bu kadar çok belaya sokması şaşırtıcı.It's amazing how much trouble Tom is able to get into.
Tom, neden Mary'nin tek başına buraya geldiğini merak ediyor.Tom wonders why Mary came here alone.
Tom tek başına oraya gitmemesi konusunda Mary tarafından uyarıldı.Tom was advised by Mary not to go there by himself.
Tom Mary'yi tek başına yüzmeye gitmemesi konusunda ikna etti.Tom persuaded Mary not to go swimming by herself.
Tom Mary'nin işi tek başına yapmasını istediğini açıklığa kavuşturdu.Tom made it plain that he wanted Mary to do the work by herself.
Tom Mary'nin oraya kendi başına gitmesi konusunda ısrar etti.Tom insisted that Mary go there by herself.
Tom Mary'ye tek başına bakmak zorundaydı.Tom had to take care of Mary by himself.
Tom Mary'nin bütün ev ödevini kendi başına yaptığını düşünmüyor.Tom doesn't think that Mary did all her homework by herself.
Tom Mary ile yemeği ummasına rağmen tek başına yedi.Tom ate by himself even though he had hoped to eat with Mary.
Tom ve Mary her ikisi de iş başında.Tom and Mary are both at work.
Hem Tom hem de Mary iş başında.Tom and Mary are both at work.
Tom ve Mary şu anda iş başında.Tom and Mary are at work now.
Tom'un başını belaya sokmakla ilgili uzun bir geçmişi var.Tom has a long history of getting into trouble.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod