Sözcü, anlaşmanın içeriğini basına açıkladı.The spokesman explained the contents of the treaty to the press.
Kız kardeşim önümüzdeki yılın başında evlenecek.My sister will marry early next year.
Başın belaya girecek.You'll get into trouble.
Sakin ol ve başında başla.Calm down and begin at the beginning.
Ailen anlarsa başın belaya girer.You'll get into trouble if your parents find out.
Yeşil düğmeye basın ve ışık yanar.Push the green button, and the light goes on.
Yaşlı adam orada tek başına yaşadı.The old man lived there by himself.
Yaşlı bayan tek başına üç odalı bir dairede yaşadı.The old lady lived in a three-room apartment by herself.
Onu tek başına yap.Do it by yourself.
O tek başına çalıştı.He studied on his own.
Haziran ayının başında Toronto'ya geldim.I came to Toronto at the beginning of June.
O aklı başında biri.He has a good head on his shoulders.
Bu resmi tek başına mı yaptı?Did he draw this picture by himself?
Erkek kardeşim başından beri onu sevmiyordu.My brother didn't like her from the start.
Babam bir sonraki ayın başında dönecek.My father will return at the beginning of next month.
O, onun kendi başına sürmesine izin verdi.She let him drive on his own.
Bu sorunu kendi başınıza çözün.Solve this problem on your own.
Bu sorunu kendi başına çöz.Solve this problem on your own.
O tek başına yürümeyi sever.She likes to walk alone.
Bugün tek başına mı geldin?Did you come by yourself today?
Aklını başına al.Mind your head.
Başına dikkat et.Mind your head.
Benim başından beri büyük bir şehirde yaşamaya hiç niyetim yoktu.I had no intention of living in a large city from the start.
Boşandıktan sonra evinde tek başına koşuşturmak son derece zor olmalı.It must be terribly difficult, running her household on her own after divorcing.
Laboratuvara girin ve acil durum düğmesine basın.Enter the laboratory and press the emergency button.
Emet on saat yatağımın başında oturdu.Emet sat at my bedside for ten hours.
Ben iş başındayken boş zamanlarımda sık sık çizgi romanlar okudum.I often read comic books in my spare time at work.
Çocukken odamda yalnız başına kitap okuyarak çok fazla zaman geçirdim.When I was a child, I spent many hours reading alone in my room.
Oda basın konferansının başlamasını bekleyen muhabirlerle tıka basa doluydu.The room was jam-packed with reporters waiting for the press conference to begin.
Başınız sağolsun.My condolences!
Tek başına değişim, sürekli, sonsuz ve ölümsüzdür.Change alone is eternal, perpetual, immortal.
Tom işte tek başına çalıştı.Tom worked on the job alone.
Tom bilgisayarın başında.Tom is at the computer.
Köşe başında banka var.There's a bank on the corner.
Tek başına mı yoksa bir grupla birlikte mi egzersiz yapmayı seversin?Do you like to exercise alone or with a class?
Oğlum her zaman çok başına buyruktu.My son has always been very independent.
Büyük annem başına buyruk birisidir.My grandma is a very independent person.
Müdür emekli olduktan sonra Tom kuruluşun başına tayin edildi.Tom was named the head of the organization after the director retired.
Su basıncı borunun patlamasına neden oldu.The water pressure caused the pipe to burst.
Büyük basınç nedeniyle boru patladı.The pipe burst due to great pressure.
Tom her gün tek başına oldukça fazla zaman geçirmeyi seviyor.Tom likes to spend quiet time alone every day.
Kedim başını omzuma doğru ovdu.My cat rubbed her head against my shoulder.
Vahşi hayatta tek başına yaşayabilir misin?Could you survive alone in the wilderness?
Çölde tek başına hayatta kalabilir misin?Could you survive alone in the wilderness?
Başın sık sık acır mı?Does your head hurt often?
Rousseau çılgın ama etkiliydi; Hume aklı başında ama hiç bir takipçisi yoktu.Rousseau was mad but influential; Hume was sane but had no followers.
Ormanda yalnız başına yaşadı.He lived alone in the forest.
Onun başarısı başını döndürdü.His success went to his head.
Tek başına on kişilik akşam yemeği pişiremezsen, Lucy sana yardımcı olabilir.Lucy might be able to help you, if you can't cook dinner for ten people alone.
Çıkıştaki akış hızı, çıkış kapakçığının etrafındaki basınç farkıyla orantılıdır.The exit flowrate is proportional to the pressure difference around the exit valve.
Aklı başında hiç kimse gece şu ormanda yürümez.No one in their right mind would walk in those woods at night.
Onlar bunun onun kan basıncını yükselteceğini söyledi.They said it would make his blood pressure go up.
Biz 1994 yılı başında, Windows 3.1 kullanmaya başladık.We started to use Windows 3.1 in the beginning of 1994.
Okinawa'daki asgari ücret saat başına 642 yendir.The minimum wage in Okinawa is 642 yen per hour.
Çocuğun başında büyük bir yumru var. O kadar çok ağlamasına şaşmamalı.The boy has a huge bump on his head. No wonder he cried so much!
Bir felaket, tek başına asla gelmez.A misfortune never comes alone.
O yaşlı kadın yalnız başına yaşıyor.That old woman lives by herself.
O, ona, oraya tek başına gitmemesini tavsiye etti.She advised him not to go there by himself.
O, onun başını belaya soktu.She got him into trouble.
Onun tarafından oraya tek başına gitmemesi tavsiye edildi.She was advised by him not to go there by herself.