Tom kendi başına çıkıp gitti.Tom went off by himself.
Tom kendi başına gitmek zorundaydı.Tom had to go by himself.
O yeni yıl arifesini tek başına kutladı.He celebrated New Year's Eve alone.
Bazen tek başına biraz zaman harcamak harikadır.Sometimes it's great to spend some time alone.
Bir alçak basınç alanı rüzgar ve yağmur alternatifi ile İskandinavya'nın tümünü kapsar.A low pressure area covers all of Scandinavia with alternating wind and rain.
Tom başını belaya sokuyor mu?Has Tom been getting into trouble?
Tom'un onu tek başına yapabilip yapamayacağına bakalım.Let's see if Tom can do that by himself.
Tom'un, bunu tek başına halledebileceğini umalım.Let's hope that Tom can handle that by himself.
Bunu tek başına yapmayı hayal edebilir misin?Can you imagine doing this by yourself?
Tom küçük bir kamarada tek başına yaşıyordu.Tom lived alone in a small cabin.
Kahvaltısını kendi başına yedi.He ate breakfast by himself.
Tom Mary'ye gece tek başına dışarı çıkmamasını söyledi.Tom told Mary not to go out at night by herself.
Hepimizin başına bela getireceksin.You're going to get us all in trouble.
Tom hepsini kendi başına yapamaz.Tom can't do it all himself.
Geceleri yalnız başına sokaklarda yürümekten kaçının.Avoid walking on the streets alone at night.
Tom yalnız başına kahvaltı etti.Tom breakfasted alone.
1990'ların başında, ayaklanma daha yoğun oldu.In the early 1990s, the insurgency became more intense.
Tom kim olduğumu başından beri biliyordu.Tom knew all along who I was.
Mary bir kayanın üzerinde tek başına oturuyordu.Mary sat alone on a rock.
Tom bir kaya parçasının üzerine tek başına oturdu.Tom sat alone on a boulder.
Siparişinizi onaylamak için aşağıdaki düğmeye basınız.Click on the button below to confirm your order.
O tek başına yaşayacak kadar oldun değil.He is not mature enough to live alone.
Başın öne eğilmeye başlıyor.Your head is starting to droop.
Başın dönmedi.You didn't feel dizzy.
O, İskoçya'nın uzak bir bölgesinde tek başına bir hayat sürüyor.She leads a solitary life in a remote area of Scotland.
Yükseklik arttıkça hava basıncı düşer.As elevation increases, air pressure decrease.
Pamuk kurdu uzun zamandır pamuklu bitkilerin başına bela olmuş durumda.The boll weevil has long plagued cotton crops.
Başından beri istediğin bu, değil mi?That's what you've wanted all along, isn't it?
Ben senin kendi başına yaşadığını sanıyordum.I thought you lived by yourself.
Erkek kardeşim tek başına gitmekte ısrar etti.My brother insisted on going alone.
Burada tamamen kendi başına yalnızlaşmıyor musun?Don't you get lonely out here all by yourself?
Şimdiye kadar başına gelen her şeyi atlattın.You have survived everything that has happened to you so far.
Curdken ona doğru koştu ve onun başından bir tutam saç tutmak istedi.Curdken ran up to her and wanted to grasp some of the hair from her head.
Mary başını Tom'un omzuna koydu ve kısa sürede uykuya daldı.Mary laid her head on Tom's shoulder and soon fell asleep.
Tom, başını yastığa koyar koymaz uykuya daldı.Tom fell asleep the moment his head hit the pillow.
Tom'un onu kendi başına yapması gerektiğini düşünüyorum.I think Tom was supposed to do that by himself.
Başın belada değil.You're not in trouble.
Şimdi kendi başınızasınız.You're on your own now.
Tom oraya tek başına gitti.Tom went there alone.
Tom şarap şişesini tek başına bitirdi.Tom finished the bottle of wine by himself.
Tom'un tek başına Boston'a gitmesine izin vermeyeceğim.I'm not going to let Tom go to Boston by himself.
Tom bütün karpuzu tek başına yedi.Tom ate the whole watermelon by himself.
Tom tek başına evi boyadı.Tom painted the house all by himself.
Tom tek başına çalışmayı sevmez.Tom doesn't like to work by himself.
Tom yalnız başına köşede durdu.Tom stood in the corner by himself.
Tom her şeyi kendi başına yapabilirdi.Tom could do everything by himself.
Bunu tek başına yapabilmelisin.You should be able to do this by yourself.
Tom tek başına bütün pastayı yedi.Tom ate the whole cake by himself.
Mary başını kaldırdı.Mary lifted her head.
Oraya tek başına gitmen güvenli olmazdı.It wouldn't be safe to go there by yourself.
Tom kendi başına Boston'a gitmemeliydi.Tom shouldn't have gone to Boston by himself.
Neden Tom'un yalnız başına Boston'a gitmesine izin verdin?Why did you let Tom go to Boston by himself?
Tom kendi başına yangını söndürmeyi başardı.Tom managed to put the fire out by himself.
Tom küçük bir dairede tek başına yaşıyordu.Tom lived in a small apartment by himself.
Tom raporu tek başına yazdı.Tom wrote the report all by himself.
Tom kendi başına çadırda kaldı.Tom stayed in the tent by himself.
Tom oraya kendi başına gitmemeli.Tom shouldn't go there by himself.
Tom yalnız başına oraya gitmeyi planlıyor.Tom plans to go there by himself.
Tom aklı başında.Tom is level-headed.
Tom tek başına oturuyordu.Tom was sitting all by himself.