Tom her zaman her şeyi kendi başına yapmak istiyor.Tom always wants to do everything by himself.
Tom bunu kendi başına çözmek zorunda kalacak.Tom will have to figure this out on his own.
Tom bunu tek başına yapamaz. Ona yardım etmen gerekiyor.Tom can't do it alone. You need to help him.
Tom bunu tek başına asla yapamayacak.Tom will never be able to do it by himself.
Tom onu tek başına yapmak zorunda kalacak.Tom is going to have to do it by himself.
Tom yine başını belaya sokmak istemiyor.Tom doesn't want to get in trouble again.
Tom tek başına bunun üstesinden gelemeyecek.Tom won't be able to handle this alone.
Tom kendi başına Fransızca öğrendiğini söylüyor.Tom says he learned French on his own.
Bunu tek başına yapmaya kalkışma.Don't attempt to do this by yourself.
Tom bunu yalnız başına yapmak zorunda olacak.Tom will have to do it by himself.
Tom onunla tek başına yüz yüze gelmek zorunda değil.Tom doesn't have to face it alone.
Tom bunu tek başına yapmak zorunda değil.Tom doesn't have to do this alone.
Tom yalnız başına bir yere gidemez.Tom can't go anywhere by himself.
Kan basıncım oldukça yüksek.My blood pressure is quite high.
Tom tek başına gitmek zorunda kalacak.Tom will have to go by himself.
Tom bunu tek başına yapmak zorunda değildi.Tom didn't have to do it alone.
Tom'un onu tek başına yapmasına izin verme.Don't let Tom do it by himself.
Tom onu tek başına yapamadı.Tom couldn't do it by himself.
O senin de başına gelebilirdi.That might happen to you, too.
Tom kendi başına gidebilirdi.Tom could've gone by himself.
Tom bunu yalnız başına kullanamaz.Tom can't handle this alone.
Kan basıncın yüksek mi?Is your blood pressure high?
Tom sakin ve aklı başındaydı.Tom was calm and collected.
O senin de başına gelecek.That'll happen to you, too.
Tom başından beri doğruydu.Tom was correct all along.
Onu Tom'a yalnız başına yaptırma.Don't let Tom do it alone.
Tom kahvaltıyı tek başına yedi.Tom ate breakfast alone.
Tom kendi başına hareket ediyor.Tom is acting on his own.
O, bataklıkta küçük bir kulübede tek başına yaşıyor.He lives alone in a little cottage in the swamp.
Tom, başına iş açtığı için üzgün olduğunu söylüyor.Tom says he's sorry that he caused you trouble.
Tom'un bunu tek başına yapabildiğine inanamıyorum.I can't believe Tom was able to do this all by himself.
Tom böyle bir şey yapmayacak kadar aklı başında biri.Tom is wise enough not to do such a thing.
Tom bunu kendi başına yazmış olamaz.Tom can't have written this by himself.
Tom direksiyon başında uyuyakalıp kazaya neden oldu.Tom fell asleep while driving and caused an accident.
Tom tek başına şişedeki tüm sütü içti.Tom drank the whole bottle of milk by himself.
Başını kuma gömemezsin.You can't bury your head in the sand.
Onun başına daha önce böyle bir şey hiç gelmemişti.That had never happened to him before.
Tom Boston'a kendi başına gitmeye karar verdi.Tom has decided to go to Boston by himself.
Aşk tek başına başarılı bir uluslararası evlilik için yeterli değildir.Love alone is not enough for a successful international marriage.
Tom tüm bunu tek başına yaptı.Tom did it all alone.
Tom yalnız başına gitmekten vazgeçti.Tom ended up going by himself.
Tom eve kendi başına gitti.Tom went home by himself.
O kelimeyi tek başına anlamıyorum. Bana bir bağlam verir misin?I do not understand that word in isolation. Could you give me some context?
Onun babası savaşta öldü ve annesi onu ve kardeşlerini kendi başına yetiştirdi.His father died in the war and his mother raised him and his siblings by herself.
O, sorunu kendi başına çözdü.He solved the problem on his own.
Başın ne kadar süredir acıyor?How long has your head been hurting?
Tom kendi başına çalışır.Tom works on his own.
Akılsız başın cezasını ayaklar çekermiş.Use your head to save your heels.
Topuklarını kurtarmak için başını kullan.Use your head to save your heels.
O onun tek başına oraya gitmemesini tavsiye etti.He advised her not to go there by herself.
Tom Mary'ye oraya tek başına giderse iyi olmayacağını düşündüğünü söyledi.Tom told Mary that he thought it wouldn't be good if she went there by herself.
Tom Mary'ye oraya kendi başına gitmemesi gerektiğini düşündüğünü söyledi.Tom told Mary that he thought she shouldn't go there by herself.
Sanırım horozların başının üstündeki ibik çekici.I think the crest on the top of the head of roosters is attractive.
Erkek kardeşim başından beri ona katlanamadı.My brother couldn't stand her from the very beginning.
Tom hâlâ kendi başına yaşıyor.Tom still lives by himself.
Sürücülerden biri direksiyon başında uykuya daldı, kazaya sebep oldu.One of the drivers fell asleep at the wheel, causing the accident.
Tom ekim ayı başında istifa etti.Tom resigned in early October.
Tom kendi başına gitti.Tom went by himself.
Tom kendi başına yaşıyor.Tom lives on his own.
Tom onu kendi başına yapmadı.Tom didn't do it by himself.