Tom ormanda tek başına yaşar.Tom lives in the woods all by himself.
Tom tek başına akşam yemeği hazırladı.Tom prepared supper by himself.
Tom başına soğuk su döktü.Tom poured cold water over his head.
Tom otuzların başında kel olmaya başladı.Tom started going bald in his early thirties.
Tom tek başına gitmemeli.Tom shouldn't go by himself.
Tom hafta sonunu tek başına geçirdi.Tom spent the weekend by himself.
Tom kaydı ve başını çarptı.Tom slipped and hit his head.
Tom küçük bir kulübede tek başına yaşıyordu.Tom lived alone in a small hut.
Tom başının arkasından vuruldu.Tom was shot in the back of the head.
Aynı dert kişinin başına iki kez gelmez.Lightning never strikes twice in the same place.
Sanki kulağına su kaçmış gibi başını sallıyor.He's shaking his head as if he had water in his ears.
Başını dik tut.Keep your chin up.
Tom bile bunu tek başına yapamazdı.Not even Tom could've done this by himself.
Marie hepsini tek başına yapmalıydı.Maria should have done all of them on her own.
Biz sade bir dille sadece Tom'u burada tek başına bırakamayız.We simply can't just leave Tom here by himself.
Bazen başından beri senin haklı olup olmadığını merak ediyorum.Sometimes I wonder whether or not you were right all along.
Bununla tek başına ilgilenmek zorunda kalacaksın.You're going to have to take care of this by yourself.
Tom başından yara aldı.Tom received an injury to his head.
Amelia Earhart Atlantiği tek başına uçarak geçen ilk kadındı.Amelia Earhart was the first woman to fly across the Atlantic solo.
Tom'un tek başına buraya gelmeyi planlayıp planlamadığını öğrenmeni istiyorum.I want you to find out if Tom is planning to come here by himself.
Tom'u burada tek başına bırakmamız gerektiğini sanmıyorum.I don't think we should leave Tom here by himself.
Tom'un bunu tek başına yapabilmesinin imkanı yok.There's no way Tom could've done this by himself.
Evde seni tek başına bırakma fikrini sevmiyorum.I don't like the idea of leaving you at home by yourself.
Boston'a tek başına gitmenin iyi bir fikir olduğunu sanmıyorum.I don't think it's a good idea for you to go Boston by yourself.
Bunu tek başına yaptığını sanmıyorum.I don't think you did this by yourself.
Tom arka verandada tek başına dans ediyordu.Tom was dancing by himself on the back porch.
Tom odasında tek başına çok zaman geçiriyor.Tom has been spending a lot of time alone in his room.
Bunu kendi başına yapmak zorunda kalacaksın.You'll have to do that on your own.
Tom günde iki kez kan basıncını kontrol eder.Tom checks his blood pressure twice a day.
Mary, erkek arkadaşını başından attı.Mary's packed her boyfriend in.
Tom gözlerini kapadı ve başını salladı.Tom closed his eyes and shook his head.
Tom kendi başına üç kutuyu taşıyabildi.Tom managed to carry all three boxes by himself.
Tom kendi başına bir şey yapmayı biliyor gibi görünmüyor.Tom doesn't seem to know how to do anything on his own.
Tom, baskı altındayken bile soğukkanlı, sakin ve aklı başında.Tom's cool, calm, and collected, even under pressure.
O tek başına bütün evi temizledi.She cleaned all of the house by herself.
Mary eğildi ve Tom'un omzuna başını bastırdı.Mary leaned over and pressed her head against Tom's shoulder.
Başın ağrıyorsa dinlenmek zordur.It's hard to relax when you have a headache.
Onun başının belada olduğunu düşünüyor musun?Do you think he's in trouble?
Onun başının dertte olduğunu düşünüyor musunuz?Do you think she's in trouble?
Onu tek başına mı yaptın?Did you do that by yourself?
Üzülme, o herkesin başına gelir.Don't worry, it happens to everyone.
Tom ve Mary, en başından beri büyük ölçüde birbirleriyle iyi geçinirler.Tom and Mary hit it off big time from the get-go.
Tom'un başına ödül kondu.Tom has a price on his head.
Tom gülümsedi ve başını salladı.Tom smiled and nodded.
Tom başının fena halde dertte olduğunu anladı.Tom realized he was in deep trouble.
Bunu kendi başına yapmak zorunda olduğun için üzgünüm.I'm sorry you had to do this by yourself.
Başından beri benimle ilgili gerçeği söylemeliydim.I should've told you the truth about me from the beginning.
Başından beri onları uyarıyorum.I've been warning them from the beginning.
Hey, benim başından beri söylediklerim bu.Hey, that's what I've been saying all along.
Tom başından beri yalan söylüyor.Tom has been lying all along.
Tom'la başından beri birlikteyim.I've been with Tom all along.
Tom arabadan indi, ancak Mary direksiyonun başında kaldı.Tom got out of the car, but Mary remained behind the wheel.
Sanırım bunu tek başına halletmek zorundasın.I think you've got to work this out on your own.
Bana Tom'un tek başına çalışmayı sevdiğini söylendi.I'm told that Tom likes to work on his own.
Tom geçen yılın başında oğlunu kaybetti.Tom lost his son early last year.
Tom başını salladı ve kapıya yöneldi.Tom nodded and headed for the door.
Tom bir kaç kere başını salladı.Tom nodded his head a few times.
Böyle kendi başınıza gitmenizden hoşlanmıyorum.I don't like you going off on your own like this.
Tom minnetle başını salladı.Tom nodded his head in thanks.
Basına konuşmak zorundasın.You have to talk to the press.