Tom başını salladı ve gitti.Tom nodded his head and left.
Bu gece bir basın konferansı olacak.There's going to be a press conference tonight.
Tom başını sallayarak onayladı.Tom nodded his head in agreement.
Tom uzlaşmasını göstermek için başını salladı.Tom nodded his head to show his agreement.
Başını aşağıda tut.Keep your head low.
Tom kısaca başını salladı.Tom nodded curtly.
Neden beni başından savdın?Why did you ditch me?
Neden harika şeylerin hepsi senin başına geliyor?Why do all the cool things happen to you?
Onun Tom olduğunu başından beri biliyordun, değil mi?You knew all along it was Tom, didn't you?
Tom başını muayene ettirmeli.Tom ought to have his head examined.
Daha şimdiden Tom'un başına bir sürü iş açtım.I've already caused Tom a lot of trouble.
Başını belaya sokma.Don't get into trouble.
Senin başın dertte.You're in for trouble.
Tom beni görmeye gelmek için tek başına karar verdi.Tom decided on his own to come see me.
Tom asla tek başına kanosuyla dışarı çıkmaz.Tom never goes out in his canoe alone.
Tom Mary'yi gece tek başına dışarı çıkmaması için uyardı.Tom warned Mary not to go out at night alone.
Tom hava karardıktan sonra kendi başına dışarı çıkmaması gerektiğini bilir.Tom knows better than to go out after dark by himself.
Tom sorunu tek başına çözebildi.Tom was able to solve the problem by himself.
Sanırım Tom'un tek başına Boston'a gitmesine izin vermeliyiz.I think we should let Tom go to Boston by himself.
Tom tek başına gitmek istemedi.Tom didn't want to go by himself.
Tom asla tek başına yüzmez.Tom never swims by himself.
Tom bunu kendi başına yapabilmeli.Tom should be able to do that by himself.
Tom hava karardıktan sonra tek başına dışarı çıkmasının aptalca olduğunu biliyordu.Tom knew it was foolish to go out by himself after dark.
Dikkatli olmazsan başını belaya sokacağını sana söylüyorum.I'm telling you you're going to get into trouble if you're not careful.
Tom kendini ihbar etmek için tek başına karar verdi.Tom decided on his own to turn himself in.
Bunu kendi başına yapman gerektiğini düşünüyorum.I think you should do this on your own.
Tom İncili başından sonuna kadar asla okumadı.Tom has never read the Bible from cover to cover.
Tom ormanda küçük bir kulübede tek başına yaşar.Tom lives all by himself in a small cabin in the woods.
Tom Mary'ye yardım etmek için kendi başına karar verdi.Tom decided on his own to help Mary.
Tom'un başının belada olduğunu düşünüyor musun?Do you think Tom is in trouble?
Tom'un tek başına yaşadığını biliyor muydun?Did you know Tom was living by himself?
Başınız sağ olsun.You have my condolences.
Hiçbir klavye bulunmadı. Devam etmek için lütfen için F1 tuşuna basın.No keyboard has been found. Please press F1 to continue.
Yalnız başına alışverişe gitmek istemiyorum.I don't want to go shopping alone.
Zekân başına iş açabilir.You're too clever for your own good.
Lastik basıncını kontrol edebilir misiniz?Can you check the tire pressure?
Bu alan basınç altındadır.This area is pressurized.
Bu alan basınçlıdır.This area is pressurized.
Bu alan basınçlandırılmıştır.This area is pressurized.
Bunu her zaman tek başına yapmaya çalışabilirsin.You can always try doing it by yourself.
Tom tek başına piyanoyu taşımaya çalıştı ama taşıyamadı.Tom tried to move the piano by himself, but he couldn't.
Beni gerçekten sevmediğini başından beri biliyordum.I knew from the beginning that you never really loved me.
Tom muhtemelen o kapıyı tek başına açmış olamazdı.Tom couldn't possibly have opened that door by himself.
Tom tek başına Boston'a gitmek istemiyordu.Tom didn't want to go to Boston by himself.
Tom'u orada tek başına bırakamam.We can't leave Tom there by himself.
Tom tek başına burada kalmamalıydı.Tom shouldn't have stayed here by himself.
Tom Mary'nin yüzünü göremedi. O sadece başının üstünü görebildi.Tom couldn't see Mary's face. He could only see the top of her head.
Tom bütün gün evde tek başınaydı.Tom was at home by himself all day.
Başından beri haklı olan kişiydim.I was the one that was right all along.
Basın içeriye giremez.The press is not allowed inside.
Tom iş başında içki içerken bulundu.Tom was found out drinking on the job.
Onun başına ne gelebilirdi?What could've happened to her?
Neden onu tek başına bıraktın?Why did you leave her alone?
Onu tek başına bırakmanı istiyorum.I want you to leave him alone.
Biz onu tek başına bırakamayız.We can't leave her alone.
Ben onu tek başına bırakacağım.I'll leave her alone.
Sadece onu tek başına bırak.Just leave her alone.
Onu asla tek başına bırakma.Don't ever leave her alone.
Onu yalnız başına bıraksan iyi olur.You'd better leave him alone.
Tom tek başına pastanın yarısını yedi.Tom ate half the cake by himself.