Ana içeriğe geç
Sözlük

basın ile cümle

basın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Başın belada mı?Did you get in trouble?
Yasa ile başın dertte mi?Are you in trouble with the law?
Benden dolayı başın belaya girecek mi?Are you going to get in trouble because of me?
O başını kaşıdı.She scratched her head.
O, başını kaşıdı.He scratched his head.
Yalnız başına balığa çıkmayı sever.He likes to go out fishing alone.
En başından başlayalım.Let's start from the beginning.
Bir basın toplantısı düzenleyelim.Let's call a press conference.
Tom yalnız başına yolculuk etmek istemiyor.Tom doesn't want to travel alone.
Başını belaya sokmak istemiyorum.I don't want to get you in trouble.
Tom'un başına bela gelmesini istemedim.I didn't want Tom to get in trouble.
Birinin başını belaya sokmak istemiyorum?I don't want to get anyone in trouble.
Tom bunu tek başına yapmak istemiyor.Tom doesn't want to do this on his own.
Tom'un başına kötü bir şey gelmesini istemiyordum.I didn't want Tom to get in any trouble.
Bunu tek başına yapmak istediğinden emin misin?Are you sure you want to do this by yourself?
Yarın saat kaçta iş başında olmamı istersin?What time do you want me to be at work tomorrow?
Başınızı derde sokmak istemiyorum.I don't want to trouble you.
Başın sıkışınca bana gelebilirsin.I want to be someone you can turn to.
Tom'un alışveriş merkezinde tek başına gezinmesini istemiyorum.I don't want Tom wandering around the mall by himself.
Tom'un başına gelenleri bana hemen anlatmanı istiyorum.Right now, I want you to tell me what happened to Tom.
Bu çocukları tek başına büyütmeyi gerçekten istiyor musun?Do you really want to raise these children by yourself?
Kesinlikle yapmak istediğin tek şey hava karardıktan sonra tek başına dışarı çıkmak.One thing you definitely don't want to do is to go out alone after dark.
Tom, Mary'yi başını belaya sokacak bir şey yapmaya teşvik etmek istemedi.Tom didn't want to encourage Mary to do anything that might get her in trouble.
Tom kendi başına seyahat etmekten mutlu.Tom is happy traveling by himself.
Basın özgürlüğü ilerliyor.Press freedom is advancing.
Tom ön bahçede tek başına çalıyor.Tom is playing by himself in the front yard.
Tek başına olmak isterim.I would like to be alone.
İş başında bir şey oldu mu?Did something happen at work?
Senin yüzünden kan basıncımla ilgili sorun yaşıyorum.Because of you, I'm having problems with my blood pressure.
Aklı başındayım.I'm grounded.
Başın çok ciddi belada.You are in very serious trouble.
Başın ciddi belada.You are in serious trouble.
Tek başına idare edebilir misin?Can you manage alone?
Tom tek başına seyahat etmeyi sever.Tom likes to travel alone.
Tom bunu tek başına yapamadı.Tom couldn't do this alone.
Tom kanepede tek başına oturdu.Tom sat alone on the couch.
Tom'u tek başına yenemezsinYou can't defeat Tom alone.
Tom tek başına zamana ihtiyacı olduğunu söylüyor.Tom says he needs time alone.
Tek başına çok zaman harcıyorsun.You spend too much time alone.
Tom'u burada tek başına bırakmıyorum.I'm not leaving Tom here alone.
Belki Tom tek başına çalışmıyordu.Maybe Tom wasn't working alone.
Tom Mary'nin eve tek başına döndüğünü gördü.Tom saw Mary return home alone.
Tom'u kampta tek başına bulduk.We found Tom alone at the camp.
Sadece bunu tek başına yapmayı deneme.Just don't try to do this alone.
Tom çok uzun süredir tek başına.Tom has been alone far too long.
Tom tek başına bunun üstesinden gelmeli.Tom has to deal with this alone.
Tom seni tek başına gördüğü konusunda ısrar ediyor.Tom insists on seeing you alone.
Tom oturma odasında tek başına.Tom is alone in the living room.
Tom dışarıda balkonda tek başına.Tom is alone out on the balcony.
Tom bir köşe masasında tek başına oturdu.Tom sat alone at a corner table.
Tom boş bir plajda tek başınaydı.Tom was alone on an empty beach.
Bunu tek başına yapmak zorunda değilsin.You don't have to do this alone.
Tom tek başına hareket ettiği konusunda ısrar etti.Tom insisted that he acted alone.
Tom tek başına sahil boyunca yürüdü.Tom walked along the shore alone.
Tom barda tek başına oturuyordu.Tom was sitting alone at the bar.
Tom bir bankta tek başına oturuyordu.Tom was sitting alone on a bench.
Tom tek başına laboratuvarda çalışıyordu.Tom was working alone in the lab.
Tom'un tek başına olmasından endişeleniyorum.I'm worried about Tom being alone.
Tom bunu tek başına yapamazdı.Tom couldn't have done this alone.
Tom yıllarca tek başına yaşadı.Tom lived alone for several years.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod