Onu tek başına yapmak için çok gençsin.You're too young to do that by yourself.
Bunu tek başıma yapacak kadar yeterince yaşlı yaş değilim.I'm not old enough to do that by myself.
Asla oraya tek başıma gitmemeliydim.I never should've gone there by myself.
Neden başın hep derde giriyor.Why are you always getting in trouble?
Sen tek başına yaşamak için çok gençsin.You're too young to live by yourself.
Tom başını belaya sokmak istemedi.Tom didn't want to get into trouble.
Tom Mary'nin başının üzerinde bir yumurta kırdı.Tom cracked an egg over Mary's head.
Ben işleri tek başıma yapmaya alışkınım.I'm used to doing things by myself.
Onu kendi başıma yapmak için çok gencim.I'm too young to do that by myself.
Bunu yalnız başıma yapamayacağım.I won't be able to do it by myself.
Tek başıma yaşamak için çok gencim.I'm too young to live by myself.
Ben hiç başım belada değildim.I've never been in any trouble.
Muhtemelen tek başıma gelmeyeceğim.I'm unlikely to come by myself.
Hiç başım belada olmadı.I've never been in trouble.
Tom'un başı belada olabilir.Tom might be in trouble.
Tom, Mary'ye kendi başına yardım etti.Tom himself helped Mary.
Ben asla kendi başıma yüzmem.I never swim by myself.
Ben basit bir erkeğim.I am a simple man.
Her seçmen kendi başına karar vermelidir.Each voter must decide for himself.
Bunu muhtemelen yalnız başına yapamam.I can't possibly do this alone.
Bunu tek başıma yapmama imkân yok.I can't possibly do this alone.
Bunu yalnız başıma yapmam olanaksız.I can't possibly do this alone.
Bunun tamamını tek başıma yapmak imkansızdır.It's impossible to do this all by myself.
Başım şimdi iyi.My head is fine now.
Macar dili basit değil, ama harikadır.The Hungarian language is not simple, but wonderful.
Başım büyük bir belada idi.I was in big trouble.
Soğuktan başım ağrıyor.I've got a headache from the cold.
Bu tatlı küçük yaşlı kadının bir sendikanın başı olduğu ortaya çıktı.This sweet little old lady turned out to be the head of a crime syndicate.
Bu tatlı küçük yaşlı kadının bir suç örgütünün başı olduğu ortaya çıktı.This sweet little old lady turned out to be the head of a crime syndicate.
Tom orada tek başına ne yapıyordu?What was Tom doing out there all by himself?
Tom kendi başına olduğunu fark etti.Tom realized that he was on his own.
Tom'un genellikle kanunla başı beladadır.Tom is often in trouble with the law.
Bu basit ama sevgiyle yapılmış.It's simple, but made with love.
Tüm devrimci fikirler basittir.All revolutionary ideas are simple.
Tom tek başına eve yürümekten çok korktu.Tom was too scared to walk home by himself.
Başımız hiç derde girmedi.We never got into any trouble.
Hiç başımı belaya sokmadım.I never got into any trouble.
Basınç arttıkça sıcaklık artar.When the pressure increases, so does the temperature.
Tom Mary'nin aklını başına getirmeye çalıştı.Tom tried to talk some sense into Mary.
O bir kez benim de başıma geldi.That happened to me once, too.
O hiç başıma gelmedi.That's never happened to me.
Leyla'nın başı kanıyordu.Layla was bleeding from the head.
Senin için basit olmayacak.It won't be simple for you.
Bir martı aniden başımızın üzerinden uçtu.A seagull suddenly flew over our heads.
Bugün erken saatlerde başım ağrıyordu.I had a headache earlier today.
Hâlâ kendi başıma yaşıyorum.I still live by myself.
Leyla yirmili yaşlarının başındaydı.Layla was in her early twenties.
Tom elinden gelseydi onu tek başına yapacağını söyledi.Tom said he would've done that by himself if he could've.
Tom yapabilseydi onu kendi başına yapardı.Tom would've done that by himself if he could've.
Sanırım onu tek başıma yapabileceğim.I think I'll be able to do that by myself.
Onu tek başına yapamazsın, değil mi?You can't do that by yourself, can you?
Oraya tek başıma gitmezdim.I wouldn't have gone there by myself.
Tom tek başına istasyona kadar gitti.Tom went as far as the station by himself.
Tom restorandan tek başına ayrıldı.Tom left of the restaurant by himself.
Tom kendi başına yaşamak istediğini söylüyor.Tom says he wants to live by himself.
Tom onu kendi başına mı halletti?Did Tom figure that out by himself?
Yeni Antlaşma 1767'de İskoç Galcesi olarak basıldı.In seventeen sixty-seven, the New Testament was printed in Scottish Gaelic.
O gün Leyla'nın başına geldiğine inandığım şey budur.This is what I believe happened to Layla that day.
Leyla, uyuduğu sırada Sami'yi başından vurdu.Layla shot Sami in the head while he slept.
Leyla başından vuruldu.Layla was shot in the head.