Yüksek güç tüketimi dolayısıyla 4 Ghz bariyeri 3 Ghz'e ulaşılan 2002 yılından beri geçilememiştir.Dans les années 2000, cette fréquence atteint 3 GHz.
Kendi başına tam anlamıyla bir bariyer adası değildir.Il ne s'agit pas d'un panhandle à proprement parler.
Doğu'dan gelen Osmanlı fetihlerine karşı bir bariyer olarak kurulmuştur.Fue construido como barrera protectora contra los conquistadores otomanos del Este.
Bu iki sistem arasındaki diğer fark kan-doku bariyerinin geçirgenliğideki değişimdir.La temperatura crítica es el punto de transición entre estos dos regímenes.
Ses bariyerini kıran ilk uçak olan Bell X1, enternasyonal turuncu rengine boyalıydı.En la Postguerra construyó el Bell X-1, el primer avión que quebró la barrera del sonido en vuelo nivelado.
Bu malzeme ekonomiktir, darbelere dayanıklıdır ve iyi bir nem bariyeri sağlar.Este material es económico, resistente a los impactos y proporciona una buena barrera contra la humedad.
Morfin, plasenta bariyerini hızla aşar.La droga atraviesa la barrera de la placenta libremente.
Mekanik, kimyasal ve biyolojik engeller gibi bazı bariyerler canlıları enfeksiyonlardan korur.Diverse barriere, sia meccaniche, chimiche o biologiche, proteggono gli organismi dalle infezione.
Brezilyalı pilot, lastik bariyerlerin üstüne düşen araçtan bilinci kapalı olarak çıkarıldı.Il pilota brasiliano è stato forzato fuori dal tracciato dalla manovra del pilota della Ferrari.
Laminat (ABL) tüpleri, alüminyum tüplerin bariyer niteliklerini plastik boru olanakları ile birleştirir.Ламинатные (ABL) тубы совмещают барьерные качества алюминиевых туб с возможностями оформления пластиковых туб.
Stiren iyi bariyer özellikleri sağlamaz ve kötü darbe direnci gösterir.Стирол не обеспечивает хорошие барьерные свойства и демонстрирует плохую ударопрочность.
Pek çok ilaç kan-beyin bariyerini geçemez.Существует множество вариаций канбан-доски.
Bu adalar gel-git girişleri hariç, bariyer zincirler kesintisiz bir şekilde 100 kilometreden fazla uzayabilir.باستثناء مداخل المد والجزر التي تفصل بين الجزر، قد تمتد سلسلة الحاجز دون انقطاع لأكثر من مائة كيلومتر.
Bariyer transfer makinesi hakkında bir İngilizce haberمقالة باللغة الإنجليزية عن المضخات ذات التروس الخارجية.
Bariyer ada zinciri, dünya sahillerinde %13 oranında bulunabilir.Cadeias de ilhas-barreira podem ser encontradas em aproximadamente treze por cento da costa marítima mundial.
Mekanik, kimyasal ve biyolojik engeller gibi bazı bariyerler canlıları enfeksiyonlardan korur.Existem várias barreiras mecânicas, químicas e biológicas que protegem os organismos de infecções.
Grand Line'a girmek isteyenler için oldukça etkili bariyerlerdir.Devido a isso na região de Calm Belt há barreiras muito eficazes para aqueles que tentam entrar na Grand Line.
Bunun üzerine NYSE gelecekte bu tür protestoları önlemek için bariyerler kurmuştur.Desde então foram instaladas barreiras nesta área para evitar o mesmo tipo de evento.
Morfin, plasenta bariyerini hızla aşar.A atropina atravessa a barreira placentária.
Bu iki sistem arasındaki diğer fark kan-doku bariyerinin geçirgenliğideki değişimdir.Consequentemente, existe uma diferenciação entre os dois sistemas pelo tipo da rede de acesso.
Sentetik dopamin kan ile beyin arasındaki bariyeri aşamamaktadır.Dopamine zelf kan niet door de bloed-hersenbarrière.
Asadan mavi ve beyaz şeritler çıkartarak efsunlu bir bariyer yaratır.Dat ze blauwe plekken en kneuzingen veroorzaken wordt als aanvaardbaar beschouwd.
Kendi başına tam anlamıyla bir bariyer adası değildir.Het is geen zelfstandige rivier.
Ses bariyeri ilk olarak 1947 de Bell X-1 uçağı kullanılarak aşıldı.Yeager doorbrak de geluidsbarrière op 14 oktober 1947 in een Bell X-1 vliegtuig.
Basit bir bariyer iki iletkenin ince bir yalıtkan ile ayrılmasından oluşturulabilir.Een eenvoudige staande golf kan ontstaan als een golf tegen twee vaste punten gereflecteerd wordt.
Bunun üzerine NYSE gelecekte bu tür protestoları önlemek için bariyerler kurmuştur.Po tych wydarzeniach wprowadzono surowe prawa, które miały zapobiec w przyszłości takim wystąpieniom.
Bariyerler kapatılmadı, çünkü operatör yanlış düğmeye basıyordu.Nackdelen var att bromsen ej fungerade om vakuumledningen läckte.
Kendi başına tam anlamıyla bir bariyer adası değildir.Ön är inte direkt någon turistö.
Salona doğru ilerlerken, Willow bir bariyer büyüsü yapar.Прийшовши до тями, Софі знаходить чарівні двері.
Bariyer transfer makinesi hakkında bir İngilizce haberПереклад із англійської Тетяни Заволоко.
Ses bariyeri ilk olarak 1947 de Bell X-1 uçağı kullanılarak aşıldı.Першим літальним апаратом, що подолав звуковий бар’єр у 1947 pp. , був літак-ракета Bell X-1.
Yüksek güç tüketimi dolayısıyla 4 Ghz bariyeri 3 Ghz'e ulaşılan 2002 yılından beri geçilememiştir.Myöhemmin kellotaajuutta on nostettu 3 GHz:iin asti.
Ses bariyeri ilk olarak 1947 de Bell X-1 uçağı kullanılarak aşıldı.Ensimmäinen lentokone, joka ylitti vaakalennossa äänennopeuden oli amerikkalainen Bell X-1 vuonna 1947.
Bariyer adalar var olmadan, sulak alanlar var olamaz.Στον νεογιλό φραγμό δεν υπάρχουν προγόμφιοι.
Kendi başına tam anlamıyla bir bariyer adası değildir.Selve øen er ikke fredet.
Bu evlerin özellikleri bariyer bulundurmamalarıdır.Disse kendetegn ikke er obligatoriske.
Rabin, saldırıların önüne geçebilmek için Gazze etrafına bariyerler diktirdi.Rabin sørget for at en barriere ble konstruert rundt Gaza for å beskytte mot angrep.
Bu bariyerlerin arkasında uzanan bataklıklar bölgeyi bitkisel bir alandan açık denize dönüştürür.Dette for at sanden fra strendene skulle kunne flyttes inn over dyrket mark.
Bariyer transfer makinesi hakkında bir İngilizce haber(Inggris)Terjemahan Bahasa Inggris dari Taittiriya-Samhita dll.
Grand Line'a girmek isteyenler için oldukça etkili bariyerlerdir.Chúng đóng vai trò rất hữu hiệu trong việc làm rào chắn ngăn những kẻ muốn vào Grand Line.
Bariyer ada zinciri, dünya sahillerinde %13 oranında bulunabilir.Có thể tìm thấy các chuỗi đảo chắn dọc theo khoảng 13% dải bờ biển của thế giới..
Bariyer aktifken, kapsama alanı içindeki tüm negatif olayları kovar.Trong khi hoạt động, rào cản sẽ cản phá tất cả các sự kiện tiêu cực xảy ra bên trong.
Kendi başına tam anlamıyla bir bariyer adası değildir.Đây hoàn toàn không phải là một đảo.
2009'da Hudud Devriyesi, 930 km (580 mil) uzunluğundan fazla bariyer olduğunu belirtti.2009年1月現在、アメリカ合衆国税関・国境警備局は、580マイル (930 km)以上の壁があるとしている。
Bu dikey çubuklar deniz seviyesinde yavaş yavaş bariyer ada oluştururlar.大型の海藻は干潮線付近でやっと出現する。
Bariyer hasar görür.衝突するとダメージ。
Gerçel sayı doğrusu üzerinde bu problemden x = 0 noktasında bir bariyer dikerek kaçınabiliriz.在实数轴上我们在单点 x = 0 处立一个“障碍”以避免这个问题。
Kaldırmanın üçüncü kaynağı rüzgâr döngüsü kuvveti fiziksel bariyerleri aşar örneğin dağ (orografik kaldırma).抬升的第三个来源是风力循环,迫使空气在碰到物理障碍物(例如山脉)后抬升。
Servikal kapak bir doğum kontrolü bariyer kontrasepsiyon şeklidir.避孕隔膜(diaphragm)是一種屏障式的生育控制方法。
Bu basit sürüm gözenekli bariyer ile dağıtılmıştır.預先佈置了這間實為陷阱的披薩餐廳。
Bu çekirdek Coulomb bariyerini tamamen atlayabilmek için yeterli enerjiye sahip olmak zorunda değildir.원자핵은 실제로 쿨롱 장벽을 완전히 극복할 만한 에너지를 가지지 않는다.
Mesela, A ve B isimli iki çözeltinin geçirgen olan gözenekli (porlu) bir bariyerle ayrıldığını düşünelim.예를 들어 A, B의 두 비커에 같은 양의 물을 담았다고 생각해 보자.
Ocak 2013’te İsrail- Mısır arasındaki bariyerler tamamlandı.הקמת גדר הגבול ישראל-מצרים הושלמה בדצמבר 2013.
Zamanla ses bariyeri kırıldı, çoğu subsonik ve düşük süpersonik aerodinamik bilgileri olgunlaştı.עם זאת, Dark Sector שופץ, ורוב אלמנטי המדע הבדיוני הושלכו.
Bariyer ada zinciri, dünya sahillerinde %13 oranında bulunabilir.לגונות חוף קיימות בכ-13% מכלל החופים.
Ana madde: Patoloji Merkezi sinir sistemi (MSS), büyük fiziksel ve kimyasal bariyerler tarafından korunur.Централната нервна система е защитена от наличието на няколко физични и химични бариерни механизми.
Servikal kapak bir doğum kontrolü bariyer kontrasepsiyon şeklidir.Kontracepcijske spužve su kombinacija barijerne metode sa spermicidom.
Ses bariyeri ilk olarak 1947 de Bell X-1 uçağı kullanılarak aşıldı.Zvuková bariéra bola prekonaná po prvýkrát v roku 1947 na lietadle Bell X-1.
Bu bariyerler tek başına tüm gen akışını engelleyemeyebilir.Tokovi lave sami ne morejo pojasniti vseh gravitacijskih tvorb.
Bunun üzerine NYSE gelecekte bu tür protestoları önlemek için bariyerler kurmuştur.Komisjon tegi mitmeid ettepanekuid, kuidas selliseid rünnakuid edaspidi vältida.