Ana içeriğe geç
Sözlük

baraka ile cümle

baraka kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Bu yüzden bütün köyü taşıdılar, baraka baraka.Dus verhuisden ze het gehele dorp, hut per hut.
Bu yüzden bütün köyü taşıdılar, baraka baraka.그래서 마을 전체를, 집 하나씩, 옮겼습니다.
Bu yüzden bütün köyü taşıdılar, baraka baraka.Mereka memindahkan gubuk itu, satu demi satu.
Bu yüzden bütün köyü taşıdılar, baraka baraka.Por isso, mudaram toda a aldeia, cabana por cabana.
Bu yüzden bütün köyü taşıdılar, baraka baraka.Quindi lo hanno spostato, una capanna alla volta.
Bu yüzden bütün köyü taşıdılar, baraka baraka.Sie verlegten also das gesamte Dorf, Hütte um Hütte.
Bu yüzden bütün köyü taşıdılar, baraka baraka.Và họ đã dời cả 1 ngôi làng, từng cái túp lều 1.
Bu yüzden bütün köyü taşıdılar, baraka baraka.Więc przesunęli całą wioskę, chata po chacie.
Bu yüzden bütün köyü taşıdılar, baraka baraka.Έτσι, μετακίνησαν ολόκληρο το χωριό, καλύβα - καλύβα.
Bu yüzden bütün köyü taşıdılar, baraka baraka.И така, преместили цялото село, колиба по колиба.
Bu yüzden bütün köyü taşıdılar, baraka baraka.אז, הם הזיזו את כל הכפר, בקתה אחרי בקתה.
Bu yüzden bütün köyü taşıdılar, baraka baraka.ولذا. فقد قاموا بنقل القرية بأسرها كوخًا كوخًا
Bu yüzden bütün köyü taşıdılar, baraka baraka.ここがかつて村があった場所です
Deah Barakat, Yusor ve Razan Abu-Salha adına bir gönderi, @_mz_cool"Recordando con cariño". Homenaje a Deah Barakat y Yusor y Razan Abu-Salha, por @_mz_cool.
Deah Barakat, Yusor ve Razan Abu-Salha adına bir gönderi, @_mz_coolΈνα αφιέρωμα στους Deah Barakat και Yusor και στην Razan Abu-Salha, από τον χρήστη @_mz_cool
Deah Barakat, Yusor ve Razan Abu-Salha adına bir gönderi, @_mz_coolТрагедия в Чапел-Хилле: «Если бы убийца был мусульманином, история приняла бы другой оборот»
Deah Barakat, Yusor ve Razan Abu-Salha adına bir gönderi, @_mz_coolإهداء إلى أرواح ضياء بركات ويُسر ورزان أبو صالحة - تصوير _mz_cool@
Doğal olarak, bir barakayı havaya uçurdular, madem öyle,당연히 건물 한 채를 날려먹고 칼텍은
Doğal olarak, bir barakayı havaya uçurdular, madem öyle,Logischerweise jagten sie einen Schuppen in die Luft und dann sagte Caltech:
Doğal olarak, bir barakayı havaya uçurdular, madem öyle,Naturalmente, fecero esplodere un capanno, e il Caltech, be', allora...
Doğal olarak, bir barakayı havaya uçurdular, madem öyle,Onvermijdelijk bliezen ze een barak op, en Caltech zei toen:
Doğal olarak, bir barakayı havaya uçurdular, madem öyle,В итоге они взорвали какой-то сарай, и Калтех заявил тогда:
Doğal olarak, bir barakayı havaya uçurdular, madem öyle,כמובן שהם פוצצו צריף ו"קאל-טק" אמרו:
Doğal olarak, bir barakayı havaya uçurdular, madem öyle,و طبعا قاموا بتفجير أحد الأكشاك في المعهد و طُلب منهن عندها
Doğal olarak, bir barakayı havaya uçurdular, madem öyle,大学は実験を続ける彼らを僻地に追放しました
Elektriği olmayan bir barakaları var, suları akmıyor, kol saati yok, bisikleti yok.Au o colibă fără electricitate, fără apă curentă, fără ceasuri de mână, fără bicicletă.
Elektriği olmayan bir barakaları var, suları akmıyor, kol saati yok, bisikleti yok.Bydlí v chatrči bez elektřiny, tekoucí vody, náramkových hodinek, kola.
Elektriği olmayan bir barakaları var, suları akmıyor, kol saati yok, bisikleti yok.Họ có 1 cái chòi không có điện không có nước không có đồng hồ, không xe đạp
Elektriği olmayan bir barakaları var, suları akmıyor, kol saati yok, bisikleti yok.Ils ont une cabane sans électricité, ni eau courante, pas de montre, pas de vélo.
Elektriği olmayan bir barakaları var, suları akmıyor, kol saati yok, bisikleti yok.그들이 살고 있는 오두막은 전기도 없고, 수돗물도 없고 손목시계나 자전거도 없습니다.
Elektriği olmayan bir barakaları var, suları akmıyor, kol saati yok, bisikleti yok.Sie haben eine Hütte, in der es keinen Strom gibt, kein fließendes Wasser, keine Armbanduhr, kein Fahrrad.
Elektriği olmayan bir barakaları var, suları akmıyor, kol saati yok, bisikleti yok.Van egy kunyhójuk, ahol nincs áram, folyóvíz, karóra vagy bicikli.
Elektriği olmayan bir barakaları var, suları akmıyor, kol saati yok, bisikleti yok.Vivevano in una capanna senza elettricità, senza acqua corrente, non avevano orologi, nè una bicicletta.
Elektriği olmayan bir barakaları var, suları akmıyor, kol saati yok, bisikleti yok.Ze hebben een hut zonder elektriciteit, zonder stromend water, geen horloge, geen fiets.
Elektriği olmayan bir barakaları var, suları akmıyor, kol saati yok, bisikleti yok.Živijo v kolibi brez elektrike, brez tekoče vode, brez ure, brez kolesa.
Elektriği olmayan bir barakaları var, suları akmıyor, kol saati yok, bisikleti yok.Żyją w chatce bez prądu, bieżącej wody. Nie mają zegarka ani roweru.
Elektriği olmayan bir barakaları var, suları akmıyor, kol saati yok, bisikleti yok.Έχουν μια καλύβα η οποία δεν έχει ηλεκτρικό, τρεχούμενο νερό, δεν έχει ρολόι χειρός ή ποδήλατο.
Elektriği olmayan bir barakaları var, suları akmıyor, kol saati yok, bisikleti yok.Они живут в бараке, где нет электричества, воды, наручных часов, велосипеда.
Elektriği olmayan bir barakaları var, suları akmıyor, kol saati yok, bisikleti yok.Те имат една колиба, в която няма електричество, няма течаща вода, няма ръчен часовник, няма колело.
Elektriği olmayan bir barakaları var, suları akmıyor, kol saati yok, bisikleti yok.יש להם בקתה שאין לה לא חשמל, לא מים זורמים, לא שעון יד, לא אופניים.
Elektriği olmayan bir barakaları var, suları akmıyor, kol saati yok, bisikleti yok.لديهم كوخ لاتتوفر به الكهرباء، أو الماء الجاري، لا ساعة معصم، لا دراجة.
Elektriği olmayan bir barakaları var, suları akmıyor, kol saati yok, bisikleti yok.小屋で暮らしていました 腕時計も自転車もありません このすばらしい家の中には
Evimin yakınlarındaki bir barakada sıkışmışlardı.집 근처 창고에 갇혀 있었어요.
Evimin yakınlarındaki bir barakada sıkışmışlardı.Se zbătuseră până la epuizare,
Evimin yakınlarındaki bir barakada sıkışmışlardı.בהתנגשויות עם החלון
Evimin yakınlarındaki bir barakada sıkışmışlardı.مُسِكَا في سقيفة بالقرب من منزلي.
Evimin yakınlarındaki bir barakada sıkışmışlardı.ガラス窓に何度もあたって
Limanda çok sıkı çalışıyordu. Ben de barakada kalmasına müsaade ettim.Он очень много работал в порту, и я разрешил ему жить в подсобке.
O gece, o barakada bir değnek vardı.Esa noche había un palo en la choza.
O gece, o barakada bir değnek vardı.Diese Nacht hatte sie einen Stock in der Hütte.
O gece, o barakada bir değnek vardı.Cette nuit-là, il y avait un bâton dans la hutte.
O gece, o barakada bir değnek vardı.Die nacht was er een stok in de hut.
O gece, o barakada bir değnek vardı.În acea noapte, era o bâtă în colibă.
O gece, o barakada bir değnek vardı.그날 밤, 오두막 안에 있던 나무 막대기로
O gece, o barakada bir değnek vardı.Pada malam itu, dia menemukan tongkat di gubuk tersebut.
O gece, o barakada bir değnek vardı.Quella notte, c'era un bastone nella capanna.
O gece, o barakada bir değnek vardı.Tisto noč je bila v koči palica.
O gece, o barakada bir değnek vardı. Ve o kız o değnekle çakallarla mücadele etti.Azon az éjjelen volt egy bot a kunyhóban, azzal üldözte el magától a hiénákat.
O gece, o barakada bir değnek vardı. Ve o kız o değnekle çakallarla mücadele etti.Tu noc našla Mahabuba v chýši klacek, kterým hyeny odehnala.
O gece, o barakada bir değnek vardı. Ve o kız o değnekle çakallarla mücadele etti.W chacie był kij, którym odgoniła hieny.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
baraka ile cümle - Sayfa 3 - baraka kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App