İldeki diğer önemli şehirler Barakaldo, Getxo, Portugalete, Durango, Basauri, Galdakao ve Balmaseda'dır.Muita tärkeitä kaupunkeja ovat Barakaldo, Portugalete, Durango ja Balmaseda.
Flossenbürg'te mahkûmlar 16 büyük ahşap barakalarda kalıyorlardı.Vangit majoitettiin 16:een suureen puiseen parakkiin.
Barakalara yapılan saldırılar pilotların ve diğer personelin ölümünü ekledi.Angreb på kaserner forårsagede yderligere tab af piloter og andet personel.
İldeki diğer önemli şehirler Barakaldo, Getxo, Portugalete, Durango, Basauri, Galdakao ve Balmaseda'dır.Andre byer i provinsen er Barakaldo, Getxo, Portugalete, Durango, Basauri, Galdakao og Balmaseda.
Gerçek barakalar ise ertesi yıl yüzlerce tutsak ile inşa edildi.De første indsatte i lejren var adskillige hundrede fanger fra Tyskland.
Barakalara yapılan saldırılar pilotların ve diğer personelin ölümünü ekledi.Angrep på boligbrakkene drepte piloter som var der.
Kapiolani Barakası idare büroları için hizmet vermektedir.Stabburet benyttes til kontorer.
Flossenbürg'te mahkûmlar 16 büyük ahşap barakalarda kalıyorlardı.De innsatte i Flossenbürg bodde i 16 store trebrakker, og leirens krematorium var i dal rett utenfor leiren.
Sklernelis, Dailis Alfonsas Barakauskas'ın yerini aldı.Skvernelis menggantikan Dailis Alfonsas Barakauskas dalam jabatan itu.
Baraka, 1992 yapımı yorumsuz belgesel filmdir.Baraka adalah sebuah film dokumenter yang dirilis pada tahun 1992.
Barakaylar (Adıgece: Braqıy/Бракъый), Adıge dilinin bir lehçesinde konuşan Çerkes topluluğu.Ciri-ciri rumpun bahasa Nilo-Sahara yakni memiliki ragam suara yang bermacam-macam.
İldeki diğer önemli şehirler Barakaldo, Getxo, Portugalete, Durango, Basauri, Galdakao ve Balmaseda'dır.Các thành phố khác gồm Barakaldo, Getxo, Portugalete, Durango, Basauri, Galdakao và Balmaseda.
N'Djamena'da barakalar.Sân vận động Quốc gia, N'Djamena.
Bu barakayı savaşın sonuna kadar hiç terk etmedi.終戦までにこの施設は完成しなかった。
Gerçek barakalar ise ertesi yıl yüzlerce tutsak ile inşa edildi.第二年,数百名囚犯建造了实际使用的营房。
Akhilleus ise o sırada barakasında dinlenmektedir ve olup bitenlerden haberi yoktur.藤原雅子(ふじわらのまさこ),生卒年不详。
Gümülcine'de Yunan askeri barakalarının yakılarak askerlerinin öldürülmesi.廣島軍民的遺體正在焚燒。
Fransız barakalarına saldırıda bulundu.曾在法国军营服役。
13 – 14 yaş arası Baraka binası okul binasının dışında küçük bir binadır.מגיל 13 עד 17 התחנך כילד חוץ בקיבוץ חניתה.
Bu okul, önceleri eğitimi bir barakada vermiştir.Отначало училището се помещавало в частна къща.
N'Djamena'da barakalar.Hlavné mesto je N’Djamena.
Bu barakayı savaşın sonuna kadar hiç terk etmedi.Ji liko nepakitusi iki pat karo pabaigos.
Ben de barakada kalmasına müsaade ettim. Anlıyorum...Capisco...
Ben de barakada kalmasına müsaade ettim. Anlıyorum...Entiendo...
Ben de barakada kalmasına müsaade ettim. Anlıyorum...Razumem.
Ben de barakada kalmasına müsaade ettim.Dus liet ik hem in deze schuur wonen.
Ben de barakada kalmasına müsaade ettim.Οπότε τον άφησα να μένει σ΄αυτή την καλύβα.
Ben de barakada kalmasına müsaade ettim.لذا سمحت له بالعيش في هذا المكان
Bu nedenle alüminyum borular ve barakalar sağlamaya başladılar.C'est la raison pour laquelle on leur a fourni des tuyaux et des casernes en aluminium.
Bu nedenle alüminyum borular ve barakalar sağlamaya başladılar.Daarom begonnen ze met het verstrekken van aluminium buizen en aluminium barakken.
Bu nedenle alüminyum borular ve barakalar sağlamaya başladılar.De aceea au început să le dea țevi și barăci de aluminiu.
Bu nedenle alüminyum borular ve barakalar sağlamaya başladılar.Deshalb stellte man Aluminiumrohre bereit, Aluminium-Baracken.
Bu nedenle alüminyum borular ve barakalar sağlamaya başladılar.Đó là vì sao họ đã bắt đầu cung cấp những ống nhôm, những trại làm bằng nhôm.
Bu nedenle alüminyum borular ve barakalar sağlamaya başladılar.Dostarczono więc aluminiowe rury i baraki.
Bu nedenle alüminyum borular ve barakalar sağlamaya başladılar.Ecco perché hanno iniziato a fornire tubi [non chiaro], baracche [non chiaro].
Bu nedenle alüminyum borular ve barakalar sağlamaya başladılar.É por isso que começaram a fornecer tubos de alumínio, abrigos de alumínio.
Bu nedenle alüminyum borular ve barakalar sağlamaya başladılar.Es por ello que empezaron a ofrecer tubos de aluminio, y refugios de aluminio.
Bu nedenle alüminyum borular ve barakalar sağlamaya başladılar.Ezért aztán áttértek az alumínium csövekre és alumínium barakkokat húztak fel.
Bu nedenle alüminyum borular ve barakalar sağlamaya başladılar.Karena itulah mereka mulai menyediakan pipa aluminium, dan barak-barak dari aluminium.
Bu nedenle alüminyum borular ve barakalar sağlamaya başladılar.그런 까닭으로 알루미늄 관과 알루미늄 막사를 제공하기 시작했습니다.
Bu nedenle alüminyum borular ve barakalar sağlamaya başladılar.Så FN började tillhandahålla aluminiumrör - aluminumbaracker.
Bu nedenle alüminyum borular ve barakalar sağlamaya başladılar.Γι ' αυτό άρχισαν να τους δίνουν αλουμινένιους σωλήνες, αλουμινένιους στρατώνες.
Bu nedenle alüminyum borular ve barakalar sağlamaya başladılar.Ето защо започнаха да предоставят алуминиеви тръби, алуминиеви бараки.
Bu nedenle alüminyum borular ve barakalar sağlamaya başladılar.Поэтому они начали снабжать людей алюминиевыми трубами, навесами.
Bu nedenle alüminyum borular ve barakalar sağlamaya başladılar.Тому там почали будувати алюмінієві труби та алюмінієві бараки.
Bu nedenle alüminyum borular ve barakalar sağlamaya başladılar.אז האו"ם סיפק להם צינורות אלומיניום ומבני אלומיניום,
Bu nedenle alüminyum borular ve barakalar sağlamaya başladılar.ولهذا السبب بدأوا بتوفير أنابيب معدينة و ثكنات مسبقة الصنع
Bu nedenle alüminyum borular ve barakalar sağlamaya başladılar.アルミは高価なので 難民はパイプを売ってしまい
Buradaki arkadaş Braque'ın bir resmine bakıyor. ve resim ona barok, baraka, barka, kaniş ve여기 이 친구는 브라크의 그림을 보고 있습니다. 그 그림으로부터 단어들을 연상하고 있죠. 바로크(미술양식), 바라크(병영),
Buradaki arkadaş Braque'ın bir resmine bakıyor. ve resim ona barok, baraka, barka, kaniş veTale možakar gleda Braquovo sliko. Spominja ga na barok, barako, lajež (bark), pudlja,
Buradaki arkadaş Braque'ın bir resmine bakıyor. ve resim ona barok, baraka, barka, kaniş veTämä tyyppi katselee Braquen maalausta. Se muistuttaa häntä monista sanoista, kuten barokista,
Buradaki arkadaş Braque'ın bir resmine bakıyor. ve resim ona barok, baraka, barka, kaniş veTen gość patrzy na obraz Braque'a, co kojarzy mu się ze słowem barok, buda, szczekać, pudelek,
Buradaki arkadaş Braque'ın bir resmine bakıyor. ve resim ona barok, baraka, barka, kaniş veTenhle chlapík se dívá na obraz od Braqua. Připomíná mu to světové baroko, kasárny, štěkot, pudla,
Buradaki arkadaş Braque'ın bir resmine bakıyor. ve resim ona barok, baraka, barka, kaniş veИ този приятел тук гледа картина на Брак. Това му напомня на думата барок, барака, лая, пудел,
Buradaki arkadaş Braque'ın bir resmine bakıyor. ve resim ona barok, baraka, barka, kaniş veוהבחור כאן מסתכל על ציור של בראק. וזה מזכיר לו "ברוק", "ברק", "בארק" (נביחה), כלב פודל,
Buradaki arkadaş Braque'ın bir resmine bakıyor. ve resim ona barok, baraka, barka, kaniş veو الشخص هنا ينظر إلى اللوحة الفنية للرسام براق و هي تذكره بكلمة باروك , باراك , بارك , بودل
Buradaki arkadaş Braque'ın bir resmine bakıyor. ve resim ona barok, baraka, barka, kaniş veその絵は彼から言葉の連想を引き出します バロック バラック バーク(吠える) プードル スーザンR. -- 彼はすばやく思考を廻らせます
Bu yüzden bütün köyü taşıdılar, baraka baraka.Alors ils ont déplacé tout le village, hutte par hutte.
Bu yüzden bütün köyü taşıdılar, baraka baraka.Asi que movieron la aldea choza por choza.
Bu yüzden bütün köyü taşıdılar, baraka baraka.Astfel, au mutat întregul sat, casă cu casă.