barış ile cümle

barış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Harekat adaya barış getirirken bu kandavası da son bulur.Solo la sua sconfitta decreterà la pace nell'isola.
2001'de Colombianske'yi "Barışın Oluşturucuları" olarak tanımladı.Nel 2007, infatti, le classificò come "strutture piramidali".
12 gün süren bir çatışmadan sonra ateşkes yapılarak barış görüşmeleri başlatıldı.Dopo giorni di battaglia, venne concordata una tregua.
Dördüncü Çağ'ın başlangıcında Rohan barışın ve refahın hüküm sürdüğü bir bölgeydi.Durante il periodo romano imperiale, la Sicilia era una provincia tranquilla e prospera.
Barış, mutluluk, güvenlik, akıllı liderlik, özgürlük vb.Pace, felicità, sicurezza, guida saggia, libertà, ecc., sono parole virtuose.
Bir yıl süren bu görevi sırasında Paris Barış Konferansı'nda ülkesini temsil etti.L'anno seguente partecipò alla conferenza di pace di Parigi.
ABD'nin araya girmesi ile ateşkes sağlandı ve Bağdat ile Erbil barış görüşmelerine başladı.Il nuovo regime ordinò subito il cessate il fuoco e avviò i negoziati di pace con il PAIGC.
Ben her yerde barış istiyorum".Si dispiega ovunque».
Çok barışçıldır.È molto calma.
Barış.) vardır.(Battaglie) La Paix?
1986'da her iki ülkede barış, dostluk ve işbirliği antlaşması imzaladı.Il dialogo tra le parti portò nel 1984 a un trattato di pace e amicizia tra i due stati.
Onun bu barış isteğini Stockholm'daki İsveç Parlamentosu desteklemekte idi.Quest'ultima chiese aiuto a Karl di Svezia.
Uluslararası tahkim savunucusu olduğundan 1909'da Nobel Barış Ödülünü kazanmıştır.Fu sostenitore dell'arbitrato internazionale e Premio Nobel per la Pace nel 1909.
Mart 1999: Barış görüşmeleri başarısızlıkla sonuçlandı.Entro metà-marzo, l'ONU ha dichiarato il fallimento dei colloqui.
Ateşkes Barış antlaşmasıCoesistenza pacifica
İsveç, Vestfalya Barışı'ndan daha güçlü bir şekilde çıktı.La Svezia era cresciuta, divenendo una potente nazione dopo la pace di Vestfalia.
1713 Utrecht Barışı ile geri kalan topraklarını Habsburg Hanedanının Avusturya koluna bırakmıştır.Nel 1713 con la pace di Utrecht le Fiandre passarono al ramo austriaco della Casa d'Asburgo.
(Lozan Barış Antlaşması madde 45,46,47...55, 56).Motori Merlin 45,46,40,40A,55 e 56.
O, birçok barış örgütlerini destekledi.Ha servito in numerose organizzazioni di volontariato.
Genç bununla barışmayıp intikam alma kararını alır.Il giovane diviene furioso e medita vendetta.
Diğeri ise Rusya'nın da barış görüşmelerine katılması talebi idi.In Russia si preferì negoziare una pace che permettesse di concentrarsi sulle questioni interne.
1988 yılında Birleşmiş Milletler Barış Gücü Nobel Ödülünü almaya layık görülmüştür.Nel 1988 il Premio Nobel per la Pace è stato assegnato alle Forze ONU di Peacekeeping.
Çocuklar sevindirilir, dargınlar barıştırılır.I bimbi cresceranno felici e affezionati.
Justinianos'un Emevilerle anlaşmasıyla meydana gelen barış uzun sürmedi.Tuttavia, i buoni propositi contenuti negli accordi conclusi con la pace di Mozzano non durarono a lungo.
Karıncalar fillere zarar vermeye son verdikleri anda barışın yeniden yeşereceğini söyler.L'artista sostiene che nel momento in cui si estingueranno gli elefanti, scomparirà la natura.
O gece, David, karısıyla barışır.Lui, pentito, si riconcilia con la moglie.
Ancak barış çalışmaları başarısız oldu.Ma tutti i suoi tentativi di favorire la pace furono vani.
1919'da Paris Barış Konferansı'nda Beyaz Ordu'yu temsil etti.Nel 1919 egli rappresentò il governo dei Bianchi alla conferenza di pace di Parigi.
Paris Barış Antlaşması'nın hükümleri yürürlüğe girince, ateşkes anlaşması askıya alındı.Con l'entrata in vigore del Trattato di Lisbona, la procedura di cooperazione è stata abolita.
"Vespasian Barışı" deyim haline geldi.La pace di Vespasiano divenne proverbiale.
Kıbrıs Barış Harekatı (20 Temmuz 1974) (Yüksek lisans).Legge sulle abitazioni separate (Group Areas Act del 27 aprile 1950).
1921 - Riga'da Polonya ile Rusya arasında barış imzalandı.1921 trattato di pace a Riga tra Polonia e Unione Sovietica.
Si vis pacem, para bellum Eğer barış istiyorsan savaşa hazırlan.Troveranno Semir e Paul, qualunque sia il prezzo da pagare...
Howard Poe'nun ordudan ayrılmasına izin vermesi için John Allan ile barışmasını şart koştu.Howard avrebbe allora acconsentito a congedare Poe a patto che si fosse riconciliato con John Allan.
1996 - Demokrasi ve Barış Partisi kuruldu.Nel 2009 pubblica il libro Guerra e Pace.
İslam, barış demektir.La morte è pace.
Uzun Barış Dönemi başlar.Inizia la Pace Vigile.
Calumet = Kuzey Amerika yerlileri tarafından kullanılan bir tür “Barış Çubuğu”.Il calumet (pronunciato calumé) è una pipa da cerimonia degli Indiani dell'America Settentrionale.
General Mardonius bunun üzerine barış teklifini yenilemiştir.Il generale Maurepas, si arrese a Port-de-Paix.
Barista kelimesi İtalyancadan gelmektedir ve kelimenin ilham kaynağı barmendir.Il titolo è traducibile in italiano Pancia fredda, o a chi appartiene il mondo.
Sanat savaşa ve yok etmeye değil, barışa ve insanlığa hizmet eder.La toga rappresenta la civiltà e la pace, non la guerra, appena combattuta e vinta.
Hatta Bizans ağır bir vergi karşılığında barışa zorlanmıştır.Tabriz fu risparmiata grazie al pagamento di un pesante tributo.
Medea İçerdekiler Savaş ve Barış (Yön.)Foedere Et Religione Tenemur (la pace e la religione ci tengono uniti).
“ Biço ” Barış İçin Çocuk Oyuncuları’nı kurdu.La produzione voleva un vero e proprio "show di giocattoli per bambini".
Bu aynı, barışçı lider kendisinin ve halkının tutuklanmasına karşı direniş göstermedi.Ultimo rivendica fermamente il merito dell'arresto per sé e i suoi uomini.
O, barışı desteklemek için çok çalıştı.Он много работал в поддержку мира.
Zirve, dünya genelinde barışa katkıda bulundu.Саммит способствовал миру во всём мире.
Dünya barışı!Миру - мир!
Dünya barışını desteklemek adına hizmet etmeliyiz.Мы должны упорно трудиться, чтобы способствовать миру во всём мире.
Tom ve Mary barıştılar.Том и Мэри помирились.
Hadi barışalım.Давай помиримся.
Barıştınız mı?Вы помирились?
Esenlik kurbanı İsa Mesih'in kurban edilmesiyle Tanrı'yla barışmamız bir prototipti.Мирная жертва являлась прообразом нашего примирения с Богом через жертву Исуса Христа.
Barışçıl bir çözüm istiyoruz.Мы хотим мирного решения.
9 Mayıs'ta Tokyo'da barış antlaşması imzalandı.9 мая в Токио был подписан мирный договор.
Si vis pacem, para bellum Eğer barış istiyorsan savaşa hazırlan.Готовься к войне — Si vis pacem para bellum (Хочешь мира — готовься к войне.)
11 Mayıs'ta, Batum'da yeni bir barış konferansı açıldı.11 мая в Батуме началась новая мирная конференция.
Her ne kadar aralarındaki ilişkiler dostane değilse de bu tarihten itibaren barış halindeydiler.Это может свидетельствовать о том, что в это время отношения между ними были мирными.
Aralık 1984'te Kenya ve Somali arasında Kahire'de bir barış antlaşması imzalandı.В декабре 1984 в Каире подписано мирное соглашение между Кенией и Сомали.
1997 yılının Ocak ayında Azerbaycan barış kuvvetleri oluşturulmuştu.1997 год В январе 1997 года были созданы азербайджанские миротворческие силы.

İlgili Sayfalar