barış ile cümle

barış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
1975 - Rus bilim insanı Andrey Saharov, Nobel Barış Ödülü’nü aldı.1975 – Andrei Sakharov riceve il Premio Nobel per la pace.
Hélène Kuragin, Savaş ve Barış romanında bir karakterdir.Hélène Kuragina è un personaggio del romanzo di Lev Tolstoj Guerra e Pace.
Barışı sağlamak için mücadele eder.In questo modo ottenne la pace.
Sonunda 6 Haziran 1321 tarihinde imparatorluğu kısımlara ayıran barış anlaşması imzalandı.Di conseguenza, il 6 giugno 1321, venne raggiunto un accordo che partizionava l'impero.
Daha önce yapılan barış görüşmelerinden bir sonuç çıkmamıştı.I previsti negoziati di pace non ebbero luogo.
Barış girişimleri başlatıldı.Tentativi di richiamo alla calma sono lanciati.
1961 yılından bu yana 200.000'den fazla Amerikalı 139 ülkede Barış Gönüllüsü olarak çalışmıştır.A partire dal 1961 oltre 200.000 americani si sono uniti al Peace Corps per servire in 139 diversi paesi.
Barış koşullarının belirlendiği Paris Kongresi'nin ardından Napoléon bir bakıma Avrupa'nın hakemi olmuştu.Solo stabilendo un ordine europeo dopo il caos napoleonico vi poteva essere pace in Europa.
1921 yılında Norveçli diplomat Christian Lous Lange ile Nobel Barış Ödülü'nü paylaşmaya hak kazanmıştır.Nel 1921 ha condiviso il premio Nobel per la pace con Christian Lous Lange.
Kentin adı klasik Çincede "ebedi barış" anlamına gelmektedir.Letteralmente Chang'an significa "Pace Eterna" in cinese classico.
Fakat sonradan, Oktaviyus ve Lepidus, Pompey'le olan mütareke barışına son verip savaşa devama karar verirler.Più tardi, Ottaviano e Lepido rompono la tregua con Pompeo, e i combattimenti ripartono.
Barış ve güvenliğin korunması ve ülke savunmasıyla görevlidir.Il loro compito è quello di proteggere la pace e la giustizia sulla Terra.
Hobbes daha çok barış üzerinde dururken, Petty refah üzerine çalışmayı tercih etmiştir.Hobbes si era consacrato alla pace, Petty scelse di dare priorità alla prosperità.
Sonra barışırlar.Poi si rappacificano.
Coriolanus bunun yerine Roma'lılar ve Volski'liler arasında bir barış anlaşması imzalar.Invece di muovere battaglia conclude un trattato di pace tra i Volsci e i Romani.
Barış Başaran.E pace fu fatta.
Barish bu bilimsel işbirliği için ilk sözcü olarak Weiss'i atadı.Il direttore Barish affidò a Weiss il compito di portavoce di quest'ultima organizzazione.
Sonuç olarak 22 Eylül 1499'da Basel'da Maximilian ve Konfederasyon arasında barış anlaşması imzalandı.Il 22 settembre venne sigillata la pace di Basilea tra Massimiliano e la Confederazione.
12 Ekim günü müzakereler başladı ve barış antlaşmasına giden yol çizildi.Il 2 dicembre fu stabilito il giorno per gli attacchi che avrebbero dato il via alla guerra del Pacifico.
Örnek 5: Mehmet, Barış’tan daha yakışıklı olduğunu söyledi.235) Albertano: «La donna è migliore che l'oro».
1919'da Portekiz'i Paris'te yürütülen Barış Konferansı'nda temsil etti.Nel 1919, guidò la delegazione portoghese alla Conferenza di Pace, a Parigi.
Beyaz ise ortada buluştukları barışı simgeler.Il bianco rappresenta la pace nella quale le istituzioni operano.
1972 yılında Sovyetler Birliği kendisine Lenin barış ödülü verdi.Nel 1972, l'URSS gli attribuisce il Premio Lenin per la pace.
Prokopius, yedi yıldır barışın kabul edildiğini ve Perslere bazı ödemelerin yapılabileceğini söyler.Lo storico Procopio afferma che aveva durata sette anni, ed è probabile che prevedesse pagamenti ai Persiani.
Kvasir barış ve mutluluğun sembolü daha sonra kurban edildi.Questa oasi di pace e conoscenza era condannata, però.
Her iki taraf da barış müzakerelerine başlamaya hazırdı.Le due parti avrebbero avviato una trattativa di pace.
Bu barış da 5 yıl sürdü.E a questo ho creduto per cinque anni.
1892'de Alman Barış Derneği kurucularından oldu (Deutsche Friedensgesellschaft).Fondò nel 1872 la Deutsche Gesellschaft für Chirurgie ("Società tedesca di chirurgia").
Siyasette hep barışçıl bir tutum içinde olmuştur.Per il resto la sua politica fu tendenzialmente pacifica.
Nobel Barış Ödülü Oslo'daki Norveç Nobel Komitesi tarafından verilir.Il Premio Nobel per la Pace, Ambasciata di Norvegia.
Fakat, birkaç gün sonra Power 106'da bu barış anlaşmasının bir gün için teklif edildiğini ifade etti.Qualche giorno dopo, su Power 106, Game annunciò che voleva una risposta entro 24 ore.
Yine de her zaman barış hâkim değildi.Ciononostante non vi fu pace.
Saltanat yılları kısmen barış içinde geçmişti.Trascorsero quindi alcuni decenni di relativa tranquillità.
Sonunda 26 Ocak 1699 günü Karlofça Barış Antlaşması imzalandı.La pace venne firmata il 26 gennaio 1699 a Carlowitz.
Betty Williams (22 Mayıs 1943, Belfast, Kuzey İrlanda doğumlu), Kuzey İrlandalı barış gönüllüsü.Betty Williams (Belfast, 22 maggio 1943) è un'attivista nordirlandese.
Barış kısa sürdü.La pace, però, fu breve.
Simeon'un halefi Petro, olumlu bir barış anlaşması imzaladı.Il successore di Simeone I, Pietro I, negoziò un trattato di pace favorevole.
Fakat barış uzun sürmedi.La pace non durò però a lungo.
1999 - Sınır Tanımayan Doktorlar örgütü, Nobel Barış Ödülü'nü aldı.15 ottobre: l'associazione umanitaria francese Médicins sans frontières riceve il Nobel per la pace.
O sembol ki, barışın zaferini ilan eden.Soglia che simboleggiava la porta del cielo.
Sonunda küçük düşürücü derecede kötü şartlarda bir barış antlaşması imzalamak zorunda kaldı.L'Impero fu costretto quindi a firmare una pace svantaggiosa.
İsrail-Ürdün barış antlaşması için Ürdün Delegasyonu Üyesi idi.È stato il rappresentante speciale dell'unione Europea per il Processo di Pace In Medio Oriente.
Ben barış yanlısıyım.Una Pace senza Pace.
Ancak kalıcı bir barış antlaşması hiçbir zaman imzalanmadı.Tuttavia un trattato definitivo non venne mai stipulato.
13 Eylül 1993'te İsrail ve Filistin Kurtuluş Örgütü, Beyaz Saray'da Oslo Barış Anlaşmasını imzaladı.13 settembre 1993 Israele e PLO firmano gli accordi di Oslo.
1907 yılında Louis Renault ile birlikte Nobel Barış Ödülü'nü kazandı.Louis Renault, vincitore del premio Nobel per la Pace nel 1907.
Zaten Avrupalı devletler de barış yapılmasını sürekli teklif ediyorlardı.Israele ha sempre massimizzato i suoi sforzi per la pace?
3. sezon başladığında yine barışırlar.Alla fine della prima stagione si riappacificano.
Lennon Ono Barış Ödülü, sanatçı ve barış aktivisti Yoko Ono tarafından verilen bir ödül.Il LennonOno Grant for Peace è un premio di ambito umanitario creato e consegnato da Yoko Ono.
Drago'nun bu görüşleri 1907'de La Haye İkinci Barış Konferansı'nda yeniden ele alınmıştır.Nel 1907 venne nominato segretario della legazione italiana alla 2ª conferenza della pace a L'Aia.
İsrail tarihi İsrail-Ürdün Barış AntlaşmasıTheotókos Giornata Mondiale della Pace
Bu dönemlerde dünya barışı için yoğun çaba göstermiştir.Con la moglie si impegnò fortemente per la causa della pace nel mondo.
Elfler ve ejderhalar arasında gerçekleşen büyük savaştan sonra iki ırk barışı getirmişlerdir.Dopo un lungo ventennio di orrori e di guerra, i giovani draghi verranno.
Barış zamanında sadece hançer kullanırlardı.Formazione di un contingente in tempi di pace.
"Cenaze töreninde çağrı: Barış iradesini ortaya koyun".Introdusse poi nella celebrazione della Messa il "bacio della pace".
1150'li yıllara gelindiğinde Kilise ve baronlar artık barış ister hale gelmiştir.All'inizio degli anni 1150 i baroni e la Chiesa erano più che desiderosi di concludere una pace duratura.
Hongzhi barışsever bir hükümdardı.Il suo fu un regno pacifico.
Bugüne kadar demokratik barış teorisinde sayısız açıklama ortaya konmuştur.Vedi anche teoria della pace democratica.
Yeniden bir araya gelen çiftin yaşadıkları zorluklar barışmalarıyla birlikte bitmeyecektir.Iniziano così i problemi della coppia che non riuscirà più a ritrovare la serenità.
Oscar Niemeyer ifadesiyle "insanlık, eğitim, kültür ve barış için bir yere bir açık alan"."Una piazza aperta in tutto il mondo, un luogo di istruzione, cultura e pace".

İlgili Sayfalar