barış ile cümle

barış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Mesembria'nın kaybına rağmen, Bizanslılar barış yapmakta isteksizlerdi.En dépit de la perte de Mesembria, les Byzantins se refusaient toujours à faire la paix.
Barış antlaşması iki devlet arasında imzalanmadı.Aucun traité de paix n'est signé entre les deux pays.
Kim bağışlar ve barışı sağlarsa, onun mükâfatı Allah’a aittir.(38) Mais quiconque se repent après son tort et se réforme, Allah accepte son repentir.
1979 - Rahibe Teresa'ya Nobel Barış Ödülü verildi.1979 : mère Teresa reçoit le prix Nobel de la paix.
Bazı söylemleri nedeniyle Nobel Barış Ödülü'ne aday gösterildi fakat kazanamadı.Elle fut plus tard nommée pour recevoir le Prix Nobel de la paix, mais ne l'obtint pas.
Senin refahını zahmetle, sevgiyle ve barışla elde edeceğiz, Sana karşı her zaman dürüst olacağız!Thy welfare we will win in toil and love and peace, Will be to thy name ever true!
"Ne Sevmeyi Bildik ne Sevilmeyi" (Söz: Haluk Kurosman, Müzik: Barış Yurtcu) "Gurur Benim Neyime?"On peut comparer : « J'aime qui je veux aimer » à « J'aime ceux que je veux aimer ».
Çocukluğunu Barış Manço, Britney Spears ve Justin Timberlake dinleyerek geçirdi.Durant son enfance, il a surtout écouté Barış Manço, Britney Spears et Justin Timberlake.
Dünya Barış Konseyi Barış Derneği Gathering the pieces of peacePlace de la Paix Square de la Paix
Barış zamanında sadece hançer kullanırlardı.La mise à disposition de ce contingent en temps de paix.
Thomas ve Memun bir barış anlaşması ve müttefiklik üzerine uzlaşmaya vardı.Thomas et Mamūn concluent un traité de paix et d'alliance mutuelle.
Coriolanus bunun yerine Roma'lılar ve Volski'liler arasında bir barış anlaşması imzalar.Coriolan accepte de conclure la paix entre romains et volsques.
Komitenin çalışmaları üç kere (1917, 1944, 1963) Nobel Barış Ödülü ile ödüllendirilmiştir.L'action du CICR a été récompensée par trois prix Nobel de la paix (1917, 1944 et 1963).
2018'de Nobel Barış Ödülü'ne Denis Mukwege ile beraber layık görüldü.Le 5 octobre 2018, elle reçoit le prix Nobel de la paix avec Denis Mukwege.
Oradan tekrar barış önerdi.La paix est revenue dans la région.
Yüce Yaradan ülkemiz olan Malavi'yi kutsasın, Onu bir barış içinde saklasın.O Dieu, bénis notre terre du Malawi, Conserve-la comme une terre de paix.
Mayıs 1790'da kralın savaş ve barış ilan etme hakkı tartışılırken kralı savundu.Le 15 mai 1790 il provoqua la discussion sur le droit de paix et de guerre.
Refah ve barış ortamı konfora yönelik tüketim aracı olan otomobilin satınalınabilmesine olanak sağlamıştır.Un climat de prospérité et de paix a, en effet, favorisé l'achat d'objets de confort comme l'automobile.
Hiroşima Barış Anıtı Müzesi.Hiroshima Peace Reader.
28 Nisan - San Francisco Barış Antlaşması yürürlüğe girdi.28 avril : entrée en vigueur du traité de San Francisco.
Rusya'nın bu çatışmada Avusturya'nın yanında yer almasını önlemek için hemen bir barış yapılması gerekiyordu.Une paix rapide était essentielle pour empêcher la Russie d'entrer en guerre du côté de l'Autriche.
Barış, Demokrasi ve Adalet kapsamında görüşüldü.Il s'agit par exemple de la démocratie ou de la justice.
Bu sırada, Avusturyalılar barış için çağrıda bulundu.Les opérations s'achèvent, les Autrichiens demandent la paix.
Bu antlaşma 10 yıl sürelik bir barış dönemini öngörüyordu.Il leur imposa alors un traité de paix inégal d'une durée de 10 ans.
2000'de "Barış Kültürü Vakfı"nı kurdu.Il fonde en mars 2000 la Fondation Culture de Paix.
Ama barışa 24 Mart'ta operasyonla cevap verildi.Le 24 mars, la paix est conclue.
Tangut kralı barış istemeyi yeğledi.Ce roi chrétien préfère la paix à la guerre.
1952 yılında İsrail İle Barışa Muhalefet Örgütünü kurar.En 1952, il crée l'Organisation pour s'opposer à la paix avec Israël.
1964 - Martin Luther King, Nobel Barış Ödülü'nü aldı.1964 : Martin Luther King reçoit le prix Nobel de la paix.
Troya prensi Paris, Sparta kralı Menelaos'a barış mesajı götürmek için krallığını ter eder.Le prince troyen Pâris quitte son royaume pour porter un message de paix au roi Ménélas de Sparte.
Bu durum kırk yıl sürecek "Küçük Kilise Barışı" döneminin başlangıcını oluşturdu.C'est le début de la période appelée petite paix de l'Église.
Ana madde: Moğolistan Demokratik Devrimi 1990 yılında ülkede demokratik barışçıl bir devrim gerçekleşti.Article détaillé : Révolution démocratique de 1990 en Mongolie.
1983 - Polonyalı Dayanışma Sendikası lideri Lech Walesa, Nobel Barış Ödülü’nü aldı.1983 : Lech Wałęsa, militant syndicaliste polonais reçoit le prix Nobel de la paix.
1990 - Sovyetler Birliği başkanı Mihail Gorbaçov, Nobel Barış Ödülü'nü aldı.Mikhaïl Gorbatchev, président soviétique, prix Nobel de la paix en 1990.
Liu Xiaobo, Nobel Barış Ödülü'nü hapishanedeyken kazanmıştır.Liu Xiaobo, le futur Prix Nobel de la paix, était présent sur place.
Biz bu karmaşıklığa karşı demokratik ve barışçıl bir çözüm için söz verdik.Il met en avant un combat pacifique et démocratique.
Si vis pacem, para bellum Eğer barış istiyorsan savaşa hazırlan.Si vis pacem, para bellum (« Si tu veux la paix, prépare la guerre » en français) est une locution latine.
Finlandiya ve Sovyetler Birliği arasında imzalandı (nihai barış antlaşması 1947 yılında Paris'te imzalandı).Le traité de paix final fut signé entre la Finlande et l'URSS à Paris en 1947.
İki taraflar da derhal çatışmalara son verecek ve barış için görüşmelere başlayacaklardır.Les deux cousins feront cependant rapidement la paix et se battront côte à côte.
Regulus savaş sonunda Kartaca kuvvetlerini ezici bir yenilgiye uğrattı ve Kartaca barış istemek zorunda kaldı.Regulus infligea une défaite cuisante aux Carthaginois, qui ensuite demandèrent la paix.
1986'da her iki ülkede barış, dostluk ve işbirliği antlaşması imzaladı.En 1960, les deux pays signèrent un traité d’amitié et de non-agression.
1713 yılında imzalanan Utrecht Antlaşması Yeni Fransa'ya barış getirmiştir.La paix d'Utrecht, en 1713, rendra pourtant la région à la France.
1552’de, Yoşiteru, Kiyoto’ya dönmek için Nagaharu ile barış anlaşması yaptı.En 1550, Yoshiteru fait la paix avec Nagaharu pour retourner à Kyōto.
Barış uzun sürmedi.La paix ne dura pas longtemps.
Bunlar barış zamanı çiftçi, savaş zamanı ise askerdirler.Nous sommes des enfants du pays, nous sommes des combattants pour la paix.
Hobbes daha çok barış üzerinde dururken, Petty refah üzerine çalışmayı tercih etmiştir.Hobbes s'était consacré à la paix, Petty choisit la prospérité.
"Nobel Barış Ödülü 1901-2000".Nobel Lectures, Peace 1901-1925.
Hiroşima Barış Anıtı Müzesi, ziyaretçileri bombalı saldırı konusunda bilgilendiren ana yerdir.Il s'agit du Musée de la paix construit à Hiroshima pour rappeler l'horreur de la bombe atomique.
Ertesi yıl, 562 yılında bir barış antlaşması ile sonuçlanacak genel bir ateşkes üzerinde anlaşıldı.L'année suivante, en 557, une trêve est signée avec les Perses, déouchant sur un traité de paix en 562.
Barış Örücü, (d.La prière pour tous (V).
Bu operasyonda 16 barış gücü askeri ölmüştür.Au cours de cette opération, 16 soldats furent tués.
Mynet Haber ^ Gürcistan: Daimi barışa kadar savaş!(Large Target) Battons-nous pour la paix !
Ülke içinde refahı ve barışı sağladı.Il rétablit la paix et la stabilité dans le pays.
1961 yılından bu yana 200.000'den fazla Amerikalı 139 ülkede Barış Gönüllüsü olarak çalışmıştır.Plus de 200 000 personnes ont servi dans le Corps de la Paix, dans 139 pays différents.
1932 - Dünya Barış Konferansı Viyana'da toplandı.1952 : congrès mondial des peuples pour la paix à Vienne.
1964 - Nobel Barış Ödülü zenci rahip Martin Luther King'e verildi.1964 : le prix Nobel de la paix est attribué à Martin Luther King.
Bundan sonra Saaremaa'da adalı Oselyalılar ile Haçlılar arasında bir barış antlaşması imzalandı.C'est là que doit être signé un accord de paix entre les Azmirs et les Samadiens.
Karar "Orta Doğu'da âdil ve kalıcı bir barışın sağlanması" çağrısı yapar.La Résolution appelle à un cessez-le-feu et à des négociations pour une paix juste et durable au Moyen-Orient.
Barış dolu bir hayata dönmek konusunda daha arzulular.Il dit aspirer à une vie paisible.
Bu onun Barış Konferansını terk etmesine sebep oldu.Il lui interdit ainsi de se rendre à un meeting pacifiste.

İlgili Sayfalar