barış ile cümle
barış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Dokuz buçuk saat sonra barışçıl bir şekilde polise teslim oldu.Der Festgenommene verbrachte anschließend zweieinhalb Stunden in einer Zelle auf dem Polizeirevier.
"XXV Barış Görüşmeleri".Die Eröffnungsfeier der XXV.
Hafiflik ve barış konumunu hissetmeye başladığınızda sadece gözlerinizi kapatın ve düşüncelerinizi seyredin.Wenn ich die Augen schließe fühle ich deine Liebe und deine Küsse.
Her bir üye hücreden serbest kaldığınca, aileleriyle karşılaşır ve onlarla barışırlar.Als sie aus dem Gefängnis entlassen werden, sprechen sich alle auch mit ihren Familien aus.
Sonunda 26 Ocak 1699 günü Karlofça Barış Antlaşması imzalandı.Der Friede von Karlowitz wurde am 26. Januar 1699 geschlossen.
Şehre Xigazê Barış Havalimanı hizmet vermektedir.Die Pflege der Friedhofsfläche wird durch die Stadt vorgenommen.
İki kardeş, 16 yıl boyunca ilişkilerini barış içinde sürdürdüler.Beide Eltern brüten etwa 16 Tage.
Barış hakkında müzakereler yapılırsa bir sonuca varılacağına inanmaktaydı.Bevor es zur Schlacht kam, konnte jedoch auf dem Verhandlungsweg ein Friede erreicht werden.
Bu onun Barış Konferansını terk etmesine sebep oldu.Das habe sie dazu bewegt, Frieden zu schließen.
Bu yeni bayrak, ülke barışının ve barış yöneliminin bir simgesidir.Das Siegel soll den Frieden und die Ruhe der Provinz symbolisieren.
22 Aralık 1805 de Avusturya ile Fransa arasında Pressburg Barış Antlaşması imzalanmıştır.Am 26. Dezember 1805 wurde mit Österreich der Friedensvertrag von Pressburg geschlossen.
Krum Han bir kez daha barış görüşmesine girişti.Franz I. musste erneut Frieden schließen.
Osmanlı barış teklifinde bulunmak zorunda kaldı.Robert erhielt ein Friedensangebot.
Barış anlaşmalarından sonra 1998'de yasak kaldırıldı.Nach dem Inkrafttreten des Schengener Abkommens im Jahr 1995 wurde er geschlossen.
1559 - İtalya Savaşı'nı bitiren barış anlaşması imzalandı.Im Juni 1546 wurde ein Friedensvertrag geschlossen, der den Krieg beendete.
Savaş ve barış kararları toyda verilir.Krieg und Frieden in der Urfassung.
Barış kelimesi duygusal bir durum içinde kullanılabilir.Der Begriff Türöffner kann auch in einem psychologischen Kontext verwendet werden.
Barış, Demokrasi ve Adalet kapsamında görüşüldü.Gerechtigkeit und Demokratie auf dem Prüfstand.
Liu Xiaobo, Nobel Barış Ödülü sahibi.Die Biografie des Friedensnobelpreisträgers Liu Xiaobo.
Barış uzun sürmedi.Der Friede hielt nicht lange.
NATO'nun Barış İçin Ortaklık programına da üyedir.Malta arbeitet mit der NATO im Programm Partnerschaft für den Frieden zusammen.
Onun bu barış isteğini Stockholm'daki İsveç Parlamentosu desteklemekte idi.Dieser zögerte, woraufhin er sich die schwedische Aufführung in Stockholm ansehen sollte.
Hiroşima Barış Anıtı Müzesi.Im Besitz des Hiroshima Kunstmuseums.
Hüsrev yine de barışı reddediyordu.Daraufhin lehnten diese den Frieden ab.
Diğer birlik cumhuriyetlerinde ise dönüşüm nispeten barış içinde gerçekleşti.Die Räumung der übrigen verlief friedlich.
Çünkü daha önceki bütün barış ve teslim çağrıları cevapsız kalmıştı.Damit haben sich alle Vorwürfe und Vorverurteilungen als haltlos erwiesen.
Sonra 1667 yılı içinde Breda'daki barış görüşmelerine dahil olur.Im Frieden von Breda wurde 1667 der Frieden zwischen den beiden Staaten besiegelt.
Honorius soruna barışçıl bir çözüm bulma isteği olmasına rağmen, politik sağduyudan yoksundu.Honorius fehlte jeder Sinn für politische Realitäten ebenso wie der Wille zu einer friedlichen Lösung.
2009 Barış Kupası 24 Temmuz ile 2 Ağustos arasında gerçekleşti.Die Veranstaltung fand vom 25. Juli bis zum 2. August 2009 statt.
Bu insanlar dünya barışına çok büyük katkı sağladı.Ces gens ont apporté une grande contribution à la paix mondiale.
İnsanlık nükleer enerjinin barışçıl kullanımında başarılı olacaktır.L'humanité parviendra à utiliser pacifiquement l'énergie nucléaire.
Hadi, barışalım.Allons, faisons la paix.
Ben barıştım.J'ai fait la paix.
Barışçıl bir çözüm istiyoruz.Nous voulons une solution pacifique.
NATO bir barış örgütü değildir.L'OTAN n'est pas une organisation de paix.
Ukrayna'nın Yahudi cumhurbaşkanı neo-Nazilerle nasıl barıştı?Comment le président juif d'Ukraine a fait la paix avec les néo-nazis ?
Çatışma resmî olarak 2005 yılı Ocak ayında bir barış anlaşmasının imzalanmasıyla sona erdi.Le conflit a officiellement pris fin avec la signature d'un accord de paix en janvier 2005.
Napolyon harekâta başlamadan önce St. Petersburg'a son bir barış teklifi gönderdi.Napoléon avait envoyé une dernière offre de paix à Saint-Pétersbourg peu avant d’entamer les opérations.
O parlayan insanlar Çalışarak barış içerisinde inşa ediyoruz Daha öncesinden daha güzel bir ülke.Ô peuple ardent Par le labeur Nous bâtirons un pays plus beau qu'avant Dans la paix.
Bu nedenle ertesi yıl Nobel Barış Ödülü'ne aday ilk şehir oldu.Elle devint l'année suivante la première ville candidate au Prix Nobel de la paix.
Ayrıntılı tanım ve sınırlamalar 1976 tarihli Barışçıl Nükleer Patlamalar Antlaşmasında yer almaktadır.Les définitions et les limites sont couvertes dans le traité des explosions nucléaires pacifiques de 1976,.
Gaiseric, Basiliscus'tan barış şartlarını hazırlamak için 5 gün izin istedi.Genséric demande à Basiliscus cinq jours pour produire les conditions d’une paix.
B 1948 yılında Nobel Barış Ödülü kimseye verilmemiştir.B En 1948, le prix Nobel de la paix n'a pas été attribué.
1999 - Sınır Tanımayan Doktorlar örgütü, Nobel Barış Ödülü'nü aldı.1999 : l'association Médecins sans frontières reçoit le prix Nobel de la paix.
11 Mayıs'ta, Batum'da yeni bir barış konferansı açıldı.Le 11 mai, une nouvelle conférence s'ouvrit à Batoumi.
Şimdi silahlarımızı atalım ve barışı kucaklayalım.Mettons plutôt bas les armes et concluons la paix.
Nisan 1301'den itibaren, Bizans elçileri barış için Venedik'e gönderildi fakat başarılı olamadılar.Dès avril 1301, des ambassadeurs byzantins furent envoyés négocier la paix, sans succès.
Barış antlaşması, ertesi yıl imzalandı.Un nouveau traité de paix est signé l'année suivante.
NATO'nun Barış İçin Ortaklık programına da üyedir.Ce stage faisait partie du programme de partenariat pour la paix de l'OTAN.
General Mardonius, Salamis'e çekilmiş olan Atinalılara barış teklifini bir kez daha yeniledi.Mardonios renouvelle son offre de paix aux Athéniens réfugiés sur l'île de Salamine.
Birleşmiş Milletler'e Barışı koruma, kriz yönetimi ve insani yardım operasyonlarında destek vermek.Maintien de la paix, de la gestion des crises et les opérations de secours humanitaire à l'appui de l'ONU.
Gavril Radomir'in barış girişimleri başarısız oldu.La tentative de Gabriel Radomir de négocier la paix est un échec.
Bu Bizans hükümetini barış imzalamaya zorladı ve 4 Ekim 1302 tarihinde anlaşma imzalandı.Cette action détermina les Byzantins à proposer la paix, qui fut signée le 4 octobre 1302.
Ancak henüz barış antlaşması imzalanmamıştı.Le traité de paix ne fut pas signé.
Ancak 1783 barışının ardından, Britanya sahilin kontrolünden vazgeçmek zorunda kalmıştır.Toutefois, à la conclusion de la paix en 1783, la Grande-Bretagne dut renoncer au contrôle direct de la côte.
1972 yılında Sovyetler Birliği kendisine Lenin barış ödülü verdi.En 1972, l'Union soviétique lui remet le prix Lénine pour la paix.
4 Aralık tarihinde ateşkes ilan edildi ve barış görüşmeleri başladı.Une trêve est conclue le 4 décembre et les négociations commencent.
Sulla kısa süre içinde Mitridates'le barış yaptı.Sylla fait bientôt la paix avec Mithridate.
Gençliğinde Mahatma Gandi'nin barışçıl direnişini incelemek üzere Hindistan'a gitti.Jeune, il voyage en Inde pour étudier la résistance non-violente du Mahatma Gandhi.
Onun etkisiyle imparator Bizans kuvvetlerinin barışçıl şekilde çekilmesini sağladı.Du fait de son influence auprès de l'empereur, il facilita le retrait pacifique des troupes byzantines.