barış ile cümle
barış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Iki taraf bir barış antlaşması imzaladı.The two sides signed a peace treaty.
Barış anlaşması görüşme girişimleri başarısız oldu.Attempts to negotiate a peace treaty failed.
Rusya Almanya ile kendi barış antlaşması imzaladı.Russia signed its own peace treaty with Germany.
Bir barış anlaşması üzerinde anlaşmak için İngiltere'nin hiç acelesi yoktu.Britain was in no hurry to agree on a peace treaty.
Bir sonraki adım barış anlaşmasının koşullarını görüşmekti.The next step was to negotiate terms of a peace treaty.
Aylar süren müzakerelerin ardından, barış antlaşması tamamlandı.After months of negotiations, the peace treaty was completed.
Ulus barış halindeydi.The nation was at peace.
Barış görüşmeleri başarısızlıkla sonuçlandı.The peace talks ended in failure.
Bütün dünyada barış vardı.There was peace all over the world.
Bizim ülkemiz barıştan başka bir şey istemiyor.Our country wants nothing but peace.
Onlar barış yapmak için geldi.They came to make peace.
Onlar barış istemek için geldi.They came to ask for peace.
Barış görüşmelerine acil bir ihtiyaç var.There is an urgent need for peace talks.
O, arkadaşıyla barıştı.She reconciled with her friend.
İnsanlık nükleer enerjiyi barışçıl biçimde kullanarak başarılı olacaktır.Mankind will succeed in using nuclear energy peacefully.
Tom Mary ile barışmaya karar verdi.Tom decided to make it up to Mary.
Tüm dünya barış istiyor.All the world wishes to have peace.
Tüm dünya barışı arzuluyor.The entire world desires peace.
Burada barış içinde yaşayabiliriz.We could live in peace here.
Eğer kendinle barışamıyorsan, bir başkasıyla nasıl barışacaksın?If you can't make peace with yourself, how are you going to make peace with anyone else?
Onunla barışmaya çalıştım ama mümkün olmadı.I tried to make up with her, but it was impossible.
Savaş, barış getirmez. Tam tersine, o acı ve keder getirir.War doesn't bring on peace; on the contrary, it brings pains and grief on both sides.
Barış antlaşması yarın imzalanacak.The peace treaty will be signed tomorrow.
Barışımızı koruyalım!Let us protect our peace!
Haksız bir barış, haklı bir savaştan daha iyidir.An unjust peace is better than a just war.
Barışta, oğullar babalarını gömerler. savaşta, babalar oğullarını gömerler.In peace, sons bury their fathers. In war, fathers bury their sons.
Savaş yapmak, barış yapmaktan daha kolaydır.It's easier to make war than to make peace.
Kaderi idare etmek isteyen asla barış bulamaz.He who seeks to control fate shall never find peace.
Yaşlı general "barış kaçınılmazdır" dedi."Peace is evitable", said the old general.
Barış içinde parti verelim.Let's have the party in peace.
Sadece barış dünyayı kurtarabilir.Only peace can save the world.
Onlar barış içinde yaşarlar.They live in peace.
Keşke bütün insanlar barışı sevse!I wish all people loved peace!
Keşke bütün insanlar barışı sevseydi.I wish all people had loved peace.
Bütün insanların barışı sevmesini diliyorum.I wish all people loved peace.
Keşke bütün insanlar barışı sevse.I wish all people would love peace.
Lütfen barış içinde yememe izin ver.Please let me eat in peace.
Sovyet halkı kapitalizmle barışçıl rekabetten korkmaz.The Soviet people are not afraid of peaceful competition with capitalism.
Tom'un gerçekten istediği biraz barış ve sessizlik.What Tom really wanted was some peace and quiet.
Sadece barış içinde kahvaltımı yemek istiyorum.I'd just like to eat my breakfast in peace.
Defol buradan. Benim biraz barışa ve sessizliğe ihtiyacım var.Get out of here. I need some peace and quiet.
Sürdürülebilir bir barış gerçekten var mı?Is there really a sustainable peace?
Onlar barış istiyor.They want peace.
İstediğim şey biraz barış ve sessizlik.What I want is some peace and quiet.
Barış'ın bedeli nedir?What is the price of peace?
Barış görüşmeleri bu hafta başlayacak.The peace negotiations will start this week.
Barışı ara ve onun peşinden git.Seek peace and pursue it.
Ben bir barış severim.I'm a pacifist.
Sana barış amacıyla bir hediye getirdim.I brought you a peace offering.
Barış içinde gelirim.I come in peace.
Barış istiyorsan, savaş için hazırlan.If you want peace, prepare for war.
Benim babam Vietnam'da savaşmayı reddeden bir barışseverdi.My father was a pacifist who refused to fight in the Vietnam War.
O bir barışsever.She's a pacifist.
Sadece biraz barış ve sessizlik istiyorum.I just want some peace and quiet.
Savaş ve Barışı hep okumak istedim.I have always wanted to read War and Peace.
Savaş ve Barış'ı neredeyse bitirdim.I have almost finished War and Peace.
O nihayet Savaş ve Barış'ı okudu.She finally read War and Peace.
Savaş ve Barış tüm zamanların en büyük kitaplarından biridir.War and Peace is one of the greatest books of all time.
Savaş ve Barış bugüne kadar yazılmış en uzun romanlardan biridir.War and Peace is one of the longest novels ever written.
O aslında Savaş ve Barış'ı hiç okumadı.I've never actually read War and Peace.