barış ile cümle
barış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Dünya barışını desteklemek için çok çalışmalıyız.We must work hard to promote world peace.
İşimi barış içinde yapmama izin verin.Let me do my work in peace.
Savaş asla barışı kanıtlamamıştır.Battle's never proven peace.
Barış birlikleri sakinliği geri getirmek için taşındı.Peace-keeping troops moved in to restore calm after the battle.
Bütün ulus barış istiyor.The whole nation wants peace.
Tüm Dünya barışa açlık duyuyor.The whole world hungers for peace.
Karşılıklı anlayış, barışı sağlar.Mutual understanding makes for peace.
Başkan barış ister.The President desires peace.
Başkan barış istiyor, değil mi?The President desires peace, doesn't he?
Herkes kalıcı barış istiyor.Everybody wants permanent peace.
Biz hepimiz dünyada barış için özlem duyuyoruz.We are all longing for peace in the world.
Japonya komşularıyla barış içindedir.Japan is at peace with her neighbors.
Japonya dünya barışını teşvik etmede önemli bir rol oynar.Japan plays an important role in promoting world peace.
O, nükleer silahların barış için bir tehdit olduğunu ileri sürdü.He argued that nuclear weapons were a threat to peace.
O, bu on yıl boyunca barış için çok çalıştı.He worked hard for peace for these ten years.
O, hayatını barışa adadı.He dedicated his life to peace.
Barışın önemini vurguladı.He emphasized the importance of peace.
O, barış getirmek için çalıştı.He tried to bring about peace.
O, barışı desteklemek için çok çalıştı.He worked hard to promote peace.
Onlar, her şeyden önce, barış içinde yaşamak istiyor.They want, above all things, to live in peace.
Onlar barış içinde yaşadı.They lived in peace.
Onlar barışsever insanlardır.They are a peace-loving people.
Onlar barış için endişeliler.They're anxious for peace.
Onlar barış için endişe duyuyorlar.They're anxious for peace.
Onlar barış için istekliler.They are eager for peace.
Onunla barıştım.I made up with her.
Zihni barış içinde.Her mind is at peace.
"Savaş ve Barış"ın özetini okudu.She read the digest of War and Peace.
Askerler bir barış anıtı diktiler.The soldiers have erected a peace monument.
Barıştan başka hiçbir şey dünyayı kurtaramaz.Nothing but peace can save the world.
Kim barış ve güvenliği istemez?Who doesn't hope for peace and security?
Barışın karşıtı savaştır.The obverse of peace is war.
Barış çok önemlidir.Peace is of great importance.
Barış bizim için zamanında gelecektir.Peace will come to us in time.
Hiçbir şey barış kadar önemli değildir.Nothing is as important as peace.
Barış görüşmeleri bu hafta başlıyor.The peace talks begin this week.
Annem çifti barıştırmayı denedi.My mother attempted to reconcile the couple.
Senin için barışacağım.I'll make it up for you.
Her iki ülke şimdi barış içindeler.Both countries are now at peace.
Her iki ülke barış görüşmelerine girdi.Both countries entered into peace negotiations.
Barış görüşmeleri gelecek hafta başlayacak.Peace talks will begin next week.
Barış görüşmeleri bir süreliğine askıya alındı.The peace talks have been suspended for a while.
Barış görüşmeleri yine başarısız oldu.The peace talks failed again.
Dünyada barış istiyoruz.We want peace in the world.
Nobel barış ödülünü aldığını sana duyurmaktan memnun olduk.We are pleased to announce you that you have received the Nobel Peace Prize.
İki kız kardeş çok barışçıl bir biçimde yaşadılar.The two sisters lived very peacefully.
Barış şiddetin yokluğu değildir ancak adaletin varlığıdır.Peace is not the absence of violence but the presence of justice.
Barışa bir şans verin.Give peace a chance.
Barış seninle olsun.Peace be with you!
Barışı istemeyen kimse yok.There is no one who doesn't desire peace.
İki ülke savaş sona erdiğinde bir barış antlaşması imzalarlar.When two countries end a war, they sign a peace treaty.
Noel'in gerçek hediyeleri sevgi ve barıştır. Onları bir mağazadan satın alamazsınız.The true gifts of Christmas are love and peace. You cannot buy them in a store.
Annem çifti barıştırmaya çalıştı.My mother tried to reconcile the couple.
Atom enerjisi barışçıl amaçlar için kullanılabilir.Atomic energy can be used for peaceful ends.
Barış içinde çalışayım.Let me work in peace.
Onlar barış antlaşması imzaladı.They signed the peace treaty.
Barış antlaşması görüşmesi yapacaklardı.They would negotiate a peace treaty.
Kızılderililer ile barış içinde yaşamak istediler.They wanted to live in peace with the Indians.
Savaş barışa yol veriyordu.War was giving way to peace.
Askerler eve gelmeye barış zamanı işlerini bulmaya başladılar.Soldiers began to come home and find peacetime jobs.