barış ile cümle
barış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
1988 yılında Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanı oldu.1985 wurde er Stabsoffizier der türkischen Streitkräfte.
Anna Karenina ile Savaş ve Barış en bilinen romanlarıdır.Seine Hauptwerke Krieg und Frieden und Anna Karenina sind Klassiker des realistischen Romans.
Medea İçerdekiler Savaş ve Barış (Yön.)Karl Tanera: Krieg und Frieden.
1961 yılından bu yana 200.000'den fazla Amerikalı 139 ülkede Barış Gönüllüsü olarak çalışmıştır.Mehr als 16.000 afrikanische Flüchtlinge kamen in den letzten Jahren als Asylbewerber in das Land.
Dükalık, 1796 yılında, Basel’in Prusya-Fransa barış antlaşmasına katılmıştır.1796 trat das Herzogtum dem preußisch-französischen Sonderfrieden von Basel bei.
2014'te Nobel Barış ödülüne layık görüldü.Sie erhielt im Jahr 2014 den Friedensnobelpreis.
Nobel Barış Ödülü Oslo'daki Norveç Nobel Komitesi tarafından verilir.Der Friedensnobelpreis wird in Oslo übergeben.
Organizasyon 1938 yılında Nobel Barış Ödülü almıştır..Trotzdem oder gerade deswegen erhielt die Organisation 1938 den Friedensnobelpreis.
Turna kuşu, o zamandan beri barışın simgesidir.Die Taube wurde in der Folge weltweit ein Symbol für den Frieden.
Bu, barış için toprak ödünü vermektir."Dort solle er auch die Schätze besitzen, die er in der Erde vergraben habe“.
Eksi gösterge) Uluslararası Barış ve Güvenlik GSYİH'e oranla, denizaşırı gönderilen barış gücü asker sayısı.Internationaler Frieden und Sicherheit Anzahl der gesendeten UN-Friedenstruppen relativ zum BIP.
Ama Versailles Barış Antlaşması Almanya nın tanksavar topu üretimini yasaklıyordu.Der Friedensvertrag von Versailles verbot Deutschland den Besitz von Panzern.
"Kardeşlik ve barış...""Gehorsam und Friede".
Amacı, ülkeler arasında yaşanabilecek sorunları barışçı yollarla çözmek idi.Ziel war Streitigkeiten zwischen den Mitgliedern friedlich zu lösen.
8 Ağustos Augsburg'da Augsburg Barış Bayramı olarak kutlanır.Zudem ist das Friedensfest am 8. August in der Stadt Augsburg ein gesetzlicher Feiertag.
Simon ise vampir olarak kendisiyle barışık yaşamayı öğrenir.David sammelt, wie in seinem menschlichen Leben, weiterhin Informationen über die Vampire.
1931'de Nobel Barış Ödülü'nü Nicholas Murray Butler ile paylaştı.1931 erhielt sie zusammen mit Nicholas Murray Butler den Friedensnobelpreis.
1555'te V. Karl Augsburg Din Barışı sonucu tahttan çekildi.1555/56 dankte Karl V. nach dem Augsburger Religionsfrieden ab.
3 Nisan 1559'da İspanya ile Fransa arasında Cateau-Cambrésis Barış Antlaşması imzalandı.Der Krieg mit Frankreich wurde am 3. April 1559 im Frieden von Cateau-Cambrésis beigelegt.
Panayırların kurulmasıyla, kısa bir süre için de olsa bir barış dönemi yaşanırdı.Es gelang ihm aber, zumindest für eine kurze Zeit Friedensverträge mit den Indianern zu schließen.
Turin Antlaşması kalıcı barış konusunda pek umut vermiyordu.Der Vertrag führte nicht zu einem dauerhaften Frieden in der Region.
Daha sonra yapılan barışlarla uzun süre istikrar sağlandı.Viel später fand er mit ihnen den Frieden.
Ama barışa 24 Mart'ta operasyonla cevap verildi.Erst am 24. März kam die Zusammenführungsaktion ins Rollen.
Adresimi biliyorsunuz; Barış Manço Moda 81300 İstanbul.Die Anschrift ist Maritiemplein 3, 8400 Oostende.
Bu harekat Campo Formio barış anlaşmasını ihlal etmek anlamına geliyordu.Er machte vergeblich Friedensangebote auf der Basis des Friedens von Campo Formio.
Barış Akarsu Heykeli.Das Testament des Friedens.
Ancak henüz barış antlaşması imzalanmamıştı.Der Friedensvertrag wurde nicht unterzeichnet.
Hakikaten de Ossietzky bir yıl sonra, geriye dönük olmak üzere 1935 yılı Nobel Barış Ödülü'nün aldı.Ossietzky erhielt 1936 rückwirkend den Friedensnobelpreis für das Jahr 1935.
Aynı yılın ekiminde yaşanan kısa süreli barış, yapılan görüşmeleri geçersiz kıldı.Als sein Hauptwerk wird die im gleichen Jahr entstandene Pietà angesehen.
28 Haziran 1919'da Versailles Barış Antlaşması imzalandı.Friedensvertrag von Versailles vom 28. Juni 1919.
Bu nedenle de adına Barış Parkı denilmiştir.Es handelt sich um einen sogenannten Peace Park.
Ardından adil ve dürüst olduğu ileri sürülen bir barış antlaşması yürürlüğe konuldu.Wir brauchen dringend einen Weg zu einem ehrgeizigen, fairen und rechtlich verbindlichen Übereinkommen.
Padişah, barışı kabul etti.Lyrik La paix conquise.
Portekiz ile barış imzalanır.Krieg mit Portugal!
2016 Cenevre Suriye barış görüşmeleri'nde ve öncesindeki temaslarda Türkiye'yi temsilen görüşmeler yaptı.2016 leitete er die saudische Delegation bei den Jemen-Friedensgesprächen in Kuwait.
Siyasette hep barışçıl bir tutum içinde olmuştur.Er trat eifrig für eine friedfertige Politik ein.
Koca yeşil, insanlar ve hayvanlar arasında tekrar barış içinde yaşama amacıyla kurulan barış gücüdür.Die übrigen Affen und Menschen wollen von nun an in Frieden zusammenleben.
"Amos Oz: "Barış Şimdi Hareketi"nin Romancısı".Amos Oz: Der perfekte Frieden.
Sonra barışırlar.Danach Pazifist.
2 Şubat 1920 Tartu Barış Antlaşması imzalandı.Der Krieg konnte am 2. Februar 1920 mit dem Friedensvertrag von Tartu beendet werden.
Amacını "barış ve diyalog ortamında demokratik ve çoğulcu bir Suriye kurmak" olarak açıklamıştır.Das Ziel sei „eine offene, vielfältige und plurale Volkswirtschaftslehre“.
Sonraki yedi yıl boyunca imparatorluğa barış hâkim oldu.Am kaiserlichen Hof wurde seit Jahrhunderten das Schachspiel gepflegt.
Ülke içinde refahı ve barışı sağladı.Er brachte dem Land Wohlstand und Stabilität.
Fakat barış uzun sürmedi.Doch dauerte der Frieden nicht lange.
Şâhı, barışçıl yapısıyla ifâde ederler.Von der Kunst, auf die ruhige Art erfolgreich zu sein.
Yönetimi bir barış ve refah devri oldu.Die Republik kehrt in eine Zeit des Friedens und Wohlstandes zurück.
Barış görüşmeleri devam etmeyince, bölgedeki durum da kötüye gitmeye başladı.Als klar wurde, dass dies nicht geschehen würde, verschlechterte sich die Lage in der Botschaft zunehmend.
Ateşkes Barış antlaşmasıNuklearwaffenkonvention Atomwaffensperrvertrag
Hiçbir iktidarla barışık olmadı.Ein Friede mit ihnen sei unmöglich.
Sonunda Fazl, Hârûn Reşîd ile Yahyâ’yı barıştırmayı başardı.Siehe Muḥammad ʿIzz ad-Dīn al-Miʿyār al-Idrīsī (Hrsg.).
Barış kısa sürdü.Der Frieden war von kurzer Dauer.
Barış için son ve en güçlü umut hep burasıdır.Gerade die Tapfersten und Kriegerischsten leben in träger Ruhe dahin.
Ceday kodu: Duygu yoktur, barış vardır.Jutta Schall-Emden: Weder Pauken noch Trompeten.
Lomé Peace Accord Sierra Leone'daki iç savaştaki taraflar arasında imzalanan bir barış anlaşmasıdır.Das Arusha-Abkommen bezeichnet ein Friedensabkommen zwischen den ruandischen Bürgerkriegsparteien.
Nişanlısı hemen peşinden gider ve onu sakinleştirir ve barışırlar.Seine Verlobte sucht ihn zu beruhigen.
Kurucusu Muhammed Yunus'la birlikte 2006 yılı Nobel Barış Ödülü'ne layık görülmüştür.Muhammad Yunus wurde 2006 für seine Mikrofinanz-Arbeit in Bangladesch mit dem Friedensnobelpreis geehrt.
1956 yılında Viyana'da Uluslararası Barış Ödülü'nü aldı.Letztmals wurde der Internationale Friedenspreis 1956 verliehen.
Yerli halklar ^ "Selam olsun barış ödülü alan kadınlara!". birgun.net.Paix aux chaumières!“ „Krieg den Palästen!
Barışcıl balıklardır özellikle gurami ailesinden diğer türlerle iyi geçinirler.Rotzahn-Drückerfische sind wesentlich friedlicher als andere Arten aus ihrer Familie.
"Ne Sevmeyi Bildik ne Sevilmeyi" (Söz: Haluk Kurosman, Müzik: Barış Yurtcu) "Gurur Benim Neyime?"Zu wissen, was Gott will, zu wissen, was der Weg des Lebens ist – das war die Freude Israels“.