barış ile cümle

barış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Barışçıl, düzenli sivil areketten bahsediyorum, bu da pasif hareket anlamına gelmiyor.It's pacific, coordinated civil action, which doesn't mean passive action.
Globalizm her zaman iki ülke için tek yol olarak satılır dünya barış getir.Globalism is always sold two nations as the only way to bring world peace.
Dolayısıyla bu, bir barış devletine yönlendirecektir.And therefore, it would lead to a state of peace.
Bu bizi sadece "Neden savaş var?" sorusuna değil, "Neden barış var?" sorusuna da itmeli.It should force us to ask not just, why is there war? But also, why is there peace?
İnanıyorum ki bunlar gelecekteki barışın yapı taşları.I believe these are the building blocks for future peace.
Buna rağmen barışı sağlamak bir koşu değildir.After all, peacemaking is not a sprint.
Ve "Selam" bir çok Etiyopya dilinde "barış" anlamına gelir.And Selam means peace in many Ethiopian languages.
Bu ismi bölgede ve gezegende barışı yüceltmek için kullandık.We use that name to celebrate peace in the region and in the planet.
"Ben barış getiren önderim."[I am] the shepherd who brings peace.
Dördüncüsü, anlaşmalı bir barışı sağlamaya çaılışıyoruz.Fourth, we are pursuing a negotiated peace.
Barışa giden bir yol şu an onların önünde kuruldu.A path to peace is now set before them.
Uzun süreli bir barış yolunda,In pursuit of a durable peace,
Afgan halkı kendi egemenliklerini ilan etmek ve kalıcı bir barış inşa etmek istiyorlar.Afghans want to assert their sovereignty and build a lasting peace.
O halde ne istediğime gelelim, "dünya barışı".I'm not going to wish for that. So let's get to what I would like, which is world peace.
JN: dünya barışından çok daha akla yatkın, ve kesinlikle daha yakın.JN: It's more tangible than world peace, and it's certainly more immediate.
Barış! Fakat gerçek anlamında değil.But not literally.
Özgürlük ve barış için savaşmış birineHe fought for peace and liberty
Bizim barışa itiyacımız var ve liderlerimiz de barış sağlanmadan vazgeçmeyeceğimizi bilmeliler.We need peace, and we need our leaders to know we will not rest until there is peace.
Layma'nın dediği gibi "Beyaz giyiyoruz çünkü barış için çalışıyoruz"As Leymah said, "We wore the white saying we were out for peace."
Zamanla Liberya'daki karşıt güçler Ghana'da barış konuşmaları yapmaya zorlandı.Eventually, opposing forces in Liberia were pushed to hold peace talks in Ghana.
Barış konuşmaları ağırca devam etti ve etti.The peace talks dragged on and on and on.
Barış uzlaşması imzalanana kadar ayrılmama kararındaydık" dedi.We were not going to leave until the peace accord was signed."
Ve barış uzlaşması imzalandı.And the peace accord was signed.
Burada Zambia'da barış var.And here, in Zambia, there is peace.
"En özgürü benim, senle ben ... barış içinde yaşarız..."The freest of all is me, and me and you living peacefully amid the sky and the sea
İslam güneye barışla geldi, kuzeye karışık bir şekilde farklı geldi.Islam came peacefully to the south, slightly more differently complicated history in the north.
Bu koşulların merkezinde barışçı amaçlara katiyetle bağlı olmak yer alıyordu.Central among them, a commitment to exclusively peaceful means.
Liderlerin, barışı sağlama ve korumada becerikli, kararlı ve ileri görüşlü olmsına ihtiyaç var.Leadership needs to be capable, determined and visionary in its commitment to peace.
'Yaşasın barışçıl devrim,' çünkü asla şiddetle karşılık vermeyeceğiz."Long live a peaceful revolution," because we will never retaliate with violence.
Omagh'da bomba 'Gerçek IRA' tarafından barış sürecinin orta yerinde infilak ettirildi.In Omagh, bomb went off, Real IRA, middle of a peace process.
Ve, Prusya ve İspanya ile barış sağlanmıştı.And peace is declared with Prussia and Spain.
Prusya ve İspanya'yla barış.(WRlTING: Peace with Prussia and Spain.)
Ve, Fransızlarla 1797 Ekim'inde barış yaptılar.And they make peace with the French in October of 1797.
1797'de Avusturya'yla barış sağlandı.In 1797 there's peace with Austria.
Ama Avusturya'yla olan bu barış aslında çok geçici olacak.But this peace with Austria is actually going to be very temporary.
Ve, bir kez daha, bu Avusturya'yla barıştı.And once again, this was peace with Austria.
Seçimler Libya'ya güvenlik, barış ve istikrar kazandırmadı.For elections did not bring peace and stability and security in Libya.
Savaşın parçaladığı Libya'nın barışa ulaşmak için umutsuzca ihtiyacı olan idealler bunlar olmalı.These are the ideals that a war-torn Libya needs desperately in order to achieve peace.
"Selamet" --barış-- "merhametli Allah'ın, rahimin sözüdür.""Salam" -- peace -- "is the word of the all-merciful God, raheem."
Bugün barışçıl bir yürüyüşe davetlisiniz.Today you're invited to a peaceful march.
Bu barışçıl bir yürüyüş.This is a peaceful march.
Barış, sağlık, huzur, mutluluk, nirvana.Peace, health, serenity, happiness, nirvana.
Dünya Barış Oyunu ciddi bir olay.The World Peace Game is serious.
Bu Dünya Barış Oyunu.This is the World Peace Game.
"Barış ayak tırnaklarımın yeniden uzamaya başlamasaı gerçeğidir.""Peace is the fact that my toenails are growing back again."
Ne zaman ki bir nevi barış oldu, ayak tırnakları tekrar uzamaya başladı.And only when there was some sort of peace, her toenails grew back again.
Barışı bir ayak tırnağının perpektifinden anlamamız gerek.We need to understand peace from a toenail's perspective.
O annenin çocuklarını iyileştirmek için tüm barış anlaşmalarından daha çok şansı var.That mother has a better chance to heal her children than any peace agreement can do.
Ve barış dolu Zambia, hemen komşu ülkesi -- Yüzde 15'lerde.And this is peaceful Zambia, neighboring country -- 15 percent.
Bu dünya barışı için gerekli koşulları yaratacaktır.That would create the conditions for world peace.
Bu şekilde bir araya getirilip barıştırılıyorlar ve bu oldukça dikkate değerdi.They were just brought together in this kind of reconciliation, and I find this remarkable.
Ve uçaktan atladığımız zaman Amerika barış içindeydi.And when we took off from the airfield, America was at peace.
Ve bu, barişa ve uzlaşıya gerçek bir azat ve politik bir katkıdır.And this is a really emancipatory and political contribution to peace and reconciliation.
"Dostlarınızla barış yapmazsınız, düşmanlarınızla barış yaparsınız.""You don't make peace with your friends, you make peace with your enemies."
Bununla birlikte gerçek barış, sağlık ve bolluk fırsatı bize bağlı.However, an opportunity for true peace, health and abundance is upon us.
Bu varlıkların nezaketini, zekasını, cömertliğini ve barışçıllıklarını biliyorum.I know these beings to be kind, intelligent, generous and peaceful.
Burada olduklarını, barış ve sevgiyle geldiklerini biliyorum.I know they're here, and I know that they come in love and in peace.
Çoğu kimse bunun yeni bir barış ve istikrar yüzyılının başlangıcı olmasını ümit etti.Many hoped that this would mark the beggining of a new era of peace and stability.
Bu şekilde korkunç suçları işlediğinizi biliyorsanız nasıl kendinizle barışık olabilirsiniz?How do you live with yourself if you know you've committed horrific crimes?
Hindistanlı bu barış koruyucuları yerel halktan bir sürü kadını da polis gücüne katılmaya özendirdi.Indian peacekeepers have inspired many local women to join the police force.

İlgili Sayfalar