Orada yaşayan organizmaların bulunup bulunmadığı ise tabii ki, bambaşka bir konu.Pravdaže, otázka, či tam sú alebo nie sú živé organizmy, je niečo úplne iného.
Orada yaşayan organizmaların bulunup bulunmadığı ise tabii ki, bambaşka bir konu.Qu'il y ait ou non des organismes vivants, bien sûr, c'est un problème tout à fait différent.
Orada yaşayan organizmaların bulunup bulunmadığı ise tabii ki, bambaşka bir konu.Tentu saja, apakah disana ada makhluk hidup atau tidak merupakan hal lain.
Orada yaşayan organizmaların bulunup bulunmadığı ise tabii ki, bambaşka bir konu.To, czy na tym księżycu znajduje się życie, jest oczywiście zupełnie odrębną sprawą.
Orada yaşayan organizmaların bulunup bulunmadığı ise tabii ki, bambaşka bir konu.Vare sig det finns levande oganismer där eller inte, är en helt annan fråga.
Orada yaşayan organizmaların bulunup bulunmadığı ise tabii ki, bambaşka bir konu.Zda tam tyto živé organismy jsou či ne, je samozřejmě úplně jiná otázka.
Orada yaşayan organizmaların bulunup bulunmadığı ise tabii ki, bambaşka bir konu.Το εάν υπάρχουν ή όχι ζωντανοί οργανισμοί εκεί , φυσικά , είναι ένα εντελώς διαφορετικό ζήτημα.
Orada yaşayan organizmaların bulunup bulunmadığı ise tabii ki, bambaşka bir konu.Дали има или няма живи организми там, разбира се, е напълно различен въпрос.
Orada yaşayan organizmaların bulunup bulunmadığı ise tabii ki, bambaşka bir konu.Есть там живые организмы или нет, это конечно совершенно иной вопрос.
Orada yaşayan organizmaların bulunup bulunmadığı ise tabii ki, bambaşka bir konu.Чи є там живі організми, чи ні - звісно, це вже зовсім інше питання.
Orada yaşayan organizmaların bulunup bulunmadığı ise tabii ki, bambaşka bir konu.אם יש שם אורגניזמים חיים, זה כמובן עניין אחר לגמרי,
Orada yaşayan organizmaların bulunup bulunmadığı ise tabii ki, bambaşka bir konu.ما إذا كانت هناك كائنات حية هناك، بطبيعة الحال هي مسألة مختلفة تماما
Orada yaşayan organizmaların bulunup bulunmadığı ise tabii ki, bambaşka bir konu.まったく別の問題です それに関しては、再び
Oraya gitmek bir zaman tüneline girmek gibiydi, ve kendime dair bambaşka duygularla geri döndüm.Daarheen gaan, was als in een tijdscapsule stappen. Na afloop had ik een ander besef van mezelf in de tijd.
Oraya gitmek bir zaman tüneline girmek gibiydi, ve kendime dair bambaşka duygularla geri döndüm.Ir allí es como entrar en una cápsula del tiempo, y salí con un sentido diferente de mí mismo en el tiempo.
Oraya gitmek bir zaman tüneline girmek gibiydi, ve kendime dair bambaşka duygularla geri döndüm.그곳으로 가는 것은 마치 타임캡슐로 입장하는 느낌이었습니다. 그리고 제가 나올 때 저는 시간에서 다른 느낌으로서의 저를 보았습니다.
Oraya gitmek bir zaman tüneline girmek gibiydi, ve kendime dair bambaşka duygularla geri döndüm.Lemenni oda, olyan volt, mintha belépnék egy időkapszulába, és egy másfajta érzéssel jöttem ki.
Oraya gitmek bir zaman tüneline girmek gibiydi, ve kendime dair bambaşka duygularla geri döndüm.Prísť k nim bolo ako vstúpiť do časovej kapsule, a ja som odtiaľ vyšiel s iným poňatím seba v čase.
Oraya gitmek bir zaman tüneline girmek gibiydi, ve kendime dair bambaşka duygularla geri döndüm.To było jak podróż wehikułem czasu i wróciłem z odmienionym poczuciem swego miejsca w czasie.
Oraya gitmek bir zaman tüneline girmek gibiydi, ve kendime dair bambaşka duygularla geri döndüm.Viajar até lá foi como entrar numa cápsula do Tempo, e saí com uma percepção diferente de mim no Tempo.
Oraya gitmek bir zaman tüneline girmek gibiydi, ve kendime dair bambaşka duygularla geri döndüm.Xuống dưới đó giống như đi vào một khoang chứa thời gian, và tôi bước ra với một cảm nhận khác về bản thân.
Oraya gitmek bir zaman tüneline girmek gibiydi, ve kendime dair bambaşka duygularla geri döndüm.המסע לשם היה כמו כניסה לכמוסת זמן, ויצאתי עם תחושה שונה לגבי עצמי ביחס לזמן.
Oraya gitmek bir zaman tüneline girmek gibiydi, ve kendime dair bambaşka duygularla geri döndüm.الذهاب الى هناك كان بمثابة الدخول الى كبسولة زمنية، وخرجت بشعور مختلف عن نفسى فى ذلك الوقت.
Oraya gitmek bir zaman tüneline girmek gibiydi, ve kendime dair bambaşka duygularla geri döndüm.時間を遡って生まれ変わったような体験をしました ストロマトライトが放出した酸素を
Öte yandan insanlar bambaşka bir konu.Cu oamenii, pe de altă parte, era o cu totul altă poveste.
Öte yandan insanlar bambaşka bir konu.이와 반대로, 사람은 다른 대상입니다.
Öte yandan insanlar bambaşka bir konu.La gente, por otro lado, era un tema aparte.
Öte yandan insanlar bambaşka bir konu.Le persone, d'altro canto, erano un soggetto differente.
Öte yandan insanlar bambaşka bir konu.Les personnes, par contre, c'était une autre histoire.
Öte yandan insanlar bambaşka bir konu.Mặc khác, người dân là một chủ đề khác.
Öte yandan insanlar bambaşka bir konu.Mensen aan de andere hand, dat is een ander verhaal.
Öte yandan insanlar bambaşka bir konu.Na druhou stranu o nás lidech to byl jiný příběh.
Öte yandan insanlar bambaşka bir konu.Orang, di sisi lain, adalah subjek yang berbeda.
Öte yandan insanlar bambaşka bir konu.Was die Menschen hingegen betrifft, ist das ein anderes Kapitel.
Öte yandan insanlar bambaşka bir konu.Wpływ na mieszkańców to inna sprawa.
Öte yandan insanlar bambaşka bir konu.С людьми, с другой стороны, дело обстояло совсем иначе.
Öte yandan insanlar bambaşka bir konu.Хората, от друга страна, бяха съвсем различно нещо.
Öte yandan insanlar bambaşka bir konu.אנשים, לעומת זאת, זה נושא אחר.
Öte yandan insanlar bambaşka bir konu.الأشخاص ، من جهة أخرى ، كانوا يمثلون موضوعا آخر.
Öte yandan insanlar bambaşka bir konu.我々自身は、修復できるかわかりませんでした
Park Hae Young... ...babasından bambaşka bir hayat sürüyor.Park Hae Young pont ellenkezőképp él, mint az apja.
Park Hae Young... ...babasından bambaşka bir hayat sürüyor.Park Hae Young... vit d'une manière opposée à son père.
Park Hae Young... ...babasından bambaşka bir hayat sürüyor.Ο Παρκ ΧεΓιουνγκ, ζει εντελώς διαφορετικά από τον πατέρα του.
Park Hae Young... ...babasından bambaşka bir hayat sürüyor.بارك هاي يونغ يعيش حياة مختلفة عن حياة والده
Politik ve askeri liderlerimiz bize bir şeyler anlatıyor fotoğrafçılar ise bambaşka bir şey söylüyorlardı.A politikai és katonai vezetőink egy dolgot mondtak nekünk, a fotók készítői pedig valami egészen mást.
Politik ve askeri liderlerimiz bize bir şeyler anlatıyor fotoğrafçılar ise bambaşka bir şey söylüyorlardı.우리의 정치적, 군사적 지도자들은 하는 말과 사진가들이 하는 말은 전혀 달랐죠.
Politik ve askeri liderlerimiz bize bir şeyler anlatıyor fotoğrafçılar ise bambaşka bir şey söylüyorlardı.Liderii noştri politici şi militari ne spuneau ceva, fotografii ne spuneau altceva.
Politik ve askeri liderlerimiz bize bir şeyler anlatıyor fotoğrafçılar ise bambaşka bir şey söylüyorlardı.Naši političtí a vojenští vůdci nám řekli jednu věc a fotografové nám říkali další.
Politik ve askeri liderlerimiz bize bir şeyler anlatıyor fotoğrafçılar ise bambaşka bir şey söylüyorlardı.Nasi przywódcy polityczni i wojskowi mówili nam jedno, a fotografowie coś zupełnie innego.
Politik ve askeri liderlerimiz bize bir şeyler anlatıyor fotoğrafçılar ise bambaşka bir şey söylüyorlardı.Nuestros líderes políticos y militares nos decían una cosa y los fotógrafos nos decían otra.
Politik ve askeri liderlerimiz bize bir şeyler anlatıyor fotoğrafçılar ise bambaşka bir şey söylüyorlardı.Onze politieke en militaire leiders vertelden ons één ding en fotografen vertelden ons iets anders.
Politik ve askeri liderlerimiz bize bir şeyler anlatıyor fotoğrafçılar ise bambaşka bir şey söylüyorlardı.Os nosso líderes políticos e militares contavam-nos uma história e os fotógrafos contavam-nos outra.
Politik ve askeri liderlerimiz bize bir şeyler anlatıyor fotoğrafçılar ise bambaşka bir şey söylüyorlardı.Pemimpin politik dan militer kita mengatakan satu hal dan fotographer mengatakan satu hal yang lainnya.
Politik ve askeri liderlerimiz bize bir şeyler anlatıyor fotoğrafçılar ise bambaşka bir şey söylüyorlardı.Наши политические и военные лидеры говорили нам одно, а фотографы другое.
Politik ve askeri liderlerimiz bize bir şeyler anlatıyor fotoğrafçılar ise bambaşka bir şey söylüyorlardı.Нашите политически и военни лидери ни казваха едно, а фотографите ни казваха друго.
Politik ve askeri liderlerimiz bize bir şeyler anlatıyor fotoğrafçılar ise bambaşka bir şey söylüyorlardı.המנהיגים הפוליטיים והצבאיים שלנו סיפרו דבר אחד וצלמי עיתונות סיפרו דבר אחר.
Politik ve askeri liderlerimiz bize bir şeyler anlatıyor fotoğrafçılar ise bambaşka bir şey söylüyorlardı.كان قادتنا السياسيين والعسكريين يخبروننا بشئ واحد والمصوّرين يخبروننا بشئ مختلف
Politik ve askeri liderlerimiz bize bir şeyler anlatıyor fotoğrafçılar ise bambaşka bir şey söylüyorlardı.写真家たちが話していることは別のことでした。 私は写真家を信じました、他の数百万人のアメリカ人もそうでした。
Sekoya türleri bambaşka bir zaman diliminde yaşıyor gibidir:삼나무들은 다른 시간 속에 존재하는 것 같습니다.
Sekoya türleri bambaşka bir zaman diliminde yaşıyor gibidir:נראה שהרדווד מצוי בסוג אחר של זמן: