Böylece kendisinin ve oğlu İkarus'un balmumundan kanatları olur.Tad Dedalas sumanė pasidaryti sau ir sūnui Ikarui sparnus.
Arı kovanını arı kovanı yapan şey de budur, arı kovanındaki balmumudur.Daaruit maken ze de was in de bijenraat.
Arı kovanını arı kovanı yapan şey de budur, arı kovanındaki balmumudur.이게 바로 벌집과 그 안에 있는
Arı kovanını arı kovanı yapan şey de budur, arı kovanındaki balmumudur.la cire dans la ruche.
Arı kovanını arı kovanı yapan şey de budur, arı kovanındaki balmumudur.Z tego powstaje wosk tworzący ul.
Arı kovanını arı kovanı yapan şey de budur, arı kovanındaki balmumudur.השעווה בכוורת. והן גם אוספות צוף, וזה מה שמייצר את הדבש שאנו אוכלים.
Arı kovanını arı kovanı yapan şey de budur, arı kovanındaki balmumudur.وهذا ما يشكل خلية النحل،
Arı kovanını arı kovanı yapan şey de budur, arı kovanındaki balmumudur.また 集めた蜜は
Ayakkabıcı balmumu masalları anlayabiliyordu hangi insan doğası ile tiksinti. 'Aş putea să vă spun poveşti de ceară lui cizmar care ar tine cu dezgust natura umană. "
Ayakkabıcı balmumu masalları anlayabiliyordu hangi insan doğası ile tiksinti. 'Eu poderia dizer-lhe contos de cera de sapateiro que nojo você com a natureza humana. "
Ayakkabıcı balmumu masalları anlayabiliyordu hangi insan doğası ile tiksinti. 'Ich könnte Ihnen Geschichten von Schusterpech was Ekel Sie mit der menschlichen Natur. "
Ayakkabıcı balmumu masalları anlayabiliyordu hangi insan doğası ile tiksinti. 'Ik kan je vertellen verhalen van wax schoenmaker die zou walging u met de menselijke natuur. "
Ayakkabıcı balmumu masalları anlayabiliyordu hangi insan doğası ile tiksinti. 'Jag skulle kunna berätta historier of skomakare är vax som skulle avsky dig med människans natur. "
Ayakkabıcı balmumu masalları anlayabiliyordu hangi insan doğası ile tiksinti. 'Jaz lahko povem zgodbe voska Čevljarski gnusa, ki bi ga s človeško naravo. "
Ayakkabıcı balmumu masalları anlayabiliyordu hangi insan doğası ile tiksinti. 'Jeg kunne fortælle historier af beg som ville afsky dig med den menneskelige natur. "
Ayakkabıcı balmumu masalları anlayabiliyordu hangi insan doğası ile tiksinti. 'Je pourrais vous raconter des histoires de poix qui vous dégoûter de la nature humaine. "
Ayakkabıcı balmumu masalları anlayabiliyordu hangi insan doğası ile tiksinti. '페인트. 난 당신에게 부엌의 밀랍 인형의 이야기를 알 수 어떤 인간의 본성과 구역질. 것입니다
Ayakkabıcı balmumu masalları anlayabiliyordu hangi insan doğası ile tiksinti. 'Le podría contar cuentos de cera de zapatero que asco con la naturaleza humana. "
Ayakkabıcı balmumu masalları anlayabiliyordu hangi insan doğası ile tiksinti. 'Mógłbym powiedzieć, opowieści z wosku szewca które niesmak ci ludzkiej natury. "
Ayakkabıcı balmumu masalları anlayabiliyordu hangi insan doğası ile tiksinti. 'Mohl bych Vám vyprávět příběhy vosku ševcovské , které by vás disgust lidské povahy. "
Ayakkabıcı balmumu masalları anlayabiliyordu hangi insan doğası ile tiksinti. 'Mohol by som Vám rozprávať príbehy vosku obuvnícke , Ktoré by vás disgust s ľudskou prirodzenosťou. "
Ayakkabıcı balmumu masalları anlayabiliyordu hangi insan doğası ile tiksinti. 'Potrei raccontare storie di cera calzolaio che schifo con la natura umana. '
Ayakkabıcı balmumu masalları anlayabiliyordu hangi insan doğası ile tiksinti. 'Saya bisa memberitahu Anda kisah lilin tukang sepatu yang akan jijik Anda dengan sifat manusia. "
Ayakkabıcı balmumu masalları anlayabiliyordu hangi insan doğası ile tiksinti. 'Tôi có thể nói cho bạn biết những câu chuyện sáp cobbler mà sẽ ghê tởm bạn với bản chất con người.
Ayakkabıcı balmumu masalları anlayabiliyordu hangi insan doğası ile tiksinti. 'Tudnám mondani, meséket varga viasz amely undort ha az emberi természet. "
Ayakkabıcı balmumu masalları anlayabiliyordu hangi insan doğası ile tiksinti. 'Voisin kertoa teille tarinoita suutarin vaha mikä inhoa sinua ihmisluonnon kanssa. "
Ayakkabıcı balmumu masalları anlayabiliyordu hangi insan doğası ile tiksinti. 'Θα μπορούσα να σας πω ιστορίες του κεριού τσαγκαράδικο η οποία θα αηδία σας με την ανθρώπινη φύση ".
Ayakkabıcı balmumu masalları anlayabiliyordu hangi insan doğası ile tiksinti. 'Мога да ви разкажа истории на восък обущар , които биха отвращение с човешката природа. "
Ayakkabıcı balmumu masalları anlayabiliyordu hangi insan doğası ile tiksinti. 'Я міг би розповісти вам казки воску шевця які б відразу ви з людською природою.
Ayakkabıcı balmumu masalları anlayabiliyordu hangi insan doğası ile tiksinti. 'Я мог бы рассказать вам сказки воска сапожника которые бы отвращение вы с человеческой природой.
Ayakkabıcı balmumu masalları anlayabiliyordu hangi insan doğası ile tiksinti. 'צבע. אני יכול לספר לך סיפורים על שעווה של סנדלר אשר היה גועל אותך עם הטבע האנושי. "
Ayakkabıcı balmumu masalları anlayabiliyordu hangi insan doğası ile tiksinti. 'الطلاء. أستطيع أن أقول لك حكايات من الشمع للإسكافي التي من شأنها أن الاشمئزاز لكم مع الطبيعة البشرية ".
Ayakkabıcı balmumu masalları anlayabiliyordu hangi insan doğası ile tiksinti. 'その人間性と嫌悪you。"でしょう 彼は窓にはステップオーバーと彼の声の一番上にそれを介してのことを叫んだ
Dağıtsın onları dağılan duman gibi; Ateşin karşısında eriyen balmumu gibi Yok olsun kötüler Tanrının önünde!(67:3) Как рассеивается дым, Ты рассей их; как тает воск от огня, так нечестивые да погибнут от лица Божия.
Dağıtsın onları dağılan duman gibi; Ateşin karşısında eriyen balmumu gibi Yok olsun kötüler Tanrının önünde!Felkél az Isten, elszélednek ellenségei; és elfutnak elõle az õ gyûlölõi.
Dağıtsın onları dağılan duman gibi; Ateşin karşısında eriyen balmumu gibi Yok olsun kötüler Tanrının önünde!Gud reiser sig, hans fiender spredes, og de som hater ham, flyr for hans åsyn.
Dağıtsın onları dağılan duman gibi; Ateşin karşısında eriyen balmumu gibi Yok olsun kötüler Tanrının önünde!Gud står upp; hans fiender varda förskingrade, och de som hata honom fly för hans ansikte.
Dağıtsın onları dağılan duman gibi; Ateşin karşısında eriyen balmumu gibi Yok olsun kötüler Tanrının önünde!Jumala nousee, hänen vihollisensa hajaantuvat, hänen vihamiehensä pakenevat hänen kasvojensa edestä.
Dağıtsın onları dağılan duman gibi; Ateşin karşısında eriyen balmumu gibi Yok olsun kötüler Tanrının önünde!Keď povstane Bôh, hneď sa rozpŕchnu jeho nepriatelia, a budú utekať od jeho tvári tí, ktorí ho nenávidia.
Dağıtsın onları dağılan duman gibi; Ateşin karşısında eriyen balmumu gibi Yok olsun kötüler Tanrının önünde!연기가 몰려감 같이 저희를 몰아내소서 불 앞에서 밀이 녹음 같이 악인이 하나님 앞에서 망하게 하소서
Dağıtsın onları dağılan duman gibi; Ateşin karşısında eriyen balmumu gibi Yok olsun kötüler Tanrının önünde!Povstane Bůh, a rozprchnou se nepřátelé jeho, a utekou od tváři jeho ti, kteříž ho mají v nenávisti.
Dağıtsın onları dağılan duman gibi; Ateşin karşısında eriyen balmumu gibi Yok olsun kötüler Tanrının önünde!som Røg henvejres, så henvejres de; som Voks, der smelter for Ild, går gudløse til Grunde for Guds Åsyn.
Dağıtsın onları dağılan duman gibi; Ateşin karşısında eriyen balmumu gibi Yok olsun kötüler Tanrının önünde!Sorga Dio, i suoi nemici si disperdano e fuggano davanti a lui quelli che lo odiano
Dağıtsın onları dağılan duman gibi; Ateşin karşısında eriyen balmumu gibi Yok olsun kötüler Tanrının önünde!כהנדף עשן תנדף כהמס דונג מפני אש יאבדו רשעים מפני אלהים׃
Dağıtsın onları dağılan duman gibi; Ateşin karşısında eriyen balmumu gibi Yok olsun kötüler Tanrının önünde!كما يذرى الدخان تذريهم. كما يذوب الشمع قدام النار يبيد الاشرار قدام الله.
Dağıtsın onları dağılan duman gibi; Ateşin karşısında eriyen balmumu gibi Yok olsun kötüler Tanrının önünde!他 們 被 驅 逐 、 如 煙 被 風 吹 散 . 惡 人 見 神 之 面 而 消 滅 、 如 蠟 被 火 鎔 化
Dağıtsın onları dağılan duman gibi; Ateşin karşısında eriyen balmumu gibi Yok olsun kötüler Tanrının önünde!他 們 被 驅逐 、 如 煙被風 吹散 . 惡人見 神 之 面 而 消滅 、 如蠟 被 火鎔化
Dağlar balmumu gibi erir, RABbin, bütün yeryüzünün Rabbi önünde.(96:5) Горы, как воск, тают от лица Господа, от лица Господа всей земли.
Dağlar balmumu gibi erir, RABbin, bütün yeryüzünün Rabbi önünde.A hegyek, mint a viasz megolvadnak az Úr elõtt, az egész földnek Ura elõtt.
Dağlar balmumu gibi erir, RABbin, bütün yeryüzünün Rabbi önünde.Als de HERE verschijnt, smelten de bergen als was voor Hem. Hij is Heer over de hele aarde.
Dağlar balmumu gibi erir, RABbin, bütün yeryüzünün Rabbi önünde.Bergen smälta såsom vax för HERREN, för hela jordens Herre.
Dağlar balmumu gibi erir, RABbin, bütün yeryüzünün Rabbi önünde.Bjergene smelted som Voks for HERREN, for hele Jordens Herre;
Dağlar balmumu gibi erir, RABbin, bütün yeryüzünün Rabbi önünde.Các núi tan chảy như sáp trước mặt Ðức Giê-hô-va, Trước mặt Chúa của khắp thế gian.
Dağlar balmumu gibi erir, RABbin, bütün yeryüzünün Rabbi önünde.Các núi tan chảy như sáp trước mặt Ðức_Giê - hô-va , Trước mặt Chúa của khắp thế_gian .
Dağlar balmumu gibi erir, RABbin, bütün yeryüzünün Rabbi önünde.Delante de Jehovah los montes se derriten como cera, delante del Señor de toda la tierra
Dağlar balmumu gibi erir, RABbin, bütün yeryüzünün Rabbi önünde.Die Berge zerschmelzen wie Wachs vor dem HERRN, vor dem Herrscher des ganzen Erdbodens.
Dağlar balmumu gibi erir, RABbin, bütün yeryüzünün Rabbi önünde.Fjellene smelter som voks for Herrens åsyn, for all jordens herres åsyn.
Dağlar balmumu gibi erir, RABbin, bütün yeryüzünün Rabbi önünde.Gore se tope kakor vosek vpričo GOSPODA, vpričo vse zemlje Gospodarja.
Dağlar balmumu gibi erir, RABbin, bütün yeryüzünün Rabbi önünde.Góry jako wosk rozpływają się przed obliczem Pańskiem, przed obliczem Pana wszystkiej ziemi.
Dağlar balmumu gibi erir, RABbin, bütün yeryüzünün Rabbi önünde.Gunung-gunung meleleh seperti lilin di hadapan TUHAN, di hadapan TUHAN, penguasa seluruh bumi