Ana içeriğe geç
Sözlük

bal ile cümle

bal kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Bal antibakteriyeldir ve asla çürümez.Honey is antibacterial and it never spoils.
Tom balkona oturdu ve gazeteyi okudu.Tom sat on the balcony and read the newspaper.
Bu küçük gölde elektrikli yılan balıkları vardır.There are electric eels in this small lake.
Tom bir polisi pusuya düşürdü ve onu bir baltayla öldürdü.Tom ambushed a policeman and killed him with an ax.
Bizi balık tutmaya götürdüğün için teşekkürler.Thanks for taking us fishing.
Onları balık tutmaya götürdüğün için teşekkürler.Thanks for taking them fishing.
Baldızım beş yıl içinde dört çocuğa sahipti.My sister-in-law had four children in five years.
Kurutulmuş balık benim damak tadıma uygun değil.Dried fish is not to my taste.
Ben, kıyıdan yaklaşık bir mil ötede bir balıkçı teknesi gördüm.I saw a fishing boat about a mile off the shore.
Gittikçe daha fazla çift balayı gezilerine yurt dışına gitmektedir.More and more couples go on honeymoon trips abroad.
Bugün Pazar olsa, balık tutmaya gideriz.If it were Sunday today, we would go fishing.
Ana yemeğimiz için balık yiyoruz.We are having fish for our main course.
Bu balığı Fransa’da nasıl pişiriyorsunuz?How do you cook this fish in France?
Tom çoğunlukla nehirde balık tutmaya gider.Tom often goes fishing in the river.
Mağazanın üzerinde uçan bir reklam balonu var.There is an advertising balloon flying above the department store.
Buraya dondurulmuş balık getir.Bring the frozen fish here.
O mağaza et ve balık satar.That store sells meat and fish.
Ben balığı canlı tutacağım.I will keep the fish alive.
O balık tatlı suda yaşar.That fish lives in fresh water.
O balık grup olarak gezer.That fish travels in a group, don't they?
Balık somon gibiydi.The fish tasted like salmon.
Balığın tadı somonunkine benziyordu.The fish tasted like salmon.
Lütfen, balık ve eti dondurunuz.Please freeze the fish and meat.
Lütfen balığı ve eti dondurun.Please freeze the fish and meat.
Balıkçılar ağlarını denize fırlattılar.The fishermen cast their nets into the sea.
Balıkçı kendini yüzen bir tahta vasıtasıyla kurtardı.The fisherman saved himself by means of a floating board.
Bu onun yakaladığı balıktır.This is the fish he caught.
Bu balığı yakaladı.This is the fish he caught.
Bu garip bir balık türüdür.This is a strange kind of fish.
İngilizcede bu balığa ne dersiniz?What do you call this fish in English?
Bu balık kötü kokuyor.This fish smells bad.
Bu balık büyüktür.This fish is big.
Bu balık yemek için uygun değildir.This fish is not fit to eat.
Bu balık yemek için uygun değil.This fish is unfit to eat.
Bu balık iyi pişmiş.This fish is done.
Bu balık ucuz ama besleyici değil.This fish is inexpensive but nourishing.
Bu balık hâlâ canlı mı?Is this fish still alive?
Bu balığın kötü bir kokusu var.This fish has a bad smell.
Et ya da balık ister misiniz?Would you like meat or fish?
Güzel bir gün ve canım balık tutmak istiyor.It is a fine day and I feel like going fishing.
Ben sık sık nehirde balık tutmaya giderim.I often go fishing in the river.
Beklediğim kadar balık yakalayamadım.I could not catch as many fish as I had expected.
Geçen Pazartesi balık tutmaya gittim.I went fishing last Monday.
Tatillerde saatlerce balık tutardım.I used to fish for hours on holidays.
Dün nehirde balık tutmaya gittim.I went fishing in the river yesterday.
Canlı bir balinayı asla görmedim.I've never seen a live whale.
Sabahleyin tostuma bal sürmeyi severim.I like to spread honey on my toast in the morning.
Sıcak hava balonuna bindim.I rode in a hot air balloon.
Çiğ balık şöyle dursun,ızgara balıktan hoşlanmam.I don't like grilled fish, let alone raw fish.
İnsan için hava neyse, balık için de su odur.Water is to fish what air is to man.
Pazar günü, balık tutmaya gitmek için erken kalkardık.On Sunday, we would get up early go fishing.
Pazar günü sık sık balığa giderdi.He would often go fishing on Sunday.
Pazar günleri, erken kalkardık ve balık tutmaya giderdik.On Sundays, we would get up early and go fishing.
O, adeta, sudan çıkmış balık gibi.He is, so to speak, a fish out of water.
Balıklama nehre atladı.He fell head-long into the river.
O, şeker yerine bal kullanır.He uses honey instead of sugar.
Balığa gittiler.They went fishing.
Her zaman övgüler için balık tutuyor.She is always fishing for compliments.
Mary dün gece bana balta verdi.Mary gave me the ax last night.
Aslında, balın yaratıcıları çiçeklerdir.In effect, flowers are the creators of honey.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod