Fırtınalar gibi, uzaydan gördüğünüz olaylara yukarıdan bakmak muhteşem...الأحداث التي تراها من الفضاء كالنيران أو العواصف الرعدية بالنظر إليها من الأعلى لمذهلة
Foie gras'nın nasıl bir şey olduğuna bakmak ve onu görmek istiyorsun, parlak sarı olmak zorunda.Anda mau lihat foie gras yang bagus, warnanya harus kuning terang.
Foie gras'nın nasıl bir şey olduğuna bakmak ve onu görmek istiyorsun, parlak sarı olmak zorunda.Dobre foie gras musi być mocno żółte.
Foie gras'nın nasıl bir şey olduğuna bakmak ve onu görmek istiyorsun, parlak sarı olmak zorunda.Ha meg akarod nézni, és szeretnéd látni, hogy milyen a jó libamáj, feltétlenül élénk sárga kell legyen.
Foie gras'nın nasıl bir şey olduğuna bakmak ve onu görmek istiyorsun, parlak sarı olmak zorunda.Když chcete poznat dobré foie gras, musí být jasně žluté.
Foie gras'nın nasıl bir şey olduğuna bakmak ve onu görmek istiyorsun, parlak sarı olmak zorunda.좋은 푸아그라를 고르려면 밝은 노란색이어야 한다고 말이죠. 그것이
Foie gras'nın nasıl bir şey olduğuna bakmak ve onu görmek istiyorsun, parlak sarı olmak zorunda.Maksa täytyy tutkia. Hyvä hanhenmaksa on kirkkaankeltaista.
Foie gras'nın nasıl bir şey olduğuna bakmak ve onu görmek istiyorsun, parlak sarı olmak zorunda.Man vill se om det är en bra foie gras, den måste vara ljusgul.
Foie gras'nın nasıl bir şey olduğuna bakmak ve onu görmek istiyorsun, parlak sarı olmak zorunda.Para vermos quão bom é o "foie gras" ele tem de ser amarelo vivo.
Foie gras'nın nasıl bir şey olduğuna bakmak ve onu görmek istiyorsun, parlak sarı olmak zorunda.Quieres mirar y ver qué foie gras es, tiene que ser amarillo brillante.
Foie gras'nın nasıl bir şey olduğuna bakmak ve onu görmek istiyorsun, parlak sarı olmak zorunda.Se vuoi guardare e capire se il foie gras è buono, deve essere giallo brillante.
Foie gras'nın nasıl bir şey olduğuna bakmak ve onu görmek istiyorsun, parlak sarı olmak zorunda.Vous voulez savoir ce qu'est un bon foie gras, il doit être brillant et jaune.
Foie gras'nın nasıl bir şey olduğuna bakmak ve onu görmek istiyorsun, parlak sarı olmak zorunda.Vrei să ști cum arată un foie gras bun, trebuie să fie de un galben strălucitor.
Foie gras'nın nasıl bir şey olduğuna bakmak ve onu görmek istiyorsun, parlak sarı olmak zorunda.Weet je hoe je kan zien wat goede foie gras is? Hij moet fel geel zijn.
Foie gras'nın nasıl bir şey olduğuna bakmak ve onu görmek istiyorsun, parlak sarı olmak zorunda.Wenn Sie gute Foie Gras möchten, suchen Sie einfach hellgelbe.
Foie gras'nın nasıl bir şey olduğuna bakmak ve onu görmek istiyorsun, parlak sarı olmak zorunda.Πρέπει να το δεις για να καταλάβεις ποιο είναι το καλό φουαγκρά, πρέπει να είναι φωτεινό κίτρινο.
Foie gras'nın nasıl bir şey olduğuna bakmak ve onu görmek istiyorsun, parlak sarı olmak zorunda.Вам надо взглянуть и оценить качество фуа-гра, Оно должна быть ярко жёлтого цвета.
Foie gras'nın nasıl bir şey olduğuna bakmak ve onu görmek istiyorsun, parlak sarı olmak zorunda.Искаш да видиш какво е хубав гъши дроб, трябва да е ярко жълт.
Foie gras'nın nasıl bir şey olduğuna bakmak ve onu görmek istiyorsun, parlak sarı olmak zorunda.רוצים לראות מה הוא כבד אווז טוב, הוא צריך להיות צהוב זוהר.
Foie gras'nın nasıl bir şey olduğuna bakmak ve onu görmek istiyorsun, parlak sarı olmak zorunda.فانت تريد ان ترى فطيرة الاوز ذات صفار فاقع جدا
Foie gras'nın nasıl bir şey olduğuna bakmak ve onu görmek istiyorsun, parlak sarı olmak zorunda.明るい黄色じゃなきゃダメなんです それが最高のフォアグラである印です
François Boucher'nin 'De Marcido Pompadour' isimli tablosuna bakmaktayız. .Estamos olhando para um François Boucher, "Madame de Pompadour".
François Boucher'nin 'De Marcido Pompadour' isimli tablosuna bakmaktayız. .Męski głos: Spoglądamy teraz na "Markizę de Pompadour" autorstwa François Bouchera Damski głos:
Gece emekli o çok yakından bakmak için Mrs.Amikor nyugdíjba az este utasította Mrs.
Gece emekli o çok yakından bakmak için Mrs. Hall talimat yabancının bagaj ertesi gün geldi.Když odešel na noční nařídil paní Hall vypadat velmi blízko u cizí zavazadla, když to přišlo druhý den.
Gece emekli o çok yakından bakmak için Mrs. Hall talimat yabancının bagaj ertesi gün geldi.Keď odišiel na nočnú nariadil pani Hall vyzerať veľmi blízko pri cudzie batožinu, keď to prišlo druhý deň.
Gece emekli o çok yakından bakmak için Mrs.하룻밤 은퇴하면 그는 아주 밀접하게 볼 부인 홀 지시
Gece emekli o çok yakından bakmak için Mrs.Wenn sich für die Nacht wies er Mrs. Hall sehr genau hinschauen, um die
Gece emekli o çok yakından bakmak için Mrs.عندما يتقاعد ليلا انه كلف السيدة القاعة لننظر عن كثب في
Gece emekli o çok yakından bakmak için Mrs.それが翌日来た見知らぬ人の荷物。 "あなたがあなた自身のビジネス、ホールを気に、"と
Geleceğe bakmak isterler.Chcą patrzeć w przyszłość.
Geleceğe bakmak isterler.Chcú sa pripraviť na budúcnosť.
Geleceğe bakmak isterler.De ville blicka mot framtiden.
Geleceğe bakmak isterler.Ils veulent regarder vers l'avenir.
Geleceğe bakmak isterler.Le persone vogliono guardare al futuro.
Geleceğe bakmak isterler.Quieren pensar en el futuro.
Geleceğe bakmak isterler.Sie wollen zukunftsorientiert agieren.
Geleceğe bakmak isterler.Vor sa priveasca catre viitor.
Geleceğe bakmak isterler.Ze willen naar de toekomst kijken.
Geleceğe bakmak isterler.Θέλουν να κοιτάξουν προς το μέλλον.
Geleceğe bakmak isterler.Искат да гледат към бъдещето.
Geleceğe de bakmak zorundayız.We\'92ve haben auch in die Zukunft schauen.
Genidonusum isinde yaptigim, bir eyleme bakmak, kendi kendine yetebilen insan aktivitesine.In het recyclewerk dat ik deed zocht ik naar een menselijke activiteit die duurzaam is.
Genidonusum isinde yaptigim, bir eyleme bakmak, kendi kendine yetebilen insan aktivitesine.제가 찍던 재활용 사진에서, 저는 실천 대상을 찾고 있었습니다. 영속적인 인류의 활동을요.
Genidonusum isinde yaptigim, bir eyleme bakmak, kendi kendine yetebilen insan aktivitesine.Nel lavoro sul riciclaggio che stavo facendo cercavo una procedura, un'attività umana che fosse sostenibile.
Genidonusum isinde yaptigim, bir eyleme bakmak, kendi kendine yetebilen insan aktivitesine.V mých pracích o recyklaci hledám činnost - lidskou činnost, která je udržitelná.
Genidonusum isinde yaptigim, bir eyleme bakmak, kendi kendine yetebilen insan aktivitesine.W mojej pracy na temat recyklingu szukam praktyki -- ludzkich działań, które są zrównoważone.
Genidonusum isinde yaptigim, bir eyleme bakmak, kendi kendine yetebilen insan aktivitesine.Для этой серии фотографий я искал сюжеты, где деятельность людей обеспечивает устойчивое развитие.
Genidonusum isinde yaptigim, bir eyleme bakmak, kendi kendine yetebilen insan aktivitesine.זה בעבודת המיחזור שעשיתי, אני מחפש פרקטיקה - פעילות אנושית שהיא ברת קיימא.
Genidonusum isinde yaptigim, bir eyleme bakmak, kendi kendine yetebilen insan aktivitesine.انه في عمل التدوير الذي كنت اقوم به كنت ابحث عن ممارسة- لنشاط انساني فيه استدامة
Genidonusum isinde yaptigim, bir eyleme bakmak, kendi kendine yetebilen insan aktivitesine.私は持続可能な人間の活動を探しました 産業や都心での暮らしを通じて
George Smoot'un tarifiyle Tanrı'nın yüzüne bakmak.lucru pe care George Smoot l-a descris ca privind chipul lui Dumnezeu.
"Gerçek keşif yolculuğu yeni yerler görmek değil, yeni gözlerle bakmaktır."새로운 것을 보는 것이 아니라 새로운 눈으로 보는 것입니다.
"Gerçek keşif yolculuğu yeni yerler görmek değil, yeni gözlerle bakmaktır.""Prawdziwa podróż odkrywcza nie polega na szukaniu nowych lądów, lecz na nowym spojrzeniu".
"Gerçek keşif yolculuğu yeni yerler görmek değil, yeni gözlerle bakmaktır.""Настоящее открытие — это не поиск новых земель, это взгляд на мир новыми глазами".
"Gerçek keşif yolculuğu yeni yerler görmek değil, yeni gözlerle bakmaktır."אינו מורכב מהתבוננות במראות חדשים, אלא בהתבוננות עם עיניים חדשות.
"Gerçek keşif yolculuğu yeni yerler görmek değil, yeni gözlerle bakmaktır."هي ليست في رؤية مشاهد جديدة، لكنها النظر بعيون جديدة.
"Gerçek keşif yolculuğu yeni yerler görmek değil, yeni gözlerle bakmaktır.""新しい目を持つことなのだ"と 新しい目を手にしたならば
"Gerçek şu ki, Bertie, benim için oldukça doğru bakmak değildir."Adevărul este, Bertie, nu arata destul de dreptul la mine.
"Gerçek şu ki, Bertie, benim için oldukça doğru bakmak değildir."A tény az, Bertie, hogy nem jól nézett ki nekem.