"Gerçek şu ki, Bertie, benim için oldukça doğru bakmak değildir."Dejstvo je, Bertie, da ne izgleda čisto v redu z mano.
"Gerçek şu ki, Bertie, benim için oldukça doğru bakmak değildir."Faktanya adalah, Bertie, itu tidak terlihat cukup tepat untuk saya.
"Gerçek şu ki, Bertie, benim için oldukça doğru bakmak değildir."Faktem je, Bertie, nevypadá to úplně pravé.
"Gerçek şu ki, Bertie, benim için oldukça doğru bakmak değildir."Faktem jest, Bertie, nie wygląda dość prosto do mnie.
"Gerçek şu ki, Bertie, benim için oldukça doğru bakmak değildir."Faktom je, Bertie, nevyzerá to úplne pravé.
"Gerçek şu ki, Bertie, benim için oldukça doğru bakmak değildir."Faktum är, Bertie, ser det inte helt rätt för mig.
"Gerçek şu ki, Bertie, benim için oldukça doğru bakmak değildir."Faktum er, Bertie, ser det ikke helt rigtigt for mig.
"Gerçek şu ki, Bertie, benim için oldukça doğru bakmak değildir."Het feit is, Bertie, is het niet helemaal goed kijken naar me.
"Gerçek şu ki, Bertie, benim için oldukça doğru bakmak değildir."Il fatto è, Bertie, non sembra proprio ragione a me.
"Gerçek şu ki, Bertie, benim için oldukça doğru bakmak değildir."사실은, 버티, 그것은 내게 꽤 똑바로 쳐다 보질 않는다.
"Gerçek şu ki, Bertie, benim için oldukça doğru bakmak değildir."Le fait est, Bertie, il ne semble pas tout à fait raison pour moi.
"Gerçek şu ki, Bertie, benim için oldukça doğru bakmak değildir."Tatsache ist, Bertie, ist es nicht ganz richtig für mich.
"Gerçek şu ki, Bertie, benim için oldukça doğru bakmak değildir."Thực tế là, Bertie, nó không hoàn toàn đúng với tôi.
"Gerçek şu ki, Bertie, benim için oldukça doğru bakmak değildir."Tosiasia on, Bertie, se ei vaikuta olevan oikein minulle.
"Gerçek şu ki, Bertie, benim için oldukça doğru bakmak değildir."Το γεγονός είναι, Bertie, δεν φαίνεται αρκετά σωστό για μένα.
"Gerçek şu ki, Bertie, benim için oldukça doğru bakmak değildir."Дело в том, Берти, она не выглядит достаточно правильно для меня.
"Gerçek şu ki, Bertie, benim için oldukça doğru bakmak değildir."Справа в тому, Берті, вона не виглядає досить правильно для мене.
"Gerçek şu ki, Bertie, benim için oldukça doğru bakmak değildir."Факт е, Бърти, тя не изглежда напълно прав за мен.
"Gerçek şu ki, Bertie, benim için oldukça doğru bakmak değildir."والحقيقة هي ، بيرتي ، فإنه لا يبدو محقا تماما بالنسبة لي.
"Gerçek şu ki, Bertie, benim için oldukça doğru bakmak değildir.叔父はそれを調べるために30分で来ている、と - そこにそれについての何かです -
Gerçekten çevresi bakmak ve söylemek, hey, neEsto realmente ha visto su entorno y decir:
Gerçekten çevresi bakmak ve söylemek, hey, neKomórki macierzyste rozpoznają swoje otoczenie,
Gerçekten çevresi bakmak ve söylemek, hey, neהם באמת צריכים ל"הביט" בסביבה החדשה שלהם ולהגיד
Gerçekten çevresi bakmak ve söylemek, hey, neأنها حقاً لإلقاء نظرة على البيئة، ويقول، يا، ما
Gerçekten çevresi bakmak ve söylemek, hey, neやって、私の周りの人は、多分それは何に役立ちます
Gittiğim her yerde bana eşlik etti, O kıza bakmaktan hiç bir zaman yorulmuyorum.Den har följt med mig överallt, jag tröttnar aldrig på att titta på henne.
Gittiğim her yerde bana eşlik etti, O kıza bakmaktan hiç bir zaman yorulmuyorum.Den har ledsaget mig overalt, jeg bliver aldrig træt af at kigge på hende.
Gittiğim her yerde bana eşlik etti, O kıza bakmaktan hiç bir zaman yorulmuyorum.Es hat mich begleitet, wohin ich auch gegangen bin, ich werde es niemals müde, sie zu betrachten.
Gittiğim her yerde bana eşlik etti, O kıza bakmaktan hiç bir zaman yorulmuyorum.Me acompaña donde quiera que voy, no me canso de mirarla.
Gittiğim her yerde bana eşlik etti, O kıza bakmaktan hiç bir zaman yorulmuyorum.Mi ha accompagnato ovunque, non mi stanco mai di guardarla.
Gittiğim her yerde bana eşlik etti, O kıza bakmaktan hiç bir zaman yorulmuyorum.Mindenhova elkísért, sohasem fáraszt el, amikor nézem.
Gittiğim her yerde bana eşlik etti, O kıza bakmaktan hiç bir zaman yorulmuyorum.Nó đồng hành với tôi mọi nơi, chưa bao giờ tôi thấy chán bức tranh đó.
Gittiğim her yerde bana eşlik etti, O kıza bakmaktan hiç bir zaman yorulmuyorum.Provází mě, ať jdu kamkoliv, nikdy se na něj nemůžu dost vynadívat.
Gittiğim her yerde bana eşlik etti, O kıza bakmaktan hiç bir zaman yorulmuyorum.Towarzyszył mi wszędzie, a patrzenie na nią nigdy mnie nie nuży.
Gittiğim her yerde bana eşlik etti, O kıza bakmaktan hiç bir zaman yorulmuyorum.Με έχει συντροφεύσει όπου κι αν έχω πάει, ποτέ δεν κουράζομαι να την βλέπω.
Gittiğim her yerde bana eşlik etti, O kıza bakmaktan hiç bir zaman yorulmuyorum.Він супроводжує мене, куди б я не поїхала, і я не втомлююся ним насолоджуватися.
Gittiğim her yerde bana eşlik etti, O kıza bakmaktan hiç bir zaman yorulmuyorum.Той е с мен, където и да отида, никога не се уморявам да го гледам.
Göklerde ve yeryüzünde olanlara Bakmak için eğilen?(112:6) приклоняется, чтобы призирать на небо и на землю;
Göklerde ve yeryüzünde olanlara Bakmak için eğilen?A ki magát megalázva, tekint szét mennyen és földön;
Göklerde ve yeryüzünde olanlara Bakmak için eğilen?A ktorý sa snižuje, aby videl veci na nebi i na zemi.
Göklerde ve yeryüzünde olanlara Bakmak için eğilen?El îşi pleacă privirile să vadă ce se face în ceruri şi pe pămînt.
Göklerde ve yeryüzünde olanlara Bakmak için eğilen?e si china a guardare nei cieli e sulla terra
Göklerde ve yeryüzünde olanlara Bakmak için eğilen?han som ser ned så djupt -- ja, vem i himmelen och på jorden?
Göklerde ve yeryüzünde olanlara Bakmak için eğilen?Il abaisse les regards Sur les cieux et sur la terre.
Göklerde ve yeryüzünde olanlara Bakmak için eğilen?ja katsoo syvälle - taivaassa ja maassa?
Göklerde ve yeryüzünde olanlara Bakmak için eğilen?ki se ponižava, da vidi, karkoli je v nebesih in na zemlji;
Göklerde ve yeryüzünde olanlara Bakmak için eğilen?스스로 낮추사 천지를 살피시고
Göklerde ve yeryüzünde olanlara Bakmak için eğilen?Kterýž snižuje se, aby všecko spatřoval, což jest na nebi i na zemi.
Göklerde ve yeryüzünde olanlara Bakmak için eğilen?Który się zniża, aby widział, co jest na niebie i na ziemi.
Göklerde ve yeryüzünde olanlara Bakmak için eğilen?Met onze God, Die zo heel laag moet neerzien om te zien wat in de hemel en op aarde gebeurt?
Göklerde ve yeryüzünde olanlara Bakmak için eğilen?Ngài hạ mình xuống Ðặng xem xét trời và đất.
Göklerde ve yeryüzünde olanlara Bakmak için eğilen?Ngài hạ_mình xuống Ðặng xem_xét trời và đất .
Göklerde ve yeryüzünde olanlara Bakmak için eğilen?og skuer ned i det dybe - i Himlene og på Jorden -
Göklerde ve yeryüzünde olanlara Bakmak için eğilen?que se inclina para ver o que está no céu e na terra?
Göklerde ve yeryüzünde olanlara Bakmak için eğilen?som ser så dypt ned, i himmelen og på jorden,
Göklerde ve yeryüzünde olanlara Bakmak için eğilen?Tetapi Ia membungkukkan diri untuk memandang langit dan bumi
Göklerde ve yeryüzünde olanlara Bakmak için eğilen?und auf das Niedrige sieht im Himmel und auf Erden;
Göklerde ve yeryüzünde olanlara Bakmak için eğilen?y se humilla para mirar en el cielo y en la tierra
Göklerde ve yeryüzünde olanlara Bakmak için eğilen?Ο συγκαταβαινων δια να επιβλεπη τα εν τω ουρανω και τα εν τη γη
Göklerde ve yeryüzünde olanlara Bakmak için eğilen?Пак се снисхождава да преглежда Небето и земята,