Tom etrafa bakmak için durdu.Tom stopped to look around.
Menüye bakmak ister misiniz?Would you like to look at the menu?
Tom bana bakmak zorunda kaldı.Tom had to look after me.
Tom Mary'ye bakmaktan kendini alamadı.Tom couldn't help looking at Mary.
Tom ailesine bakmak için yeterli para kazanamadı.Tom couldn't make enough money to support his family.
Onlara bize bakmaktan vazgeçmelerini söyle.Tell them to stop staring at us.
Onlara bana bakmaktan vazgeçmelerini söyle.Tell them to stop staring at me.
Ona bana bakmaktan vazgeçmesini söyle.Tell him to stop staring at me.
Kendimi onlara bakmaktan alamadım.I couldn't stop staring at them.
Kendimi ona bakmaktan alamadım.I couldn't stop staring at him.
Ona bakmaktan kendimi alamadım.I couldn't stop staring at her.
Biz onlara bakmak için durduk.We stopped to stare at them.
Onlar ona bakmak için durdu.They stopped to stare at him.
Biz onlara bakmak için döndük.We turned to look at them.
Onlar ona bakmak için döndü.They turned to look at him.
Onların hepsi onlara bakmak için döndü.They all turned to look at them.
Ben onlara bakmak istemiyorum.I don't want to look at them.
Ona bakmak istemiyorum.I don't want to look at him.
Herkes bize bakmak için döndü.Everyone turned to look at us.
Herkes onlara bakmak için döndü.Everyone turned to look at them.
Herkes bana bakmak için döndü.Everyone turned to look at me.
Herkes ona bakmak için döndü.Everyone turned to look at him.
Tom'a iyi bakmak için sana güvenebileceğimi biliyorum.I know I can trust you to take good care of Tom.
Dışarıya bakmak için ikisi de pencereye gitti.The two went to the window to look outside.
Bütün gün oturmak ve bir bilgisayar ekranına bakmak sizin için kötü.Sitting down all day and looking at a computer screen is bad for you.
Sadece yiyecek resimlerine bakmak bana mide bulantısı hissettiriyor.Just looking at a picture of food makes me feel nauseous.
Gözlerinin içine bakmak için çok heyecanlıydım.I was too excited to look her in the eyes.
Dik dik bakmak hoş değildir.It's not polite to stare.
Bakmakla yükümlü olduğunuz kimse var mı?Do you have dependents?
İnsanlara dik dik bakmak kibarlık değildir.It's not polite to stare at people.
İçeri gidip bakmak ister misiniz?Would you like to go inside and look?
Kız arkadaşım hamile ve bebeğe bakmak istiyor.My girlfriend is pregnant and she wants to keep the baby.
Bebeğe bakmak istiyorum.I want to keep the baby.
Tom hastaydı, bu yüzden ona bakmak için evde kaldım.Tom was sick, so I stayed home to take care of him.
Tom evde kalıp çocuklarına bakmak zorunda.Tom has to stay home and take care of his children.
Tom Mary'ye bakmaktan sakındı.Tom avoided looking at Mary.
Etrafına bakmak için çekinme.Feel free to look around.
Ben bunu çocuklara bakmak kadar çok sevmiyorum.I don't like it as much as taking care of children.
Keşke insanlar bana bakmaktan vazgeçse.I wish people would stop staring at me.
Yıldızlara bakmak için bir teleskop kullanabilirsin.You can use a telescope to look at the stars.
Evimdeyken penceremden dağlara bakmak hoşuma gidiyor.I like to look at the mountains from my window when I'm in my house.
Gitmek ve dışarıya bakmak için kalktım.I got up to go and look outside.
Sadece ona bakmak istemiyorum.I just don't want to look at it.
O resme bakmaktan bıktım.I got tired of looking at that painting.
Dağda askerlere bakmak zordur.Taking care of soldiers on a mountain is difficult.
Bazı alternatiflere bakmak zorundayız.We've got to look at some alternatives.
Seçeneklerimize bakmak zorundayız.We have to look into our options.
Sonuçlara bakmak zorundayız.We have to look at the results.
Tom bir aile bakmak istiyor.Tom wants to raise a family.
Fadıl'ın, çocuklarına bakmak için bir iş bulması gerekiyordu.Fadil needed to find a job to support his children.
Fadıl ikiz kız kardeşi Dania'ya bakmak istedi.Fadil wanted to take care of his twin sister, Dania.
Fadıl, Leyla'ya bakmak istedi.Fadil wanted to take care of Layla.
Tom'un işi Mary'ye bakmaktı.It was Tom's job to take care of Mary.
Tom kapıya bakmak için aşağı indi.Tom went downstairs to answer the door.
Buna bakmak istemiyor musun?Don't you want to take a look at it?
Sami'nin, çocuklarına bakmak için bir iş bulması gerekiyordu.Sami needed to find a job to support his children.
Boston'a iş bakmak için gelmiştim.I came to Boston to look for work.
Tom kendine daha iyi bakmak zorunda kalacak.Tom will have to take better care of himself.
Tom, küçük erkek kardeşine bakmak zorundadır.Tom has to take care of his younger brother.
Tom ve ben şimdi kendimize bakmak zorundayız.Tom and I have to look after ourselves now.