Doktor benim tiroidime bakmak zorunda olduğunu söyledi.The doctor said he has to look at my thyroid.
Ben eski aile fotoğraflara bakmaktan keyif alırım.I enjoy looking at old family pictures.
Evimiz nehre bakmaktadır.Our house overlooks the river.
Görünmek için tamam ama bakmak için kaba.It's okay to look, but it's rude to stare.
Aynada kendime bakmak için banyoya koştum.I ran to the bathroom to look at myself in the mirror.
Anneme bakmak için bugün evde kalmak zorundayım.I have to stay home today to take care of my mother.
Tom burada olsa burada kalmak ve çocuklara bakmak zorunda olmam.If Tom were here, I wouldn't have to stay and take care of the children.
Tom bir aileye bakmak için yeterli para kazanmıyor.Tom doesn't earn enough money to support a family.
O, duvarın üzerinden bakmak için fazla kısaydı.She was too short to look over the wall.
Aynada kendine bakmak ister misin?Do you like to look at yourself in the mirror?
Aynada kendinize bakmaktan hoşlanır mısınız?Do you like to look at yourself in the mirror?
Tom ne olduğuna daha iyi bakmak için pencereye gitti.Tom went to the window to get a better look at what was happening.
Tom yerdekinin ne olduğuna daha yakından bakmak için eğildi.Tom leaned down to get a closer look at what was on the ground.
Tom bir spor araba istedi ve aile arabalarına bakmakla bile hiç ilgilenmedi.Tom wanted a sports car and wasn't at all interested in even looking at family cars.
Mary gelemez. O kızına bakmak zorunda.Mary can't come. She has to take care of her daughter.
Tom planlara daha yakından bakmak istedi.Tom wanted a closer look at the blueprints.
Mary Tom'un çizdiği Uyuyan Güzel resmine bakmaktan kendini alamadı.Mary could not turn away from the picture of Sleeping Beauty that Tom had drawn.
Mary Tom'un çizdiği Uyuyan Güzel resmine bakmaktan vazgeçemedi.Mary could not stop looking at the picture of Sleeping Beauty that Tom had drawn.
Birisi Tom'a bakmak için burada kalmalı.Somebody has to stay here to look after Tom.
Odadaki herkes Tom'a bakmak için döndü.Everyone in the room turned to look at Tom.
Birçok çocuk kendilerine bakmak zorunda kaldı.Many children had to look after themselves.
Tom fiyat etiketine bakmak için eğildi.Tom leaned over to look at the price tag.
Tom ve Mary birbirlerine bakmaktan kendilerini alamadılar.Tom and Mary couldn't help looking at each other.
Programa bakmak için henüz bir şansının olup olmadığını merak ediyordum.I was wondering if you've had a chance to look at the schedule yet.
Tom'a bakmak zorundasın.You must take care of Tom.
Ben burada kalıp Tom'a bakmak istiyorum.I want you to stay here and look after Tom.
Birimiz burada kalmak ve Tom'a bakmak zorunda.One of us has to stay here and take care of Tom.
Sen bir tadına bakmak ister misin?Would you like a taste?
Hepimiz birbirimize bakmak zorundayız.We've all got to look after each other.
Şimdi kendimize bakmak zorundayız.We have to look after ourselves now.
Aynada kendine bakmaktan hoşlanır mısın?Do you like looking at yourself in the mirror?
Buna bakmak ister misiniz?Do you want to look at this?
Buna bakmak istiyor musun?Do you want to look at this?
Bizim dairemiz çok küçük. Bir aileye bakmak için yeterli yer yok.Our apartment is too small. There's not enough room to raise a family.
Tom masanın altına bakmak için eğildi.Tom bent down to look under the table.
Tom kapıya bakmak için gitti.Tom went to answer the door.
Tom kapıya bakmak için kalktı.Tom got up to answer the door.
Tom büyük babasına bakmak zorunda kaldı.Tom had to take care of his grandfather.
Tom daha iyi bakmak için öne doğru eğildi.Tom leaned forward to get a better look.
Tom Mary'ye bakmak için öne doğru eğildi.Tom leaned forward to look at Mary.
Tom Mary'nin yeni arabasına bakmak için otoparka yürüdü.Tom walked out to the parking lot to look at Mary's new car.
Herkes Tom'a bakmak için döndü.Everybody turned to look at Tom.
Onlar Tom'a bakmak için döndü.They turned to look at Tom.
Onların hepsi Tom'a bakmak için döndü.They all turned to face Tom.
Tom'a bakmak için durdular.They stopped to stare at Tom.
Tom'a bakmak için onların hepsi döndü.They all turned to look at Tom.
Tom'a bakmak için her ikisi de döndü.They both turned to look at Tom.
Hepsi Tom'a bakmak için döndü.They all turned to stare at Tom.
Mary sık sık küçük kardeşine bakmak zorunda.Mary often has to take care of her younger siblings.
Tom kendini Mary'ye bakmaktan alamadı.Tom couldn't stop staring at Mary.
Odadaki her kadın Tom'a bakmak için döndü.Every woman in the room turned to look at Tom.
Bana bakmaktan vazgeç.Stop looking at me.
Çizelgelere daha yakın bakmak istiyorum.I want to take a closer look at those charts.
O rapora daha yakın bakmak istiyorum.I want to take a closer look at that report.
Bende geriye bakmak ve yaptıklarım için pişman olmak eğilimi yoktur.I don't tend to look back and regret what I've done.
Tom Mary'ye bakmak için geriye döndü.Tom turned around to face Mary.
Burada büyük resme bakmak önemlidir.It's important to look at the big picture here.
Tom kendine bakmak için çok cılız.Tom is too weak to look after himself.
Tom bakmaktan kendini alamadı.Tom couldn't help but look.
Tom Mary'ye bakmak için döndü.Tom turned to look at Mary.