Tom Mary'ye bakmak zorunda.Tom has to look after Mary.
Tom, o çalışırken Mary'nin oğluna bakmak zorunda kaldı.Tom had to take care of Mary's son while she was working.
Tom Mary'ye bakmak zorundaydı.Tom had to take care of Mary.
Tom Mary'ye tek başına bakmak zorundaydı.Tom had to take care of Mary by himself.
Tom Mary'nin yerine işe bakmak zorunda kaldı.Tom had to cover for Mary.
Tom, daha yakından bakmak için eğildi.Tom leaned down for a closer look.
Tom Mary'nin duvarında asılı resimlere bakmaktan hoşlandı.Tom enjoyed looking at the paintings hanging on Mary's wall.
Ben evcil hayvan olarak kaplumbağa bakmak istiyorum.I like to keep tortoises as pets.
Tavşana bakmak zorundayım.I have to look after the rabbit.
Aileme bakmak zorundayım.We have to look after our parents.
O bana bakıyor ama ben ona bakmak için fazla utangacım.She looks at me but I'm too shy to look at her.
Tom teleskoptan bakmak istedi.Tom wanted to look through the telescope.
Buna bakmak ister misin?Do you want to look at it?
O, buna bakmak istiyor mu?Does he want to look at it?
O ona bakmaktan kaçındı.He avoided looking at her.
Dışarıya bakmak istiyorum.I'd like to take a look outside.
Bu belgelere bakmak istiyorum.I'd like to take a look at those documents.
İçeriye bakmak istiyorum.I'd like to look inside.
Ben şarap listesine bakmak istiyorum.I'd like to look at the wine list.
O grafiğe bakmak istiyorum.I'd like to look at that graph.
O çizelgeye bakmak istiyorum.I'd like to look at that chart.
Tom Mary'ye bakmak için kendini ikna edemiyor.Tom can't bring himself to look at Mary.
Ben öbür yola bakmaktan kendimi tutamadım.I can't keep looking the other way.
Karına ve çocuklarına bakmak için bir işe gir.Get a job so you can support your wife and kids.
İnsanlara dik dik bakmak hoş bir davranış değildir.It's not polite to stare at others.
Tom bakmak istemiyor.Tom doesn't want to look.
Tom'a bakmak istemiyorum.I don't want to look at Tom.
Ben ona daha yakından bakmak istiyorum.I want a closer look at that.
Ben daha yakından bakmak istiyorum.I want to take a closer look.
Ben sadece hızlıca bir bakmak istiyorum.I just want to take a quick look.
Sadece ona bakmak istiyorum, hepsi bu.I just want to look at it, that's all.
Bu belgeye daha iyi bakmak istiyorum.I want a better look at this document.
Buna bakmak isteyebilirsin.You might want to take a look at this.
Tom bakmak istemiyordu ama kendini tutamadı.Tom didn't want to look, but he couldn't help himself.
Hiç olmazsa pencereden dışarıya bakmak istemediğine inanamıyorum.I can't believe you don't want to at least look out the window.
Eğer bir şey bulmak istiyorsan, bakmak gibi bir şey yoktur.There is nothing like looking, if you want to find something.
Bakmak ister misiniz?Would you like to have a look?
Onlara bakmak için hiç kimseleri yok mu?Don't they have anyone to look after them?
Ben bakmak istemedim.I didn't mean to stare.
Kiraz çiçeklerine bakmak için geldim.I came to look at the cherry blossoms.
Tom'a bakmaktan vazgeçemedim.I couldn't stop staring at Tom.
Tom'un icabına bakmak zorunda kaldım.I had to deal with Tom.
Bu öğleden sonra Tom'a iki saat bakmak zorunda kaldım.I had to look after Tom for two hours this afternoon.
Sana bakmak zorunda kaldım.I had to look after you.
İyi misin diye bakmak için geçerken uğradım.I just stopped by to see if you were OK.
Sadece Tom'un yazdıklarına bakmak istiyorum.I just want to look at what Tom wrote.
Ben sadece sana bakmak istedim.I just wanted to look at you.
Ben sadece etrafa bakmak istedim.I just wanted to take a look around.
Tom, çiçeklere daha yakından bakmak için eğildi.Tom bent down to get a closer look at the flower.
Sana bakmak için buradayım.I'm here to take care of you.
Ben etrafa bakmak istiyorum.I want to have a look around.
Bakmak zorunda kalacağım.I'll have to take a look.
Bakmakta zarar yok.There's no harm in looking.
Kendine bakmak için yeterince yaşlısın.You're old enough to take care of yourself.
İnsanlara dik dik bakmak kabadır.It's rude to stare at people.
O Mary'ye bakmak zorunda kaldı.He had to look after Mary.
Tom ailesine bakmak için yeterli para kazanmıyor.Tom doesn't earn enough money to support his family.
Tom kendine bakmak için yeterince yaşlıdır.Tom is old enough to take care of himself.
Dünyaya bakmak için pek çok yol vardır.There are many ways to look at the world.
Tom hayvanların resimlerine bakmaktan hoşlanır.Tom likes to look at pictures of animals.