Ama kusura bakmazsanız görüntü dışında sanatla pek ilgisi yok.Mimo nazerania nie je priestor celkom ničím.
Eğer Pleione'yi çıplak gözle görmekte zorlanıyorsanız, ona bir dürbünle bakmayı deneyebilirsiniz.Aby ste sa však na nejaký waypoint mohli preniesť, musíte ho objaviť.
Ona sadece bir boksör olarak bakmamak gerekir.Nemusí to byť len právnická osoba.
Bu sefer tüm askerler asıllarına bakmadan birlikte harekete geçtiler.Tentoraz si snažia nájsť pred vstupom do arény spojencov.
Orada dağıldılar, herkes kendi başının çaresine bakmaya çalıştı.Chvíľu nato sa všetci rozdelili a každý odišiel sám preč.
Klavyeye bakmak.Pozri formátovanie.
Fakat müstakbel gelin olan Semele bu gelecek evliliğe pek hoşnut gözle bakmaktadır.Tým dáva najavo svoj záujem o budúci sobáš.
Döneminde mal o kadar çok olacak ki, kimse dönüp de mala bakmayacaktır.”Glavni lik mori za denar, zato (v svojih očeh) ni morilec.
Bunun için, hangisinin başta olduğuna bakmaz.Tako ni možno ugotoviti, kdo je bil prvi.
Geniş bir aileye bakmak zorunda olan ressam borçlanmaya başladı.Z Ljudmilo, rojeno Dolžan iz Zabreznice je ustvaril veliko družino.
Sonuç olarak ebeveynler, evde kalıp çocuklarına bakmak amacıyla 126 milyon işgününü kaçırmıştır.Ker starši zaradi zdravljenja otrok ostajajo doma, pride do izgube 126 milijonov delovnih dni.
Meryem, Yahya ve diğer figürler, elleriyle insanlık adına dua ederken Mesih'e doğru bakmaktadırlar.Marija in Janez ter druge figure so prikazani obrnjeni proti Kristusu z rokami, ki v molitvi za človeštvo.
Bu işlere onun yerine birisinin bakmasının zamanı gelmiştir.O vsem namesto njega odloča skrbnik.
Yukarı bakmazdı.Glej zgoraj.
Ailesini yıllar önce kaybeden Makoto, yalnız yaşamakta ve kendi kendine bakmaktadır.Mileva Marić je zadnja leta svojega življenja preživela osamljena in zaprta sama vase.
Orada dağıldılar, herkes kendi başının çaresine bakmaya çalıştı.Vsi so se lepo redili, saj so lepo skrbeli za njih.
Tek kapısı doğuya bakmaktadır.Najboljši pogled na stavbo je z vzhoda.
Öteye gidin, dönün, bakmayın!Turn back, turn back, turn back, turn back..."(Glasba je reverzibilna, a čas ni.
Anı zamanda, Meryem oğlununa sıkısıkı sarılmamakta veya ona bile bakmamaktadır.Medtem Marija ne drži svojega sina, niti pogleda nanj, ampak gleda navzdol in stran.
Yetişkinliği, evine bakmak ve çocuklarını büyütmekle geçirdi.S pomočjo varušk je skrbela za dom in strogo vzgajala otroke.
Zagreb’e yukarıdan bakmak istiyorsanız Lotrscak Kula (Kule)’ya çıkabilirsiniz.Za lažji vzlet bosta na voljo skakalnici - "ski jump".
Sonuç olarak ebeveynler, evde kalıp çocuklarına bakmak amacıyla 126 milyon işgününü kaçırmıştır.Juos prižiūrėdami tėvai praleidžia 126 milijonus darbo dienų.
O da ailesine bakmak için bir işe girdi.Taip pat norėdamas pagelbėti šeimai, jis užsiiminėjo ūkininkyste.
Yazar insanlara daha gerçekçi bir gözle bakmaya başlar.Vėliau rašytoja ėmė giliau žvelgti į gyvenimo tikrovę.
Başlar batıya bakmaktadır.Prasideda į vakarus nuo Žmerinkos.
Öteye gidin, dönün, bakmayın!Sustot, atgal pasižiūrėti…, rež.
Sadece biraz daha yakından bakmak gerekiyor."Beliko padaryti dar vieną žingsnį“.
Oysa yapmam gereken şey elimde kalmasını istediklerime bakmaktı.Aš tiesiog stengiausi žiūrėti į tai, ką ji padarė.
Bilgeliğin suyunu ya derinden çekeceksin ya da hiç tadına bakmayacaksın.Vandeniu skiedžiama cuika nepabąla ir nepraranda skaidrumo.
Kont izleyiciye değil, sol tarafa bakmaktadır.Paprastai personažai sėdėjo eilėmis ir žiūrėjo ne į kūną, o tiesiai į žiūrovą.
Bir önceki sezonun hayal kırıklığı oluşunun ardından, Heat geleceğe bakmak istedi.Atsižvelgiant į praėjusių sezonų rezultatus, ekipa su dideliais lūkesčiais žiūrėjo į 2009 m. sezoną.
Meg bile bana bakmadı.Meg net nepasižiūrėjo į mane.
Bir süre bana bakmaktan başka bir şey yapmadı.Kurį laiką ji nieko nedarė, tik žiūrėjo į mane.
Lütfen bana öyle bakma.Prašau taip į mane nežiūrėk.
Kendine bakmalısın.Turi rūpintis savimi.
Bu yüzden tadına bakmamak gerekir.Siiski on parem teda mitte süüa.
Bu sebeple babasına da bakmaktadır.Ta külastas ka oma isa.
Bunun için, hangisinin başta olduğuna bakmaz.Pole suurt vahet, kust alustada.
Tek bir noktadan bakılamaz, farklı açılardan bakmak gerekir."Selleks, et olla üksi, peab vaatama tähtede poole."
Ama birbirlerine bakmazlar.Nad ei räägi teineteisega.
Kendinden küçük bütün kardeşlerine o bakmaktadır.Ta hoiab oma väikest venda väga.
Başlar batıya bakmaktadır.Algul voolab Ob läände.
Hizmetçi, beyaz kadına bakmaktadır.Terroristid vallutavad Valge Maja.
Sonra sınavda yer alan sorulara bakmaları için bir süre verilir.Koha saamiseks on vaja teha professoritele eksam.
Yetişkinliği, evine bakmak ve çocuklarını büyütmekle geçirdi.Selles vaimus kasvas ta ise ja kasvatas omi poegi.
Gece aynaya bakmak uğursuzluk getireceği düşüncesiyle hoş karşılanmaz.Ei tohi huligaansusel lasta praegust silmapilku tarvitada segaduste loomiseks.
Goldeen’i bulmak için su içlerine bakmak gerekir.Solvendid peavad veega segunema.
Bu nedenle krala bakması için görevlendirildi.Ta määrati ametisse ja kutsuti ära kuninga poolt.
Diğer tarafın üstten bakması, parmak sallamasıyla yaşamayacaktır.Eest ja ülalt vaadatuna ei tohi pea küljed olla kumerad.
-12'nin mutlak değeri. Hiç sayı doğrusuna bakmaya gerek yok bile. -12'nin pozitif versiyonu olacak sadece.Nie musimy nawet patrzeć na oś liczbową, będzie to po prostu dodatnia wersja -12 czyli 12.
14 yaşımda olduğuma bakmadan -- bana "14 yaşında olmakla ilgili yaz" dediler.제가 14살이라는 사실엔 전혀 신경도 안썼죠. 그들은 제게 "14살인 것에 대해서 써봐."라고 말했어요.
14 yaşımda olduğuma bakmadan -- bana "14 yaşında olmakla ilgili yaz" dediler.「14歳がどういうものか書けばいい」 と言ってくれました それで私はやることにし
14 yaşımda olduğuma bakmadan -- bana "14 yaşında olmakla ilgili yaz" dediler.Bez ohledu na to, že mi bylo 14. Říkali: "Piš o tom, jaké to je, když je ti 14."
14 yaşımda olduğuma bakmadan -- bana "14 yaşında olmakla ilgili yaz" dediler.Bolo jedno, že som mala 14 -- povedali mi, "Píš o tom, aké je to mať 14."
14 yaşımda olduğuma bakmadan -- bana "14 yaşında olmakla ilgili yaz" dediler.Dat ik 14 was, gaf niet -- ze zeiden: "Schrijf hoe het is om 14 te zijn."
14 yaşımda olduğuma bakmadan -- bana "14 yaşında olmakla ilgili yaz" dediler.Egal ob ich 14 war - sie sagten mir, "Schreibe darüber 14 zu sein."
14 yaşımda olduğuma bakmadan -- bana "14 yaşında olmakla ilgili yaz" dediler.Esquecendo o facto de eu ter 14 anos, disseram-me: "Escreve sobre o que é ter 14 anos".
14 yaşımda olduğuma bakmadan -- bana "14 yaşında olmakla ilgili yaz" dediler.Glem det faktum at jeg var 14 -- sagde de til mig, "Skriv om at være 14."
14 yaşımda olduğuma bakmadan -- bana "14 yaşında olmakla ilgili yaz" dediler.Không quan tâm đến việc là tôi chỉ 14 tuổi -- họ nói với tôi rằng, "Hãy viết về tuổi 14."
14 yaşımda olduğuma bakmadan -- bana "14 yaşında olmakla ilgili yaz" dediler.Nem érdekes, hogy 14 vagy -- - mondták - "Irj arról, milyen 14-nek lenni."