Ana içeriğe geç
Sözlük

bakma ile cümle

bakma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Sonraki sahnede Diane, evinde otururken, masanın üstündeki mavi kapı anahtarına bakmaktadır.הצופים רואים שוב את דיאן בדירתה, כשהיא בוהה במפתח הכחול המונח על שולחנה.
Yeter ki insan etrafına bakmasını bilsin.צריך רק להסתכל מסביב.
Ve oyuncular pozisyonlarına bakmadan seçiliyordu.השחקנים נבחרו ללא קשר לעמדתם.
Bu yüzden tadına bakmamak gerekir.ולכן אין לטעום ממנו.
Oysa yapmam gereken şey elimde kalmasını istediklerime bakmaktı.מה שאני צריכה לעשות זה למצוא את הדברים שאני רוצה לשמור.
Kaliforniya şarabının tadına bakmak için doğru bölgedesiniz.בתחילת גלותה שהתה בקליפורניה.
Başkasına değil, kendine bakmalıdır..אתם לא צריכים אף אחד אלא את עצמכם.
Yalıtılmış sistemin toplam elektrik yükü sistemin kendi içinde olan değişimlere bakmaksızın sabit kalır.המטען החשמלי הכולל של מערכת מבודדת נותר קבוע, ללא תלות בשינויים המתרחשים בתוך המערכת.
Tek isteği iki çocuğuna bakmaktır.אם חד הורית לשני ילדים.
"Kusura bakma.עמ' לב.
Ama birbirlerine bakmazlar.ללא קשר בין האחד לשני.
Bu da büyük olasılıkla, gözlerinin biraz farklı yönlere bakmasına sebep olmuştur.כמו כן, הוא הבחין בתנועות של גלגלי עיניהם בכיוונים שונים.
Sık sık arkanıza bakmakta fayda var.לעיתים קרובות מתקשה לחכות לתורו.
Yüksek mahkemenizin hukuken yok olan böyle bir davaya bakma yetkisi yoktur.אין מקום שבית המשפט הגבוה לצדק יתערב בעניין זה.
Ruşen arkadaşlarına ormana gitmeyi emretti, ancak en ağır yaralanmasına bakmadan silahı bırakmadı.בקרב על מערכי רפיח הוביל את פלוגתו להסתערות, נפצע בידיו, אך לא הסכים שיעבירוהו לטיפול רפואי.
Kadınlar aileye bakmakla yükümlüdür, ayrıca el işiyle uğraşırlar.המשפחות גם אחראיות על כך שהקשר יישמר.
Ancak bakmadığı bir sırada kardeşleri balık için kavga eder ve onu parçalar.כשמאוי לא שם לב, התקקוטטו האחים על הדג וחבטו בו בעוצמה.
Göz teması iki kişinin aynı anda birbirlerinin gözlerinin içine bakmasıdır.Зрителен контакт се осъществява когато двама души гледат едновременно в очите си.
Öteye gidin, dönün, bakmayın!Напред, напред и само напред и не си и помисляй да се обръщаш.
Suudi Arabistan'ın birçok yerinde, kadının yerinin evde kocasına ve ailesine bakmak olduğuna inanılmaktadır.В много региони на страната преобладава вярването, че мястото на жената е в дома.
Annem önce bir hafta yüzüme bakmadı.“Преди време моята майка ослепя с едното око.
Ayrılığın ardından Ann oğluna tek başına bakmak zorunda kaldı.След развода си тя трябва сама да се грижи за сина си.
Yapı 55 metre (180 ft) boyundadır ve İspanya'nın Kuzey Atlantik sahillerine bakmaktadır.Постройката е висока 55 метра и има изглед към северноатлантическия бряг на страната.
1780 yılında ölmek üzere olan annesine bakmak için çağrıldığı evine geri döndü.През 1780 г. е повикана да се грижи за умиращата си майка и се връща у дома.
Tek kapısı doğuya bakmaktadır.Главният му вход гледа на изток.
Özellikle, Galilei Güneş’e bakmak için kendi yeni teleskobunu kullandı.Галилео пръв използва оптичен телескоп за наблюдение на небесни обекти.
Bu yüzden tadına bakmamak gerekir.По-добре не опитвайте!
Bu memler aslında insanların kameraya bakmalarını sağladı.Типично за сериала е героите да говорят на камерата.
Babası o küçükken ölmüştür annesi ve küçük kardeşine bakmaktadır.Баща му умира рано и той помага на майка си и по-малкия си брат.
Babası bir yaşında iken öldü ve yedi çocuk annesi kendisine de bakmak zorunda kaldı.Когато е на 7 години умира баща му, а след още 7 и майка му.
Aynı yıl kızı Nele'yi bakmak üzere yanına alacak olan Ellen Overgaard ile tanışır.Същата година се запознава с Кейт Мос, която я взима под своето крило.
Kadınlar genellikle ev işlerine, bostan ve bahçe işlerine bakmaktadır.Той често помага на баща си в домакинската и градинска работа.
Orada dağıldılar, herkes kendi başının çaresine bakmaya çalıştı.До преди него те живеели разделено, всеки за себе си.
Sadece biraz daha yakından bakmak gerekiyor."Мисля, че трябва да хвърля още един поглед върху ситуацията“.
Ona sadece bir boksör olarak bakmamak gerekir.Той не успява да се наложи като едноличен водач на ВЗРО „Въртоп”.
Ama birbirlerine bakmazlar.Те не се изключват взаимно.
Bunun için, hangisinin başta olduğuna bakmaz.Не я ясно кое излиза първо.
Kaliforniya şarabının tadına bakmak için doğru bölgedesiniz.Известен е със своя чай във Виетнам.
Sen hiç çocuklarını öptün mü? Hatta onlara bakmadan!Ти целуна ли някога децата си? Даже не ги и погледна!
Yalıtılmış sistemin toplam elektrik yükü sistemin kendi içinde olan değişimlere bakmaksızın sabit kalır.Ukupni električni naboj izoliranog sustava ostaje konstantan bez obzira na promjene unutar samog sustava.
Yapı 55 metre (180 ft) boyundadır ve İspanya'nın Kuzey Atlantik sahillerine bakmaktadır.Svjetionik je visok 55 metara i s njega se pruža pogled na sjevernoatlansku obalu Španjolske.
Hizmetçi, beyaz kadına bakmaktadır.Mladu misu služio je u Belcu.
Fakat tek bir davaya bakmasının ardından Fransız ordusuna katıldı.Čim je pobjegao, prijavio se u francusku vojsku još jednom.
Sadece biraz daha yakından bakmak gerekiyor."Uz još malo više nesavršenosti".
390 hektarlık doğal alan, Moskova nehri'nin dik kıyalarına bakmaktadır.Prostire se na 390 hektara površine i ima slikovit pogled na strme obale rijeke Moskve.
Sık sık arkanıza bakmakta fayda var.Često služe za privlačenje pozornosti.
Bunu anlamak için ise onun Hukuki emir teorisine bakmak gerekmektedir.Postalo je jasno da za to treba potražiti i teoretsko tumačenje.
Çoğunluğunun ağzı doğuya, az bir kısmı güneydoğuya ve kuzeydoğuya bakmaktadır.Većim dijelom orijentirani su u smjeru sjever-jug, a manji u smjeru zapad-istok i sjeverozapad-jugoistok.
Önünüze ve yapacaklarınıza bakmak değil...Nemojte misliti da će netko umjesto vas obaviti onaj posao koji vas čeka.
Ona Bakma Bana Bak Kara Melek"Pogledajte ptice nebeske!
Sivri burunlu bir köpek kadının solunda oturmakta ve başını kaldırıp kadına bakmaktadır.Glava mu je nagnuta naprijed i naslonjena na ženinu glavu, a rukom obgrljuje njezin vrat i glavu.
Batısında Bengal Körfezi'ne bakmaktadır.Istočno je Bengalski zaljev.
Victor Hugo'dan yaptığı şiir çevirileri, Yürek'le Bakmak adıyla 1998'de yayımlandı.Neke od pjesama Hrvata iz Mađarske su prevedene i na esperanto 1992.
Murphy "Ben, çok heybetli bir fiziği olmadığı için Worzel Gummidge'e bakmaktan kaçınırdım.Murphy je objasnio, "Htio sam izbjeći izgled iz Worzel Gummidgea.
Kontes portresinde eşinin aksine izleyicinin gözlerinin içine bakmaktadır.Njegova šurjakinja samo pogleda na drugu stranu u tišini.
Kadınlar aileye bakmakla yükümlüdür, ayrıca el işiyle uğraşırlar.Nastavljate raditi vlastiti posao i zaokupljeni ste obitelji.
Orada dağıldılar, herkes kendi başının çaresine bakmaya çalıştı.Pitao sam to i svi su podigli ruke.
Toplu taşıma sistemine Dublin Ulaşım Ofisi bakmaktadır.Na verejnú dopravu v Dubline dohliada Dublinský úrad dopravy.
Ve O bizim ve birçoklarının beğendiği gibi bakmadı.Niektorým ľuďom sa to páčilo, a niektorým ľudom nie.
Başlar batıya bakmaktadır.Pohľad na západ.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod