Kadınlar genellikle ev işlerine, bostan ve bahçe işlerine bakmaktadır.面倒見がよく、家事や庭仕事が好き。
Goldeen’i bulmak için su içlerine bakmak gerekir.水のゴッドロットを狙うビルソードに敗北する。
Ancak bakmadığı bir sırada kardeşleri balık için kavga eder ve onu parçalar.彼の兄弟達は、彼が見ていなかった間に魚が誰のものなのか争った結果、魚を細かく切った。
Nazar ber-kadem: Başkasına değil, kendine bakmalıdır.自己確立 - 他の者に頼らず、しっかりとした自分になること。
Çok fazla insanın önünde sokak ortasında, gerginlikten kameraya bakmayı unutmuştur.無人駅のためいたずらが多く、監視カメラが設置されるようになった。
Olivier vizörden bakmaktaydı.ジムはいまだにシルバーを追っていた。
Göz teması iki kişinin aynı anda birbirlerinin gözlerinin içine bakmasıdır.内心では他の2人を見下している。
Ayı yavrusunu kaçırıp arkasına bile bakmadan dağa kaçtı.彼は小熊を連れ去り、振り返らずに山を駆け上がった。
Özellikle, Galilei Güneş’e bakmak için kendi yeni teleskobunu kullandı.特別是,伽利略用他的新望遠鏡看太陽。
Ama kusura bakmazsanız görüntü dışında sanatla pek ilgisi yok.很少說話,對畫畫以外事沒興趣。
Babası bir yaşında iken öldü ve yedi çocuk annesi kendisine de bakmak zorunda kaldı.他1岁时父亲就去世了,母亲要照顾7个孩子。
Artık geriye bakmak istemiyorum.让我不再想你。
Başlar batıya bakmaktadır.明星出西方。
Yorgunluğa bakmaksızın kendini çatlatmak pahasına da olsa olanca gayret ve kuvvetini itaat uğruna sarf eder.對加於自身的侮辱必定施以懲罰,在幾件事情上會表示慈愛和人情味。
Sadece biraz daha yakından bakmak gerekiyor."我需要更大的影响力”。
Meryem’e bakmakla eniştesi Zekeriya görevlendirildi.雅彥的好友,是雅彥螢幕初吻的對象(隔著膠布)。
Kadınlar aileye bakmakla yükümlüdür, ayrıca el işiyle uğraşırlar.與一馬一樣因太忙而疏於照顧家庭。
Maalesef çok geç kalmışsınız, ona çok iyi bakmanız gerekliydi.有時候,你領悟得太晚了,因此,你需要為你的粗心而道歉。
Oysa yapmam gereken şey elimde kalmasını istediklerime bakmaktı.你最好给我我想要的。
Ama birbirlerine bakmazlar.} 互相不對易。
Tek isteği iki çocuğuna bakmaktır.溫柔的守護著兩個孩子。
Annem önce bir hafta yüzüme bakmadı.她的母親和姊妹在接下來的一整年沒有跟她說話。
İbrahim Ethem cevap verir, "Ben sana hiç o gözle bakmadım ki."」蔡系答:「我從來就沒考慮過你的臉。
1780 yılında ölmek üzere olan annesine bakmak için çağrıldığı evine geri döndü.1780年,她回到了家中,以照顾自己重病的母亲。
390 hektarlık doğal alan, Moskova nehri'nin dik kıyalarına bakmaktadır.景区面积达390顷,位于莫斯科河畔。
Öğlen güneşine filtresiz dürbünle çok kısa bir süre bakmak bile kalıcı körlüğe neden olur.在正午的陽光下,透過沒有濾鏡的雙筒望遠鏡看太陽,即使只是短暫的一瞥,都可能導致永久的失明。
"Kusura bakma."的感叹。
Klibin yönetmenliğini ise Nihat Odabaşı üstlenmiştir. ^ "'Kusura Bakma' kliplendi".” 科尼听得懂普京的简单的命令,包括“躺下!”(Лежать!
Bugünkü şekli ile son cemaat yeri ortada iki sütunun taşıdığı, üç kemerli bir açıklıkla kuzeye bakmaktadır.根據計劃,第三條跑道將會興建於現存的兩條跑道以北,與現存的兩條跑道平行。
Gece aynaya bakmak uğursuzluk getireceği düşüncesiyle hoş karşılanmaz.在一個夜晚中為織占卜,卻看不到讓他免於不幸的方法。
Çok fazla insanın önünde sokak ortasında, gerginlikten kameraya bakmayı unutmuştur.她因必須在大街上並在許多人面前裸露,過於緊張,一直忘記看鏡頭。
Olimpus'un dışında, Güneş hiç bu kadar büyük bir şeye bakmadı.율리시스 이전에는, 태양은 저위도밖에 관측되어 있지 않았다.
Ikimono-gakari (生き物係) bir Japon ilkokulunda bitkilere ve hayvanlara bakmakla görevli çocukları ifade eder.그룹 이름인 이키모노가카리(生き物係)는 일본의 초등학교에서 식물이나 동물을 돌보는 당번을 뜻한다.
1780 yılında ölmek üzere olan annesine bakmak için çağrıldığı evine geri döndü.1780년 어머니가 죽어간다는 소식에 임종을 지키기 위해 집으로 돌아갔다.
Başkasına değil, kendine bakmalıdır..남을 돌보느라 자신의 문제를 보지 못한다.
Sarayın yeri, Kurtuba'nın (Cordoba) kuzeybatısı tarafındaki Vadi'ül-Kebir (Guadalquivir) nehrine bakmaktadır.마타람 - 주도 서부 롬복 현 중부 롬복 현 동부 롬복 현 섬의 서쪽에 셍기기 해변(Senggigi)이 있다.
Sadece biraz daha yakından bakmak gerekiyor."또 각별히 조리하심이 마땅합니다.”
Ama birbirlerine bakmazlar.물론 그들은 서로 알아보지 못한다.
Hizmetçi, beyaz kadına bakmaktadır.그녀는 백악관의 여주인 노릇을 하였다.
Sabıkalı olduğu için daha kıyıda köşede kalmış işlere bakmaktadır.그는 항변을 묻는 자리에서 건방진 태도로 되려 감옥에 갇히게 됐다.
Bazı insanlar beyin ölümünün tespitine kuşku ile bakmaktadırlar.일부에서는 무의식의 존재 자체를 의심하기도 한다.
Maalesef çok geç kalmışsınız, ona çok iyi bakmanız gerekliydi.그리고 지금 그 말은 오히려 늦은 감이 있지만 참 잘하셨습니다.
"Edis: Kusura bakmasınlar kendime sanatçı diyorum".그리고 자신을 공연인이 아닌 예술가로 여겼다."고 말했다.
Boynuzun büyük sözler söylediğini işittiğimden bakmaya devam ettim.그때에 나는 어좌에서 울려오는 큰 목소리를 들었습니다.
Yukarı bakmazdı.앞을 보지 못한다.
Prafaya bakmak "elden prafaya bakmak".청렴을 이야기 하려면 '백비'를 보아라]
Çünkü harflere bakma gibi bir şans olmayacaktır.보기에 따라서는 유치한 발상이 아닐 수 없다.
Raffaello'nun kendisi ise basamakların altında en sağda resmin dışına bakmaktadır.1등성 리겔은 오른쪽에 멀찌감치 떨어져있어 위 사진에는 보이지 않는다.
Bazen de herkesin başını çevirip bakması yasaklanır.그럴때마다 볼을 꼬집어서 응징해준다.
Bakma yasağı: Savaşçının geriye dönüp bakmaması gerekir.임전무퇴(臨戰無退) : 싸움에 나가서 물러남이 없어야 한다.
Sık sık arkanıza bakmakta fayda var.또 자주 자생하고 있는 모습도 볼 수 있다.
Bunun sebebi ailelerin birbirlerine bakmasıydı.즉, 그들은 모르는 사이에 서로를 쳐다보고 있던 것이었다.
Ancak bakmadığı bir sırada kardeşleri balık için kavga eder ve onu parçalar.반면 소형종은 혼자 가만히 숨어 기다리다가 물고기를 잡는다.
Dış riskler başka bir bakış açısı ile bakmayı gerektirir.관측결과가 다른 측점에서의 관측결과에 영향을 주지 않는다.
İkisi de dururlar ve arkaya bakmaya çalışırken trenler geçmeye başlar ve birbirlerini göremezler.철로의 반대편에서 둘은 발걸음을 멈추고 뒤를 돌아보지만, 지나가는 기차가 그들의 눈앞을 가로막는다.
Tek kapısı doğuya bakmaktadır.상세한 것은 동부 전선을 참조.
Haiti’deki 40.000 beyaz kolonici arasından sadece Fransa doğumlular yönetim işlerine bakmaktaydı.그리하여 그해 말 나폴레옹이 본국인 프랑스로 돌아올 때는 출발 당시 60만 대군 중에 겨우 3만 명의 패잔병이 귀국할 수 있었다.
Diğer tarafın üstten bakması, parmak sallamasıyla yaşamayacaktır.볼록하지 않은 다면체에서, 꼭짓점 도형 역시 볼록하지 않을 수 있다.
Ansızın sahne dışından bir silah sesi duyulur, Dorn bakmaya gider.לפתע נשמע קול יריית רובה בחדר הסמוך, ודורן הולך לבדוק זאת.
Sonuç olarak ebeveynler, evde kalıp çocuklarına bakmak amacıyla 126 milyon işgününü kaçırmıştır.בנוסף על כך, הורים מפסידים כ-126 מיליון ימי-עבודה בשנה כדי להשאר בבית ולדאוג לילדיהם החולים.