Bunun tersi ise X 'in Hausdorff olduğuna bakmaksızın her durumda doğrudur.Sebaliknya, jika X adalah keragaman terhitung-kedua Hausdorff, maka ia pasti kompak-σ.
Heigo ise ona uzağa bakmayı yasakladı.Buddha pun tidak mencegahnya untuk mengikuti dirinya.
Sadece biraz daha yakından bakmak gerekiyor."Saya menyadari saya harus bekerja lebih keras lagi.”
Kusura bakmasınlar, medyadaki bazı arkadaşlar da ayaklarını denk alsınlar.Dengan adanya media massa, beberapa pihak juga akan mendapat keuntungan.
Geniş bir aileye bakmak zorunda olan ressam borçlanmaya başladı.Tugas berat pertamanya adalah mengatasi hutang kota yang bertumpuk.
Sık sık arkanıza bakmakta fayda var.Layak ditonton berulang-ulang.
Ve O bizim ve birçoklarının beğendiği gibi bakmadı.Jadi mari kita lihat seberapa banyak kamu menyukainya.
Babam ve büyükbabam, arabadan neler olduğuna bakmak için inmişlerdi.Ayah dan putranya memutuskan untuk pergi menggunakan mobil sewaan.
Kale, Aichi ve Gifu prefektörlükleri arasında sınır olan Kiso Nehri'ne bakmaktadır.Istana tersebut menghadap Sungai Kiso, yang dijadikan sebagai perbatasan antara prefektur Aichi dan Gifu.
Keklik bile boğulan İkarus'a bakmaz.Ia juga marah karena Ichigo tidak ingat siapa dirinya.
Sonuç olarak ebeveynler, evde kalıp çocuklarına bakmak amacıyla 126 milyon işgününü kaçırmıştır.Kết quả là các bậc phụ huynh bỏ lỡ 126 triệu ngày công lao động để ở nhà chăm sóc cho con cái.
Sürekli tartışmalarına ve Sanae ile kavga etmesine rağmen, Shinka kendine bakmaya ve onun tersine büyür.Mặc dù luôn cãi nhau liên tục và đánh nhau với Sanae, Shinka cố gắng quan tâm đến cho cô và ngược lại.
Yaşlı babasına bakmak üzere birkaç haftalığına Erlangen’e döndü.Bà trở lại Erlangen trong vài tuần chủ yếu để chăm sóc cho bố bà.
Daigo babasına kin beslemektedir ve annesine iyi bakmadığı için kendini suçlu hissetmektedir.Daigo cảm thấy thù hận cha mình và thấy có lỗi vì không chăm sóc mẹ tốt hơn.
Üvey annesinin ölümünden sonra küçük kardeşlerine bakmak için eve gitmek zorunda kaldı.Sau cái chết của người mẹ kế, bà trở về nhà để chăm sóc những đứa em nhỏ.
Yeter ki insan etrafına bakmasını bilsin.Bạn chỉ cần nhìn quanh sẽ thấy.
Ancak oynadığımız takımlara bakmalı ve bu durumu sorgulamalıyız.Nhưng bạn phải nhìn vào những đội tuyển mà chúng tôi phải thi đấu cùng và bắt đấu đưa ra những câu hỏi.
Sadece biraz daha yakından bakmak gerekiyor."Tôi muốn được thông cảm nhiều hơn một chút."
Rolling Stone, Bad'i görmenin en iyi yolunun Thriller'ın devamı olarak bakmamak olduğunu belirtti.Rolling Stone bình luận rằng "cách tối ưu để xem xét" Bad không phải là "đoạn tiếp theo của Thriller".
"Kusura bakma.Tôi xin lỗi.
Oysa yapmam gereken şey elimde kalmasını istediklerime bakmaktı.Ý tôi là, hãy nhìn vào những gì họ đã làm cho tôi.
Ona Bakma Bana Bak Kara MelekXem bài chi Ó biển.
James bu olaya bir anlam veremez ama yine de bakmalıyım diyerek Silent Hill adlı kasabaya gider.James tỏ vẻ hoài nghi nhưng anh vẫn quyết định quay trở lại Silent Hill để tìm ra sự thật.
Ona sadece bir boksör olarak bakmamak gerekir.Anh không phải thi đấu vòng loại do là chủ nhà.
Dış riskler başka bir bakış açısı ile bakmayı gerektirir.Các nhóm chính trị đối lập có xu hướng thống nhất quan điểm về một vấn đề đặc biệt.
Ertesi sabah Carol Lizzie'yi yürüyüşe çıkarır ve ondan çiçeklere doğru bakmasını ister.Hôm sau, Carol đưa Lizzie đi dạo.
Başlar batıya bakmaktadır.Đền trông về hướng Tây.
10 parmak klavyeye bakmadan yazma becerisidir.Gõ 10 ngón (cũng được gọi là gõ bàn phím hoặc gõ không cần nhìn) là việc đánh máy mà không cần nhìn.
Yukarı bakmazdı.Không rủ xuống.
Annem önce bir hafta yüzüme bakmadı.Phổ Nghi sau đó không được gặp mẹ mình trong 6 năm.
Ancak, ABD başta olmak üzere Batı dünyası bu plana sıcak bakmamışlardır.Tuy nhiên, Quân khu đặc biệt miền Tây không kịp hoàn thành kế hoạch này.
Şer’i davalara ise kadılar bakmaktadır.Vũ Sư Thước sai người cáo cấp với Trịnh Kiểm.
Artık geriye bakmak istemiyorum.Từ bây giờ, không có chuyện quay đầu lại.
Başkasına değil, kendine bakmalıdır..Cô ấy phải tự chăm lo cho chính bản thân mình.
Döneminde mal o kadar çok olacak ki, kimse dönüp de mala bakmayacaktır.”そのため幾度も弾劾され、また行動に節操が見られないものもある。
Yaşlı babasına bakmak üzere birkaç haftalığına Erlangen’e döndü.彼女は数週間、ほとんどは彼女の年老いた父親を世話するために、エルランゲンに戻った。
Artık geriye bakmak istemiyorum.いまになって見直すことはない。
Ama birbirlerine bakmazlar.相互いに待っているとする。
Halk, Fransızlara sıcak bakmaktaydı.フランス全土が君たちに注目している。
Babam ve büyükbabam, arabadan neler olduğuna bakmak için inmişlerdi.だから、父と祖父が事故を確かめに行ったけれど、車の中にとどまっていなければならなかった。
Yukarı bakmazdı.持ち上がらない。
Kendinden küçük bütün kardeşlerine o bakmaktadır.三人の幼い兄弟を一人で面倒を看ている。
Ancak oynadığımız takımlara bakmalı ve bu durumu sorgulamalıyız.このゲームに収められている問題に挑戦し、勉強することができる。
Bir daha asla Xander'ın yüzüne bakmamıştır.彼女は二度とバンディの声を聞くことはなかった。
İkisi de dururlar ve arkaya bakmaya çalışırken trenler geçmeye başlar ve birbirlerini göremezler.二人は互いに背を向けながらバックの態勢になり、電車の移動もあって互いに突き合うかのごとく、出し入れを開始してしまい、そして互いに絶頂を迎えてしまう。
Kaliforniya şarabının tadına bakmak için doğru bölgedesiniz.カリフォルニア州産のデザートワインの一銘柄。
Kent merkezinin yaklaşık 10 km güneybatısında yer alır ve körfeze bakmaktadır.市の中心部からは約 10 km に位置し、湾を見渡している。
Bu sebeple babasına da bakmaktadır.父親の世話をしている。
Hisana, Rukia’yı hem kendine hem de ona bakmaya devam edemediği için bebekken terk etmişti.ルリカが振り向いてくれなかったために、ずっとルリカを追いかけていた。
Ciddi şekilde hasta olan kız kardeşine bakmakla yükümlü kalmıştı.病弱な姉の面倒を見る。
Birand: Bir Ömür, Ardına Bakmadan...幽世-見えない世界、あの世。
Sadece biraz daha yakından bakmak gerekiyor."もっとしゃんしゃんせんね」。
Özellikle, Galilei Güneş’e bakmak için kendi yeni teleskobunu kullandı.ガリレオは望遠鏡を使う事で観測に革新をもたらした。
Dış riskler başka bir bakış açısı ile bakmayı gerektirir.変革には外部からの視点が必要である。
Albümün çıkış şarkısı "Bakma Yüzüme" oldu.アルバム『素顔の私』に収録されている。
Tek isteği iki çocuğuna bakmaktır.子どもは二人ほしいと思いを語った。
Öteye gidin, dönün, bakmayın!「見る、立つ、出る。
Bazen de herkesin başını çevirip bakması yasaklanır.トリには頭が上がらず、いつも彼女に振り回されている。
Norma uyuyan çocuklarına bakmaktadır.母は禰寝尊重の娘。
Soyut resim istiyorsanız bile Hititler’e bakmanız yeter.投手のBABIPを見る場合、分母に犠打を加える場合もある。