Yetişkinliği, evine bakmak ve çocuklarını büyütmekle geçirdi.Annen on aika vihdoinkin aikuistua ja oppia ajattelemaan myös lapsiaan.
Ertesi sabah Carol Lizzie'yi yürüyüşe çıkarır ve ondan çiçeklere doğru bakmasını ister.Myöhemmin Carol vei Lizzien ulos katsomaan kukkia, kunnes lopulta ampui Lizzietä päähän.
MacroMakerin bakmak ve bir teyp gibi hareket amaçlayan benzersiz bir kullanıcı arayüzü, vardı.MacroMakerissa oli ainutlaatuinen käyttöliittymä, joka näytti videonauhurilta.
Blackthorne ayrıca bakmadan arkasına ateş edebilmektedir.Chloe ampuu epäröinnistä huolimatta.
Bu işlere onun yerine birisinin bakmasının zamanı gelmiştir.Muut jäsenet alkoivat etsiä uutta jäsentä hänen tilalleen.
Scarlett'ten Ashley ve oğluna bakmasını ister.Melanie vannottaa Scarlettia pitämään huolta Ashleystä ja hänen pojastaan Beausta.
Dış riskler başka bir bakış açısı ile bakmayı gerektirir.Eri määritelmät katsovat melua eri näkökulmasta.
Boynuzun büyük sözler söylediğini işittiğimden bakmaya devam ettim.Pulkkinen arvioi kuunnelman pohjustavan hänen tulevaa romaaniaan.
Din, politik ve etnik durumlara bakmaksızın devlet özel okullara finansal yardımda bulunur.Muissa provinsseissa yksityisiä, uskonnollisia kouluja rahoitetaan julkisin varoin.
Onun için gence onu Kutsal Kase'ye bakma törenine götürmek istediğini söyler.Jeesus kertoi hänelle haluavansa tulla vierailulle Sakkeuksen kotiin.
Ona sadece bir boksör olarak bakmamak gerekir.Henkilön ei tarvitse olla välttämättä ATP-pelaaja.
Onun gözlerine bakmaktan kaçınmaya çalıştım.Yritin välttää katsomasta häntä silmiin.
Sınalgaya bakma.Älä katso kameraan.
Yapı 55 metre (180 ft) boyundadır ve İspanya'nın Kuzey Atlantik sahillerine bakmaktadır.Η κατασκευή έχει ύψος 55 μέτρα και βλέπει τις ακτές της Ισπανίας στον βόρειο Ατλαντικό.
Yaşlı babasına bakmak üzere birkaç haftalığına Erlangen’e döndü.Επέστρεψε στο Erlangen για αρκετές εβδομάδες, κυρίως για να φροντίσει τον ηλικιωμένο πατέρα της.
Ancak bakmadığı bir sırada kardeşleri balık için kavga eder ve onu parçalar.Ενώ δεν κοίταζε, οι αδελφοί του μάλωσαν για το ψάρι και το κομμάτιασαν.
Don Carlo mektupların içindekilerine bakmayacağına yemin eder; fakat arkadaşına şüphe ile bakmaya başlar.Ο Δον Κάρλο έχει ορκισθεί να μη διαβάσει τις επιστολές, αλλά υποψιάζεται τον φίλο του (Morir!
Rolling Stone, Bad'i görmenin en iyi yolunun Thriller'ın devamı olarak bakmamak olduğunu belirtti.Το Rolling Stone δήλωσε ότι «ο καλύτερος τρόπος να αξιολογηθεί το Bad δεν ήταν ως συνέχεια του Thriller».
"Kusura bakma."Με συγχωρείτε".
Müslüman yetkililer, Yahudilere karşı yapılan suçlamalara sıcak bakmamaktaydı.Στην επιστολή αυτή ο Αυστριακός καγκελάριος χαρακτήριζε τις κατηγορίες εναντίον των Εβραίων τελείως παράλογες.
Sık sık arkanıza bakmakta fayda var.Συχνά, αποσκοπεί στο δικό του κέρδος.
Kusura bakmayın, ben kayboldum.Συγνώμη, έχω χαθεί.
Burada mısın diye bakmaya geldik.Ήρθαμε να δούμε αν ήσουνα 'δω.
Marge, dizinin çoğu bölümünde işsizdir, ev hanımı olmayı ve ailesine bakmayı seçer.Marge har været arbejdsløs det meste af serien og vælger at være hjemmegående og tage sig af sin familie.
Ama birbirlerine bakmazlar.De følger bare ikke af hinanden.
Ona sadece bir boksör olarak bakmamak gerekir.En afgørelse behøver ikke at være enstemmig for at en bokser kan få tildelt en sejr.
Öğlen güneşine filtresiz dürbünle çok kısa bir süre bakmak bile kalıcı körlüğe neden olur.Selv et ganske kort kig på middagssolen gennem en uafskærmet kikkert kan give permanent blindhed.
Maalesef çok geç kalmışsınız, ona çok iyi bakmanız gerekliydi.Da området var så afsides beliggende tog det dog lang tid inden det udforskedes mere omhyggeligt.
Fakat onları yaratan çocuklar, genelde 7-8 yaşlarına kadar onlara bakmaktadırlar.Normalt bliver de dog kun 7-8 år gamle.
Babam ve büyükbabam, arabadan neler olduğuna bakmak için inmişlerdi.Nevøen og hans moder besluttede ikke at deltage i sejlturen over bugten.
Fakat tek bir davaya bakmasının ardından Fransız ordusuna katıldı.Efter edsaflæggelsen meldte Lassen sig ind i den britiske hær.
Medyaya Soldan bakmak.For det nuværende parti, se Venstre.
Olimpus'un dışında, Güneş hiç bu kadar büyük bir şeye bakmadı.Bortsett fra Olympus har solen aldri sett noe så storartet’.»
Ona Bakma Bana Bak Kara MelekSe slekten Angell.
Babası bir yaşında iken öldü ve yedi çocuk annesi kendisine de bakmak zorunda kaldı.Da han var et år døde faren hans og moren måtte ta seg av alle sju barna på egen hånd.
Bu nedenle krala bakması için görevlendirildi.Han ble derfor innkalt til kongen.
Bunun için, hangisinin başta olduğuna bakmaz.Bestemme hvem som skal begynne.
Ama birbirlerine bakmazlar.Man ignorerte hverandre.
Olivier vizörden bakmaktaydı.Lette du egentlig etter Olav Thon?
Bakma yasağı: Savaşçının geriye dönüp bakmaması gerekir.De sørgende skulle ikke trenge å vende blikket tilbake.
Maalesef çok geç kalmışsınız, ona çok iyi bakmanız gerekliydi.Dette var lite hensiktsmessig da man måtte svært nærme for å få brukt dem.
Ona sadece bir boksör olarak bakmamak gerekir.Den er ikke kjent for å være en vakthund.
Sadece biraz daha yakından bakmak gerekiyor."De trenger å høre mer kritikk.»
Çünkü harflere bakma gibi bir şans olmayacaktır.Da vil sannsynligheter ikke være hensiktsmessige.
Tek kapısı doğuya bakmaktadır.Inngangen ligger rett mot øst.
Bulgarlar, sünnetli olup olmadığına bakmak istemiş.Hvordan avgjør man om disse er fugler eller ikke?
Ve oyuncular pozisyonlarına bakmadan seçiliyordu.Skuespillerne ble ikke betalt for innsatsen.
1780 yılında ölmek üzere olan annesine bakmak için çağrıldığı evine geri döndü.I 1780 dro hun tilbake til hjemmet for å pleie sin syke mor.
Özellikle, Galilei Güneş’e bakmak için kendi yeni teleskobunu kullandı.Galileo revolusjonerte astronomien gjennom sin bruk av teleskop for å forsterke observasjonene.
Ancak oynadığımız takımlara bakmalı ve bu durumu sorgulamalıyız.Tetapi kalian harus melihat tim yang kami hadapi dan mulai bertanya.
Ama birbirlerine bakmazlar.Keduanya tidak melihat satu sama lain.
Yapı 55 metre (180 ft) boyundadır ve İspanya'nın Kuzey Atlantik sahillerine bakmaktadır.Menara ini memiliki tinggi 55 meter (180 ft) dan menghadap pantai Atlantik Utara Spanyol.
Göz teması iki kişinin aynı anda birbirlerinin gözlerinin içine bakmasıdır.Kontak mata (eye contact) adalah kejadian ketika dua orang melihat mata satu sama lain pada saat yang sama.
Ancak bakmadığı bir sırada kardeşleri balık için kavga eder ve onu parçalar.Sedangkan ia tidak melihat saudaranya bertarung dengan ikan dan mencincangnya.
Ona Bakma Bana Bak Kara MelekLihat juga Angkor Wat.
Sonraki sahnede Diane, evinde otururken, masanın üstündeki mavi kapı anahtarına bakmaktadır.Di apartemennya, Diane melihat kunci biru di atas meja kopinya.
Tek kapısı doğuya bakmaktadır.Pintunya menghadap ke timur.
Meryem’e bakmakla eniştesi Zekeriya görevlendirildi.Namun kemudian rasa sayang Nabi Zakariya pada Maryam berubah menjadi rasa takjub.
Öteye gidin, dönün, bakmayın!Pantang mundur, terus maju, bulatkan tekadmu!
Oysa yapmam gereken şey elimde kalmasını istediklerime bakmaktı.DImana aku bisa melakukan hal yang benar-benar ingin saya lakukan?