Ana içeriğe geç
Sözlük

bakma ile cümle

bakma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Başlar batıya bakmaktadır.Výhledově má být protažena k západu.
Kendinden küçük bütün kardeşlerine o bakmaktadır.Tom se musí starat o všechny děti sám.
"Kusura bakma.Omlouvám se.
Hizmetçi, beyaz kadına bakmaktadır.Tu bílou paní jsem sama viděla.
Oysa yapmam gereken şey elimde kalmasını istediklerime bakmaktı.Cítila jsem, že potřebuju něco, v čem bych vynikla.
Bazı yorumlara göre hizmetçisinin ona sunduğu çiçekleri gönderen müşterisine bakmaktadır.Od služebných dostal radu, aby na ni šel s květinami.
İşte buraya bakmaya çalıştığım sırada şiire değdim.Když jsem byla v půlce, tak jsem se rozhlédla.
Bu yüzden tadına bakmamak gerekir.Nebudete-li mít chuti, nemusíte.
İslamiyet, Hristiyanlık ve Yahudilikte fal bakmak günah sayılmaktadır.Křesťanství, islám a judaismus ho považují za hřích a neřest.
Tek isteği iki çocuğuna bakmaktır.Sama bezdětná se věnovala jejich dvěma dětem.
Fakat tek bir davaya bakmasının ardından Fransız ordusuna katıldı.Po vypuknutí války vstoupil do Francouzské armády.
İbrahim Ethem cevap verir, "Ben sana hiç o gözle bakmadım ki."Josef Husár v tyto dny uvedl : „Odmítám se připojit k povstání !
Ve O bizim ve birçoklarının beğendiği gibi bakmadı.Jí se ale nelíbil a připadal jí starý.
MacroMakerin bakmak ve bir teyp gibi hareket amaçlayan benzersiz bir kullanıcı arayüzü, vardı.MacroMaker měl unikátní uživatelské rozhraní, které vypadalo a chovalo se jako magnetofon.
Serum ferritin düzeyi bakmak sureti ile gereğinde bu kişilerde tedavi almalıdır.Claudin de Sermisy Tant que Vivray Problémy s přehráváním?
Hayvanlaşmış bu mahluklar yüzüme bile bakmadılar.U divokých zvířat nebyla tato otrava pozorována.
Ansızın sahne dışından bir silah sesi duyulur, Dorn bakmaya gider.Brusc se aude o împușcătură înafara scenei, iar Dorn merge să investigheze.
Üvey annesinin ölümünden sonra küçük kardeşlerine bakmak için eve gitmek zorunda kaldı.După moartea mamei vitrege, ea a trebuit să se întoarcă acasă pentru ca să aibă grijă de frații ei mai mici.
"Kusura bakma.Și îmi pare rău.
Ve O bizim ve birçoklarının beğendiği gibi bakmadı.Unor oameni le-a plăcut, iar altora nu.
Buna karşılık Prospero ve Miranda Kaliban'a nefret ve küçümseme ile bakmaktaydılar.Prospero și Miranda au rămas dezamăgiți de Caliban, privindu-l cu dispreț.
Bu sebeple babasına da bakmaktadır.Te rog, du-te să-l vezi pe tatăl meu!
Birand: Bir Ömür, Ardına Bakmadan...Mileniu după mileniu, viață după viață.
Raphael ciddi bir izlenimle resmin dışına bakmaktadır.Rafael a lăsat în urma sa o operă impresionantă.
Bu yaklaşım, programlamaya farklı bakmayı gerektirir.Sistemul de notare este diferit în funcție de program.
Babası bir yaşında iken öldü ve yedi çocuk annesi kendisine de bakmak zorunda kaldı.Tatăl său a decedat pe când avea doar șapte ani, iar după încă șapte ani a rămas și orfan de mamă.
Pansiyon güneş almayan bir yerdedir ve sarhoşların gezindiği bir sokağa bakmaktadır.Pas je skitnica „Nu departe de casă au observat un câine.
Hitler'in de bu fikre olumlu bakması olağandır.Inițial a privit pozitiv politica lui Hitler.
Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne üye olma ihtimaline olumlu bakmamıştır.El considera că este periculos ca țara să fie neimplicată în afacerile europene.
Bakmayarak ki, o ikisi bu hadisi nakl etmemişler.”El nu a marcat în aceste două goluri.
Meg bile bana bakmadı.Meg nici măcar nu s-a uitat la mine.
Tom Mary'nin ona bakma tarzını sevmiyor.Lui Tom nu-i place felul în care Mary se uită la el.
Derhal buna bakmamız gerek.Trebuie să ne uităm la asta imediat.
Kendimize bakmalıyız.Trebuie să avem grijă de noi înșine.
Sonuç olarak ebeveynler, evde kalıp çocuklarına bakmak amacıyla 126 milyon işgününü kaçırmıştır.Ebből kifolyólag a szülők 126 millió munkanapot mulasztottak, hogy otthon maradhassanak a gyermeküket ápolni.
Ailesini yıllar önce kaybeden Makoto, yalnız yaşamakta ve kendi kendine bakmaktadır.Makoto mindkét szülője meghalt évekkel a történet kezdete előtt, egyedül él és visel gondot magára.
Hizmetçi, beyaz kadına bakmaktadır.A fészekaljat a nőstény őrzi.
"Kusura bakma.Sajnálom.”
Evine gelip araca bakmalarını teklif eder.Bemennek, hogy körülnézzenek.
Ama birbirlerine bakmazlar.Egymással nem találkoznak.
Tek kapısı doğuya bakmaktadır.Kapuja kelet felé nézett.
Jacob üniversiteye yukarı manzaradan bakmak için bir dağa tırmandığı sırada değişen dünya hakkında kafa yorar.Jack közben egy dombról figyeli a területet.
Oysa yapmam gereken şey elimde kalmasını istediklerime bakmaktı.Csak azt tettem, ami szükséges volt a túléléshez.
Babası bir yaşında iken öldü ve yedi çocuk annesi kendisine de bakmak zorunda kaldı.Apja egyéves korában meghalt, anyja egyedül nevelte fel hét gyermekét.
Avcıyı gözlemlemek isteyenler güney ufkuna bakmalıdır.Aki szántani akar, nézze meg a csoroszlyáját.
Sarayın yeri, Kurtuba'nın (Cordoba) kuzeybatısı tarafındaki Vadi'ül-Kebir (Guadalquivir) nehrine bakmaktadır.A déli falon nyílik a főkapu, a Meridián-kapu (Vu Men, Vu-kapu) (A).
Kont izleyiciye değil, sol tarafa bakmaktadır.Nem presztízsre költi a díszletet, hanem a nézőkre.
"Aynalar,bakmayın yüzüme dik dik İşte yakalandık,kelepçelendik."Mük onnat tőllik vagyunk elmaradva, s ott kaptunk helyet, s azokból húzódtunk, úgy tudjuk.”
Boynuzun büyük sözler söylediğini işittiğimden bakmaya devam ettim.Egy idő után feltűnt a családnak, hogy nagyot hall.
Kendine bakmalısın.Vigyáznod kell magadra.
Bir de bununla bakmalısın.Ezzel neked is szembe kell nézni.
Göz teması iki kişinin aynı anda birbirlerinin gözlerinin içine bakmasıdır.Katsekontakti on tilanne, jossa kaksi henkilöä katsoo toisiaan silmiin samaan aikaan.
Yalıtılmış sistemin toplam elektrik yükü sistemin kendi içinde olan değişimlere bakmaksızın sabit kalır.Eristetyn systeemin sähkövaraus pysyy vakiona riippumatta siitä, mitä muutoksia sen sisällä tapahtuu.
Bir daha asla Xander'ın yüzüne bakmamıştır.Tämän jälkeen Xaaronia ei enää nähty.
Kaliforniya şarabının tadına bakmak için doğru bölgedesiniz.Hän omistaa viinitilan Kaliforniassa.
"Kusura bakma.Olen pahoillani).
Tebliğ Cemaati, davanın hem kocalarından, hem de çocuklarına bakmaktan mühim olduğunu öğretir.Hutunaiset, olkaa tarkkaavaisia ja varmistakaa, että aviomiehenne, veljenne ja poikanne tajuavat tämän.
Bunun yanı sıra, Kudüs’ün açık bir şehir olmasına da sıcak bakmaktadırlar.Tämä johtui siitä, että Jerusalem on myös muslimien mielestä pyhä kaupunki.
Sadece finansal göstergelere bakmak yetmez; kalite ölçülmelidir.Tyylipisteitä ei anneta, ja vain pystyhypyt mitataan.
İnsanlar tanıdıklarından gelen bilgilere, doğru ya da yanlış olduklarına bakmaksızın, inanmaya eğilimlidirler.5) Ateistit eivät voi ilman uskontoa tietää mikä on oikein tai väärin.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
bakma ile cümle - Sayfa 34 - bakma kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App