Çekilmesi sırasında namlu geriye doğru bakmaktaydı.W czasie bitwy pod Gdowem osłaniał odwrót.
Ona Bakma Bana Bak Kara MelekZobacz też: Niedźwiedzie TERYT
Öte yandan, RealPlayer'ı indirmeden önce RealPlayer ile ilgili başlığa bakmanız tavsiye edilir...Główną aplikacją do odtwarzania RealAudio jest RealPlayer.
Diğer tarafın üstten bakması, parmak sallamasıyla yaşamayacaktır.Jeśli patrzysz na palec, nie widzisz księżyca.
Kendisine televizyon projeleri teklif edilmesine rağmen o film piyasası dışında çalışmaya sıcak bakmadı.Pomimo starań nie znalazła pracy w tamtejszym przemyśle filmowym.
Yeter ki insan etrafına bakmasını bilsin.Nie mogę się doczekać, aż wszyscy spróbują je odnaleźć.
Yetişkinliği, evine bakmak ve çocuklarını büyütmekle geçirdi.Matka prowadziła dom, wychowując dzieci.
Annem önce bir hafta yüzüme bakmadı.Matkę widywał tylko w niedzielę.
Ayrılığın ardından Ann oğluna tek başına bakmak zorunda kaldı.Ali po kilku latach rozłąki musi zaopiekować się synem Samem.
Ancak bakmadığı bir sırada kardeşleri balık için kavga eder ve onu parçalar.Medan han inte tittade slogs hans bröder om fisken och delade upp den.
Yapı 55 metre (180 ft) boyundadır ve İspanya'nın Kuzey Atlantik sahillerine bakmaktadır.Byggnaden är 55 meter hög och blickar ut över spanska nordatlantiska kusten.
Ama birbirlerine bakmazlar.De ser varandra i ögonen.
"Kusura bakma.Förlåt!"
Ciddi şekilde hasta olan kız kardeşine bakmakla yükümlü kalmıştı.Detta för att kunna bota sin allvarligt sjuka mamma.
Norma uyuyan çocuklarına bakmaktadır.Laura vakar över den sovande Julie.
Kendilerine bakmakta güçlük çeken yaşlılar için özel bakım evleri mevcuttur.För småorten Djupviken, se Djupviken (småort).
Sadece biraz daha yakından bakmak gerekiyor.""Vi vill snurra till det lite".
Sık sık arkanıza bakmakta fayda var.Den är ofta lätt att få syn på.
Ona Bakma Bana Bak Kara MelekHöj blicken, Annika Lind.
Dünyaya gerekirciliğin bakış açısıyla bakmak, farklı yorumlarla ortaya çıkmıştır.Hur vi ser på vår omvärld samt vår förståelse för diverse begrepp.
Bunun için, hangisinin başta olduğuna bakmaz.Man drar lott om vem som börjar.
Göstericiler heykeli yıkarken "Ruslar, arkanıza bakmadan kaçın" "Rusya eve git" şeklinde sloganlar attılar."Ruszkik haza!" - "ryssar åk hem" blev ett vanligt klotter.
Dış riskler başka bir bakış açısı ile bakmayı gerektirir.Tittarna har därmed fått möjlighet att se frågan ur en annan vinkel.
İnsanların gerek sürülerle seyahat, gerekse onlara bakmak için bu barınaklara ihtiyacı vardır.Bara hjordarna flyttar sig, med de människor som behövs för att se till dem.
Çünkü harflere bakma gibi bir şans olmayacaktır.Det bör inte betraktas som ett slangord.
Yaşlı babasına bakmak üzere birkaç haftalığına Erlangen’e döndü.Нетер повернулася до Ерлангена на кілька тижнів, щоб доглядати за своїм старіючим батьком.
"Kusura bakma.«Вибачте.
Yeter ki insan etrafına bakmasını bilsin.Я просто хочу, щоб люди прийшли подивитися на мене.
Fakat tek bir davaya bakmasının ardından Fransız ordusuna katıldı.Після оголошення війни вступив у французьку армію.
İslamiyet, Hristiyanlık ve Yahudilikte fal bakmak günah sayılmaktadır.За юдейським, християнським і мусульманським віруваннями є гріхом.
Sadece biraz daha yakından bakmak gerekiyor."«Я прагнув виглядати дещо простішим.
Kaliforniya şarabının tadına bakmak için doğru bölgedesiniz.Відомий центр виробництва каліфорнійського вина.
Bir daha asla Xander'ın yüzüne bakmamıştır.Він ніколи не бачив Освальда знову.
Tek kapısı doğuya bakmaktadır.Ворота відкривались точно на схід.
Ve oyuncular pozisyonlarına bakmadan seçiliyordu.Гравці вільні у виборі своїх позицій.
Kont izleyiciye değil, sol tarafa bakmaktadır.Її погляд звернений не на птицю, а на глядача, за вікно.
Klavyeye bakmak.Вивчення класики.
Sık sık arkanıza bakmakta fayda var.Часто помітити їх буває складно.
Bunun için, hangisinin başta olduğuna bakmaz.Я люблю, що він ніколи не забуває, з чого починав.
Ama birbirlerine bakmazlar.Вони пильно дивляться один на одного.
Birand: Bir Ömür, Ardına Bakmadan...«Триптих»: життя після… життя.
Sonradan şöyle der: "Biz ailemizden, dışarıdan bilinmeden insanlara bakmaya izin istedik.За його словами «такою назвою ми хотіли відсунути людей, що не бажають нас слухати, подалі».
Bu yaklaşım, programlamaya farklı bakmayı gerektirir.Таке планування потрібно відрізняти від прогнозування.
Fakat aşağıya ve uzağa dik dik bakmaktadır.І здалеку видно, і зблизька...
Boynuzun büyük sözler söylediğini işittiğimden bakmaya devam ettim.На загальних зборах великокучурівці уважно слухали кожне слово.
Bazıları batıya, bazıları ise doğuya bakmaktadır.Одне дивилося на схід, інше — на захід.
Goldeen’i bulmak için su içlerine bakmak gerekir.Займався пошуками Ельдорадо.
"Edis: Kusura bakmasınlar kendime sanatçı diyorum".Валерій Сторожик: «Актор — ще не значить артист!».
Ayrıca vakıflarla ilgili davalara bakmak üzere Evkaf Mahkemesi kuruldu.Ліга також створила суд для розгляду спорів.
Aman, onun hakkında kusura bakma.Та, не перейматеся із-за цього.
Ona bakma!Не дивись на нього!
Ona kendim bakmadım.Я особисто на це не дивився.
Ben sadece sana bakmak istedim.Я лише хотів подивитися на тебе.
Tom'un sana bakma tarzını gördüm.Я бачив, як Том на тебе дивиться.
Blackthorne ayrıca bakmadan arkasına ateş edebilmektedir.Blackthorne může také střílet naslepo za sebe.
Ciddi şekilde hasta olan kız kardeşine bakmakla yükümlü kalmıştı.Musela se starat o manžela, který těžce onemocněl.
Öğlen güneşine filtresiz dürbünle çok kısa bir süre bakmak bile kalıcı körlüğe neden olur.I krátký pohled do poledního Slunce přes nefiltrovaný dalekohled může způsobit trvalou slepotu.
Göz teması iki kişinin aynı anda birbirlerinin gözlerinin içine bakmasıdır.Binokulární vidění znamená vidění oběma očima zároveň.
Norma uyuyan çocuklarına bakmaktadır.Pozoruje své spící děti.
Babası bir yaşında iken öldü ve yedi çocuk annesi kendisine de bakmak zorunda kaldı.Poté co mu zemře žena, musí se sám postarat o sedm dětí.