Öteye gidin, dönün, bakmayın!Vai, vai, vai, vai, vai, ela vai conseguir!
Ancak oynadığımız takımlara bakmalı ve bu durumu sorgulamalıyız.Mas você precisa ver os times com quem jogamos e começar a se perguntar.
Nereye bakmalıyım?Para onde devo olhar?
Tom ebebeynlerinin bakmadığı anlarda çoçuklara mimikler yapmaktan hoşlanıyor.Tom gosta de fazer caretas para as crianças quando os pais não estão olhando.
Magic 8-Ball, Mattel firması tarafından üretilen, fal bakmada veya tavsiye vermede kullanılan bir oyuncaktır.De Magic 8-Ball is een speeltje gebruikt voor waarzeggerij of als adviesgever, vervaardigd door Mattel.
Randy bu süre için "Vikipedi'ye bakmak için bile yeterince uzun değil" der.Randy zegt dat dat niet eens genoeg tijd is om Wikipedia te checken.
Sadece biraz daha yakından bakmak gerekiyor."Ik zat er maar een beetje bij te kijken".
Buna karşılık Prospero ve Miranda Kaliban'a nefret ve küçümseme ile bakmaktaydılar.Prospero en Miranda wantrouwen en verafschuwen op hun beurt Caliban.
Sık sık arkanıza bakmakta fayda var.Is vaak op de achtergrond te zien.
Ama birbirlerine bakmazlar.Ze treffen elkaar niet.
Hitler'in de bu fikre olumlu bakması olağandır.Hitler vond dit wel een goed idee.
"Kusura bakma.Ik heb er spijt van.
Mesela bir darta bakmadan ardı ardına tam 12 den vurabilir.Blijkt echter wel dat hij zonder verpinken zesmaal achter elkaar in de roos kan schieten met een revolver.
Çünkü Sage müziğe eğlenceden daha çok, sanat olarak bakmaktaydı.Hij zag muziek meer als kunst dan als entertainment.
Babası bir yaşında iken öldü ve yedi çocuk annesi kendisine de bakmak zorunda kaldı.Toen hij een jaar oud was, overleed zijn vader en moest zijn moeder alleen voor de zeven kinderen zorgen.
Boynuzun büyük sözler söylediğini işittiğimden bakmaya devam ettim.Drie avonden liet hij zijn grootste hits horen.
Yazar insanlara daha gerçekçi bir gözle bakmaya başlar.Een auteur wil zijn personages realistischer maken.
Fakat müstakbel gelin olan Semele bu gelecek evliliğe pek hoşnut gözle bakmaktadır.Zij ziet verwachtingsvol uit naar haar aanstaande huwelijk.
Halk, Fransızlara sıcak bakmaktaydı.Hij pakte de Fransen hard aan.
Norma uyuyan çocuklarına bakmaktadır.Norma eist dat Norman bij haar komt slapen.
Başlar batıya bakmaktadır.Zicht op het westen.
Kötü tarafı ise, türbinin sürekli rüzgâra bakması için dümen sisteminin yapılmasıdır.De krui-installatie zorgt ervoor dat de rotor steeds naar de wind gericht blijft.
Tek bir noktadan bakılamaz, farklı açılardan bakmak gerekir."Ik zei, 'Nee - bekijk het eens van een andere kant.
Bölümler yalnızca bireysel başvurulara bakmaktadır.Verder is de onderscheiding alleen aan individuele personen toegekend.
Sonra sınavda yer alan sorulara bakmaları için bir süre verilir.Na afloop worden de vragen nagekeken.
Nasıl giyinmesi ve elbiselerine nasıl bakması gerektiğini bilmektedir.Zij zijn niet vrij om zich te verplaatsen en zich te kleden hoe zij willen.
Arkasına bakmadan tek başına atını Mordor ordularına sürer.Sheridan liet ook de mannen zonder paard bij het leger achter.
Tek kapısı doğuya bakmaktadır.Het paleis is op het oosten gericht.
Diğer tarafın üstten bakması, parmak sallamasıyla yaşamayacaktır.Op het hoogspringen met aanloop overleefde hij de voorrondes niet.
Bir süre bana bakmaktan başka bir şey yapmadı.Enige tijd lang keek ze mij alleen maar aan.
Çitin üzerinden bakmak için yeterince uzun geğildi.Ze was niet lang genoeg om over de schutting te kijken.
Oğlan dönüp bakmaksızın yürüyüp gitti.De jongen liep weg zonder om te kijken.
Erkek çocuk dönüp bakmadan sıvıştı.De jongen liep weg zonder om te kijken.
Ona tepeden bakmamalısın.Je moet hem niet verachten.
Aileme bakmak için çok çalıştım.Ik heb hard gewerkt om mijn familie te onderhouden.
Bu kediye bakmalıyım.Ik moet voor die poes zorgen.
Kusura bakmayın ama, siz ne yapıyorsunuz?Wat doet u, als ik vragen mag?
Öylesine uğrayıverdiğim için kusuruma bakma, ama cebin kapalıydı.Het spijt me dat ik zomaar binnenval, maar je gsm stond uit.
Kusura bakma, ama Tom haklı.Het spijt me, maar Tom heeft gelijk.
Kusura bakmayın ama, anlattıklarınızın hiçbir önemi yok.Neemt u mij niet kwalijk, maar alles wat u heeft verteld, is niet van belang.
Dün internette yanıtlara bakmak istedik, ama bulamadık.We wilden gisteren de antwoorden op internet bekijken, maar we konden ze nog niet vinden.
Bakmayacağıma söz veriyorum.Ik beloof dat ik niet zal kijken.
Onun bana bakma tarzı bana kötü bir his verdi.De manier waarop hij naar me keek, gaf me een slecht gevoel.
Başka birine bakmayacağıma söz veriyorum.Ik beloof dat ik niet naar iemand anders zal kijken.
Sonuç olarak ebeveynler, evde kalıp çocuklarına bakmak amacıyla 126 milyon işgününü kaçırmıştır.W związku z tym rodzice opuszczają 126 milionów dni roboczych, żeby opiekować się dziećmi w domu.
Çocuklara (küçük olanlara) bakma görevini Domuzcuk’a verirler.Kuraś desperacko zaczyna szukać dziewczynki (pozostają po niej jej rzeczy, w tym skrzypce, na których grała).
Poe onu yaşarken hatırlamayı tercih ettiğini söyleyerek, ölmüş eşinin yüzüne bakmayı reddetti.Poe nie chciał spojrzeć w twarz zmarłej żony, stwierdzając, że woli zapamiętać ją żywą.
Oysa yapmam gereken şey elimde kalmasını istediklerime bakmaktı.Po prostu chciałam spojrzeć na to co zrobiła.
Sadece biraz daha yakından bakmak gerekiyor."Należy jej się bacznie przyglądać".
Tek kapısı doğuya bakmaktadır.Jest to jedyna brama otwarta ku wschodowi.
Ona sadece bir boksör olarak bakmamak gerekir.No cóż, na boksera to on nie wygląda.
Bunun için, hangisinin başta olduğuna bakmaz.Nie ma znaczenia, kto pójdzie pierwszy.
Özellikle, Galilei Güneş’e bakmak için kendi yeni teleskobunu kullandı.Jeszcze przed Galileuszem przeprowadził obserwacje plam słonecznych korzystając z teleskopu.
Olimpus'un dışında, Güneş hiç bu kadar büyük bir şeye bakmadı.Poza tą strefą Słońce nigdy nie góruje w zenicie.
Kadınlar aileye bakmakla yükümlüdür, ayrıca el işiyle uğraşırlar.Dziewczęta muszą same prowadzić firmę i dbać o pracowników.
Kendinden küçük bütün kardeşlerine o bakmaktadır.Troszczy się o swoje młodsze rodzeństwo.
Günlük kullanımda kuram “dikkatlice bakmak, seyretmek” demekti.Tytuł znaczy dosłownie „Spójrz tylko, spójrz!”
Birand: Bir Ömür, Ardına Bakmadan...Himalaje – wyprawy życia: A po zejściu….
Resimde, Venüs Cupid'in tuttuğu aynada kendine bakmaktadır.Dziewczyna spogląda w lustro podtrzymywane przez Kupidyna.
Ancak bir zaman sonra Atina'ya döner ve Prenses Emilia'ya bakmakla görevlendirilir.Postanawia jednak wrócić, aby starać się uwieść Emilię.