Ana içeriğe geç
Sözlük

bakma ile cümle

bakma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
"Edis: Kusura bakmasınlar kendime sanatçı diyorum".Doon blieb hartnäckig: ‚Ich bin aber kein Artist‘.
Oysa yapmam gereken şey elimde kalmasını istediklerime bakmaktı.Ich – ich wollte das haben, was er mir geben konnte.
Ayrıca vakıflarla ilgili davalara bakmak üzere Evkaf Mahkemesi kuruldu.Außerdem wurde ein Schiedsgericht für strittige Arbeitsfragen eingerichtet.
Profesör, Doktor'a roket motorlarının neden çalışmadığına bakmasını ister.Sie erklärt Leo, wieso die Maschine nicht funktionieren kann.
Bu sebeple babasına da bakmaktadır.Außerdem sorgt er sich um seinen Sohn.
Ona Bakma Bana Bak Kara MelekSchau heimwärts, Engel!
Keklik bile boğulan İkarus'a bakmaz.Mira hat Iris immer noch nicht getroffen.
Kusura bakmasınlar, medyadaki bazı arkadaşlar da ayaklarını denk alsınlar.Schlecht erhalten, es sind nur einige männliche Figuren bis zu den Knien zu sehen.
Yaşlı babasına bakmak üzere birkaç haftalığına Erlangen’e döndü.Nach vielen Jahren ist er zurückgekommen, um seinem älteren Bruder Hermann zu helfen.
Bu burç topluluğu herkesin yıldız falına bakmaya yarar.Das Yerkes-Schema überträgt dies auf die Spektren aller Sterne einer Galaxie.
Yan yana ama birbirinden ayrı yapılan bu konutlar bir avluya bakmaktadır.Die beiden parallel zueinander liegenden Trakte sind durch einen Hof voneinander getrennt.
Başlar batıya bakmaktadır.Ursprünglich nach Westen ausgerichtet.
Şex Cindiyi bir yerlerden getirmiş, Hayvanlarına bakması için.Sie sucht auf Müllhalden nach Nahrhaftem und folgt Viehherden, um die Tiere nach Insekten abzusuchen.
Ciddi şekilde hasta olan kız kardeşine bakmakla yükümlü kalmıştı.Mittlerweile ist bekannt, dass es sich um seine ernsthaft erkrankte Schwester handelt.
Göz teması iki kişinin aynı anda birbirlerinin gözlerinin içine bakmasıdır.Beide können so Blicke in die Welt des jeweils anderen werfen.
Rick, Carl'a "Sakın arkana bakma."No pierde el norte." – Das Ziel vor den Augen nicht verlieren.
Bu arada Sayid ve Shannon birbirlerine bakmaktadır.Schließlich finden Katie und Antoine zueinander.
Bunun yanı sıra, Kudüs’ün açık bir şehir olmasına da sıcak bakmaktadırlar.Außerdem sei das Heiligtum in Jerusalem „durchpflügt“ worden.
Tek kapısı doğuya bakmaktadır.Der Eingang blickt Richtung Osten.
Sadece biraz daha yakından bakmak gerekiyor."Versuch einer Annäherung“.
Sık sık arkanıza bakmakta fayda var.Es macht doch keinen Sinn, immer zurückzublicken.
Bu da büyük olasılıkla, gözlerinin biraz farklı yönlere bakmasına sebep olmuştur.Dadurch betrachtete er seinen Lebensweg mit anderen Augen.
Günlük kullanımda kuram “dikkatlice bakmak, seyretmek” demekti.Sie meldete sich mit den Worten: „Achtung, Achtung!
"Kusura bakma.Tut mir leid."
Derin bir üzüntü hissetmeden bu fotoğrafa bakmam mümkün değil.Je ne peux regarder cette photo sans éprouver beaucoup de tristesse.
Anlamını bilmediğin bir kelimeye denk geldiğin zaman bir sözlüğe bakman daha iyi olacak.Tu ferais mieux de consulter un dictionnaire quand tu ne connais pas le sens d'un mot.
Güneşe bakmaktan göz bozulur.L'œil s'abîme à regarder le soleil.
Ağlayan bir bebeğe bakmak zordur.C'est difficile de soigner un bébé qui pleure.
Tom'a bakma. Bana bak.Ne regarde pas Tom. Regarde-moi.
Kusuruma bakmayın ama biraz şaşırdım.Je suis désolée, mais ça m'avait un peu étonnée.
Çocuklara bakmam gerekiyordu.Il me fallut prendre soin des enfants.
Bana öyle bakmayı kes, beni utandıracaksın.Arrête de me regarder comme ça, tu vas me faire rougir.
Kız kardeşim anneme ben bebekken bana bakması için yardım ederdi.Ma sœur aidait Maman à s'occuper de moi lorsque j'étais bébé.
Bakmam gereken bir karım ve iki çocuğum var.J'ai une femme et deux enfants à nourrir.
Sürücü sola bakmadan yola çikti.Le conducteur s'est engagé sur la route sans regarder à gauche.
Meseleye derhâl bakmamız gerekiyor.Nous devons examiner la question immédiatement.
Anı zamanda, Meryem oğlununa sıkısıkı sarılmamakta veya ona bile bakmamaktadır.Pendant ce temps, Marie ne tient pas son fils et ne le regarde même pas.
Poe onu yaşarken hatırlamayı tercih ettiğini söyleyerek, ölmüş eşinin yüzüne bakmayı reddetti.Poe refusa de regarder le visage de son épouse morte, disant qu’il préférait se souvenir d’elle vivante.
1780 yılında ölmek üzere olan annesine bakmak için çağrıldığı evine geri döndü.En 1780, elle revient chez elle pour prendre soin de sa mère mourante.
Bazı ekonomistler bitcoin'e olumlu yaklaşırken bazıları şüpheyle bakmaktadır.Certains économistes ont répondu positivement au bitcoin tandis que d'autres ont exprimé leur scepticisme.
Bunun sebebi ailelerin birbirlerine bakmasıydı.Ceci incite donc les membres d'un pai à se surveiller mutuellement.
Sadece biraz daha yakından bakmak gerekiyor."Mais ça, il faut avoir un petit peu plus de courage ».
Goldeen’i bulmak için su içlerine bakmak gerekir.Pour les articles homonymes, voir Goldammer.
Buna karşılık Prospero ve Miranda Kaliban'a nefret ve küçümseme ile bakmaktaydılar.Caliban hait Prospéro et Miranda, qui n'ont que mépris et dégoût pour lui.
Tek bir noktadan bakılamaz, farklı açılardan bakmak gerekir."Pour résoudre ces incidents, il faut regarder d’un angle différent la situation.»
Üstelik deli gibi sevdiği bir de karısı vardır ve ona bakmak zorundadır.De fait, point besoin de chercher loin, il a son épouse.
Bölümler yalnızca bireysel başvurulara bakmaktadır.Les candidats sont jugés uniquement sur les demandes spécifiques des clients.
Yorgunluğa bakmaksızın kendini çatlatmak pahasına da olsa olanca gayret ve kuvvetini itaat uğruna sarf eder.Il menace de le destituer s'il ne vient pas de lui-même pour repentance et soumission.
Boynuzun büyük sözler söylediğini işittiğimden bakmaya devam ettim.Je leur disais que j'avais vu de vastes corridors.
Kaliforniya şarabının tadına bakmak için doğru bölgedesiniz.C'est une importante zone de production de vin de Californie.
Hayata dolaylı yollardan bakmayı sevmiyor.Je n'aime pas les routes droites.
Kutsal bilge Narada Mayavati'ye Rati olduğunu, çocuğun Kama olduğunu ve ona bakması gerektiğini açıklar.Le sage divin Narada révèle alors à Mayavati qu'elle est Rati et l'enfant Kâma, et qu'elle doit l'élever.
Fakat aşağıya ve uzağa dik dik bakmaktadır.Elle regarde en haut en dedans et en arrière.
Bu takıma ait balıkların çoğunun yumurtalarına sahip çıkma ve yavrularına bakma alışkanlıkları yoktur.Presque toutes les espèces de cette famille sont pondeuses d’œufs coulants et ne les surveillent pas.
Oysa yapmam gereken şey elimde kalmasını istediklerime bakmaktı.Il m'a toujours encouragée à faire ce que je sentais devoir faire.
Steve bu fikre sıcak bakmaz.Will ne semble pas très enthousiaste à cette perspective.
Durumun kendisiyle alakalı olmaması durumunda da konuya önemli gözüyle bakmayacaktır.Si Out Run l'est aussi sur ce point, il n'est pas considéré comme injuste.
Bakmaca dedenin Osmanlı dönemlerinde orada şehit olmuş bir asker ya da bir din adamı olduğu düşünülmektedir.On apprendra à la fin (XX) que son grand-père était soldat et officier de l’armée sudiste.
Kale, Aichi ve Gifu prefektörlükleri arasında sınır olan Kiso Nehri'ne bakmaktadır.Le château surplombe le fleuve Kiso qui détermine la frontière entre la préfecture d'Aichi et de Gifu.
Başlar batıya bakmaktadır.La numérotation commence à l'ouest.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod