Onun bana bakma tarzı bana kötü bir his verdi.The way he looked at me gave me a bad feeling.
Büyük resme bakmamız gerekiyor.We need to look at the bigger picture.
Yıldızlara bakmak için bir teleskop kullanabilirsin.You can use a telescope to look at the stars.
Tom onun fotoğraf albümüne bakmama izin vermedi.Tom wouldn't let me look at his photo album.
Bakmam gereken bir şey var.I need to check on something.
Bunun içine bakmamız gerekiyor.We have to look into this.
Evde olduğum zaman pencereden dağlara bakmayı severim.When I am at home, I like to look at the mountains through the window.
Ona bakmamak elimde değildi.I couldn't help staring at her.
Tom'a bakmamak elimde değildi.I couldn't help staring at Tom.
Evimdeyken penceremden dağlara bakmak hoşuma gidiyor.I like to look at the mountains from my window when I'm in my house.
Sanırım o buna bakmanın tek yolu.That's one way of looking at it, I suppose.
Tom hiç kimsenin bakmadığını düşündü.Tom thought no one was looking.
Birbirimize bakmayı bırakmalıyız.We should stop seeing each other.
Birbirimize bakmaya çalışıyoruz.We try to look after each other.
Gitmek ve dışarıya bakmak için kalktım.I got up to go and look outside.
Sadece ona bakmak istemiyorum.I just don't want to look at it.
Ben onun sana bakma tarzını gördüm.I saw the way he was looking at you.
Sen onun sana bakma tarzını gördün mü?Did you see the way he was looking at you?
Onun sana bakma tarzını gördüm.I saw the way she was looking at you.
Onun sana bakma tarzını gördün mü?Did you see the way she was looking at you?
Onun bana bakma şeklini gördün mü?Did you see the way he looked at me?
Onun bana bakma tarzını gördün mü?Did you see the way she looked at me?
Tom'un Mary'ye bakma tarzını gördün mü?Did you see the way Tom was looking at Mary?
Tom'un bana bakma tarzını gördün mü?Did you see the way Tom looked at me?
Tom'un sana bakma tarzını gördün mü?Did you see the way Tom was looking at you?
Tom'un sana bakma şeklini gördüm.I saw the way Tom was looking at you.
O resme bakmaktan bıktım.I got tired of looking at that painting.
Dağda askerlere bakmak zordur.Taking care of soldiers on a mountain is difficult.
Bazı alternatiflere bakmak zorundayız.We've got to look at some alternatives.
Seçeneklerimize bakmak zorundayız.We have to look into our options.
Tom arabasıyla ezdiği köpeğe bakmaya dayanamadı.Tom couldn't bear to look at the dog he'd just run over with his car.
Sonuçlara bakmak zorundayız.We have to look at the results.
Tom, Mary'ye bakmaya devam etti.Tom continued to look at Mary.
Ceplerine bakmayı deneyin.Try looking in your pockets.
İnsanlar bakmaya başlıyor.People are starting to look.
Tom geri dönüp Mary'ye bakmadı.Tom didn't look back at Mary.
Tom bir aile bakmak istiyor.Tom wants to raise a family.
Tom asla Mary'ye bakmadı.Tom never looked at Mary.
Başka yere bakmalıyız.We must look elsewhere.
O dik dik bakmamaya çalıştı.She tried not to stare.
Dik dik bakmamaya çalıştı.He tried not to stare.
Ben geriye bakmadım.I didn't look back.
Biz sadece bakmaya devam etmek zorundayız.We just have to keep looking.
Tom, çocuklara bakmanıza ne sıklıkta yardımcı olur?How often does Tom help you take care of the children?
Onun hepsi ona bakma tarzımıza bağlı.It all depends on the way we look at it.
Çocuklara bakmada senden daha iyiyim.I'm better at looking after children than you are.
Çoğu erkek bile bana bakmaz.Most men don't even look at me.
Başka yere bakmayı bırak.Stop looking elsewhere.
Hadi, üzgün bakma.Come on, don't look sad.
Fadıl'ın, çocuklarına bakmak için bir iş bulması gerekiyordu.Fadil needed to find a job to support his children.
Tom'un çocuklarına bakması için bir iş bulması gerekiyor.Tom needs to find a job to support his children.
Fadıl ikiz kız kardeşi Dania'ya bakmak istedi.Fadil wanted to take care of his twin sister, Dania.
Ben daha ona bakmadım bile.I haven't even looked at that yet.
Bakmaya devam ettim.I kept staring.
Fadıl, Mısır'da bir aile bakmayı düşünmeye başladı.Fadil started thinking about raising a family in Egypt.
Fadıl annesine bakmaya karar verdi.Fadil decided to take care of his mother.
Fadıl, Leyla'ya bakmak istedi.Fadil wanted to take care of Layla.
Tom'un sana bakma tarzını hâlâ hatırlıyorum.I still remember the way Tom used to look at you.
Tom, Mary'nin ona bakmayı bırakmasını diledi.Tom wished Mary would quit staring at him.
Bana o biçimde bakma!Don't look at me that way!