bakış ile cümle
bakış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
1880'lerde doğmuştu ve kölelikten gelmek onun dünyaya bakışını şekillendirmişti.She was born in the 1880's and the experience of slavery very much shaped the way she saw the world.
Ve bu birçok insan için, bakış açısında ve deneyimde büyük bir değişimdir.And that's a big change in perspective and experience for many people.
Ben biraz farklı bir bakış açısı kullanmak istiyorum.And I want to do a little bit of a sideview.
Bu çabucacık geliştireceğin bir yetenek çünkü bakışının meyveleri son derece tatlı.It's a skill that you will quickly develop because the fruits of your looking are so sweet.
Yani birbirinden farklı iki bakış açısı.So two distinctive views.
Bakışlarından, birbirlerine verdikleri değeri görüyoruz. .To me it's more of paying attention. I think that's exactly right, and that would make sense.
Ve ilginç olarak, kimlik bakış açısından, engelli olmak ne demektir?And interestingly, from an identity standpoint, what does it mean to have a disability?
Ön koltuktaki beyefendi arkadaşımın bakışını mükemmel bir şekilde taklit etti doğrusu.There's actually a gentleman in the front row who's doing a perfect imitation of her look.
Bu konuyu azıcık yeni bir bakış açısıyla işlemeye karar verdim.I approached it with a slightly different perspective.
Bu benim üçgenlere bakış açım.86 00:04:32,81 --> 00:04:33,895 That's the way I always think about triangles.
Özellikle trigonometride işe yarayan bir bakış açısıdır. -It's a good way to think about it, especially when you start doing trigonometry.
İlk bakışta, çoğu kişinin aklını karıştıran şey, "mutlak değer" ifadesidir.Now what immediately confuses most people is this absolute value thing.
Hayat tarzı sizi korkutan ya da bakış açısı burnunuzdan solutacak kadar sizi öfkelendiren biri.Anyone whose lifestyle may frighten you, or whose point of view makes smoke come out of your ears.
Şu bakış açısına sahip misiniz? --Do you have a perspective --
Onlar dünyaya bakışımı şekillendiren insanlar.These are the people who shape the way I look at the world.
Bakışını sevdim.I like the way he looks.
Tembel-pace bulutlar bestrides zaman ona bakışları geri düşmek ölümlülerinOf mortals that fall back to gaze on him When he bestrides the lazy-pacing clouds
Ve nedenle soğuk şikayetler Veya başka bir yola, burada tüm gözler bize bakışları.And reason coldly of your grievances, Or else depart; here all eyes gaze on us.
Mercutio Erkekler gözünde bakmak ve onlara bakışları izin yapılmıştır;MERCUTlO Men's eyes were made to look, and let them gaze;
Külleri, tüm kan bedaub'd, Tüm kan-kan gibi soluk, Soluk; bakışta swounded.Pale, pale as ashes, all bedaub'd in blood, All in gore-blood;--I swounded at the sight.
ROMEO Ha, sürgün? merhametli, ölüm demek; sürgün bakışını daha fazla terör indirdiği için,ROMEO Ha, banishment? be merciful, say death; For exile hath more terror in his look,
Benim bakışım özellikle -- (Gülüşmeler)Now my perspective is a particularly -- (Laughter)
-- benim bakış açım Amerikan tarzıdır.-- my perspective is a particularly American perspective.
Fakat oğlumun o sorgulu bakışları bütün bunlar toplandığında, benim karar anımdı.But those questioning eyes of my son were my moment of truth, when it all came together.
Gitarın açılarına baktığımda, bu bakış açısı bana da doğru geliyor.We're looking at all angles of the guitar at once. Steven:
Bu yıllarla ilgili kısa bir bakış.Here's a short glimpse from those years.
Ölümü, rasyonel bir bakış açısından değerlendiriyor olacağız.We'll be trying to think about death from a rational standpoint.
Yaşam ve ölüm konusunu bana yeni bir bakış açısıyla düşündürdü.It made me think about life and death in a new way.
Teşekkür ederiz Leslie, bu anlattığın şeyler bize yeni bir bakış açısı kazandırdı.Thank you, Leslie, that was an insight that a lot of us haven't had before.
- - Onun bakış açısını eksenler üzerinden gösterelim. -let's say that, that is the population, and this axis right over here,
Bu aslında mantıklı bir bakış açısı.And that is a valid point of view.
İnsanları bir bakışta tanırım.I have a way with reading people's faces.
Bu sadece bizim bakış açımızdaki ufak bir değişiklikle olabiliyor.Ve bu sadece bizim bakış açımızdaki ufak bir değişiklikle olabiliyor.
Bana bir bakış atıp dedi ki, "Aa, onları yanlış bağlıyorsun."He took a look and said, "Oh, you're tying them wrong."
Ve bu bakış açısıdır.And this is a perspective.
Ve daha sonra bunu derinden değiştiren bir bakış açısını keşfettim.And then I came into contact with a way of looking at things which actually changed that profoundly.
Yani mal veya hizmeti üreten kişinin bakış açısıyla.You want to think about it from the producer's point of view
Bunu şuraya, Bill'in bakış açısından çizeyim.So let me do it right here for Bill.
Şimdi, Bill'in bakış açısından bakalım, ki bu da Al'ınkinin simetriğidir.Now we look at it from Bill's point of view, and it's completely symmetric.
Ona sinirli bir bakış atayım dedim.Now, I decided to show her the angry look.
Şöyle bir bakış --And I showed her --
Şimdi, buna bir politika yapıcının bakış açısından bakalım.Now, let's look at it from a policy maker's point of view.
Bu halk sağlığı bakış açısına göre bu hiç de mantıklı değil.It doesn't make any sense from a public health point of view.
Bir seks işçisinin bakış açısına göre, politikacılar mantıklı davranmıyor.So, from the point of view of a sex worker, politicians are making no sense.
Kamu sağlıkçılarının bakış açısına göre, bağımlılar aptalca şeyler yapıyor.From the point of view of a public health nerd, junkies are doing dumb things.
Bunu daha önce de yapmıştım." gibisinden bir bakış varmış.I've done this before."
Bu konuda herkesin bakış açısı aynı değil.This isn't according to how everyone views these things.
Bu yüzden, eğitirken her zaman köpeklerin bakış açısını hesaba katmaya çalışmalıyız.So, when we train, we're always trying to take into account the dog's point of view.
Köpeğin bakış açısını hesaba katmıyoruz.We don't take the dog's point of view into account.
Fikir suydu -- kara kalem cizimlerinde kimse ilk bakista beyazi dikkate almaz.The idea was to -- because everybody overlooks white -- like pencil drawings, you know?
Çizerken bakış açısını da göstermeye çalışacağım. -I'm trying to show you some perspective when I draw.
Başka türlü bir bakış açıları da yoktur.They had no way of looking at it.
Çünkü bir Budistin bakış açısına göre dünya birdir.Because from a Buddhist perspective all is one.
Ev sahibemiz bana bir bakış attı.My hostess throws me a glance
Bu biraz ukala bir bakış açısı olurdu.That would be a mildly arrogant viewpoint.
Bakışlarında hem şaşkınlığı, hem endişeyi görüyoruz, merhamet arıyor.Alexander is known, ultimately, for his compassion, at least towards Darius's family.
Bu örnekler sadece bu gezegendeki yaşam konusundaki bilgisizliğimize kısa bir bakış.These examples are just the first glimpse of our ignorance of life on this planet.
Dindar bakış açısı buna saçmalık diyor.Nonsense, says the religious world view.
Dindarların sanata bakış açısı daha aklı başında.Now religions have a much saner attitude to art.
Rembrandt Hristiyan bakış açısına göre bir propagandacı.Rembrandt is a propagandist in the Christian view.