Hayýr. Ezel lütfen. Bahar dođru söylüyor Eyţan.Sis,we are the closest ones to youwe will listen to you,because we love you so much!
Bu baharda,This spring,
Ön kapımdan en çok uzaklaşmayı başardığım zaman 2004'ün baharıydı.The furthest I've ever got away from my front door was in the spring of 2004.
Hazirlaniyor, ve bu baharin yaza donusmesini umit ediyorlar.Preparing, wishing that this spring is going to turn into summer.
Ne bahari?What spring?
Arap bahari diyorlarThey are saying Arab spring.
Eh,zaten birbucuk yil oldu coktan bahar hic bitmiyor,MasAllah.Eh, it's been a year and a half years already spring is never finishing? Masha'Allah.
Bahar gelmiş olmalı Hava ılındıIt must be spring . . . the weather's mellowed.
Baharatlı balık çorbası hazır!Spicy fish soup is ready!
"Baharın en güzel zamanında benim için gülümser... çiçekler gibi kalbim neşeyle açar..."Smile for me, in the midst of springtime Like flowers, my heart blooms with joy
Özlerim hep, baharın serin esintisini !Longingly, I yearn in the breeze of spring
Peki ya Arap Baharı ve yaşanan olaylar, örneğin Mısır'da?What about Arab Spring and things that have been happening, for example, in Egypt?
Bahar, Fatih ve Güneş dondurma almak için paralarını birleştiriyorlar.Nadia, Peter and Ian are pooling their money to buy a gallon of ice cream.
Bahar en büyükleri olduğundan, en fazla harçlığı o alıyor.Nadia's the oldest and gets the greatest allowance.
Bunu yazalım, Bahar, toplam tutarın 1/2'sini ödüyor.So that is Nadia right there.
Baharatlı kalamar harikaydı...The chili squid was great...
Votka, Yeni Yıl Arifesi--bahar aylarında yeni partner.Vodka, New Year's Eve -- new partner for the spring.
Bu nedenle bu bir yanıyla bizim için bahar temizliği oldu.So this was a little bit of a spring cleaning for us.
Arap Baharı sonbahara giriyor ve kışa doğru ilerliyor.The Arab Spring is heading into fall and is moving into winter.
Aynı zamanda biyolojik olarak hareketliler, ki bunu bahar nezlesi olanlar bilirler.It's also very biologically active, as anyone with hay fever will understand.
Geri, geri yerli bahar aptalca gözyaşları; kolu damla, keder aitBack, foolish tears, back to your native spring; Your tributary drops belong to woe,
Capulet'in, LADY tutun bu tuşları almak ve daha fazla baharat getirme, hemşire.LADY CAPULET Hold, take these keys and fetch more spices, nurse.
Ve bahar, baş, gerçek iniş biliyoruz; Ve ben, sıkıntılardan genel olacaktırAnd know their spring, their head, their true descent; And then will I be general of your woes,
Oldukça komikti ve bahardaydık.It was funny, really funny, but it was Spring.
Bahar demek, ethernet kartlarının yanması demekti.Spring was the time of network cards burning.
Genellikle onları burada... ...ya da baharda, yüksek çatılarda bulurum.I usually find them here... or on high roofs, but in the spring.
Saçında kalan kamp ateşi kokusu. Fırında pişmiş, una bulanmış, baharatlı tavuk.Mm, the smell of a campfire that gets stuck in your hair. man:
Ama bu baharda, topraktan fırlayan yeni tomurcuklar gördüm.But that spring, there were new buds popping up from the earth.
Sonra geçen bahar Sanal Koro 3'ü yayınladık,And then just last spring we released Virtual Choir 3,
Yakında Asya'nın, Avrupa'nın, Afrika'nın ve Amerika'nın tüm bölgelerine yayılacak bir bahar.A Spring that will soon reach all the territories in Asia, Europe, Africa, and America.
İnsanlığın ve tüm çağların baharı olacak.He will be the Spring of humanity and the greenery of all ages.
Los Angeles, Kaliforniya 1962'de bir bahar akşamı, bir çatışma daha meydana geldi.Los Angeles, California On a spring night in 1962, another confrontation.
Çocuğa rağmen, hüznün baharlarının adı hep aynıdır Onlar hep aynıdır♫ No matter child, the name: ♫ ♫ Sorrow's springs are all the same ♫ ♫ They're all the same. ♫
Babama hayatının baharında çoklu skleroz teşhisi konuldu.My dad was diagnosed with multiple sclerosis in the prime of his life.
Ve içindeki otları alabiliyordunuz, baharatları da alabiliyordunuz.And you could taste herbs, you could taste spices.
Tuz yok, karabiber yok, yağ yok, baharat yok.No salt, no pepper, no oil, no spices.
Sokaklar süt ile çalışmaz; ne bahar-zaman da onlara açmıştı. taze yumurta.The streets do not run with milk; nor in the spring-time do they pave them with fresh eggs.
Bugün, 1999 baharında 85 yaşındaki, Lilly Wust, Berlin'de yaşıyor.Today, in the spring of 1999, 85-year-old Lilly Wust lives in Berlin.
Ve disariya gittim, ve baharda cimlerin cikisinin resmini yaptim yol kenari boyunca.And I did go out, and I did this picture of grasses coming through in the spring, along a roadside.
"Şey, Bobbie," dedim, "eğitimsiz amatör gibi bir bahar oldukça zor durumda seferlik beni."Well, Bobbie," I said, "it's a pretty hard case to spring on an untrained amateur like me.
Ve Evrensel Teleskop bu bahar hazır olacak.And so WorldWide Telescope will be available this spring.
Fark ettin mi, bahar geldi? -Evet.Spring has come, have you noticed?
Baharda yeni aşklar filizlenir.There's a touch of spring in the air
Ekmek, prinç, baharatlı etli erişte, Börek, çörek... ve sahanda yumurta.Wheat congee, steamed rice, spicy beef noodles, buns, dumplings... and fried eggs.
Onların araba alarm seslerini sanki baharın şarkısı gibi dinleyebilirim.I can hear them sing the sounds of the car alarms like they were songs of spring.
Bu, Arap Baharı olarak adlandırılır.It's called the Arab Spring.
Baharda ekersin!You plant them in the spring.
Ilıman bahar ayları geçmiş Dayanılmaz sıcak yaz ayları gelmişti.What had been a really mild spring turned into a miserably hot summer.
Baharda çiçekleri seyretmeye gidince bunu takarsın.Wear it when you're out enjoying the flowers in spring.
Bir Galapagos İlk Baharı. ancak burada ilk bahar bile farklıdırA Galapagos spring but even spring here is different
Bahara kadar bekleyemedin mi?Couldn't you wait till spring?
Bahar geliyor, ha?Spring's coming, huh?
Vaktim yok dayý, Bahar'a gidip Mert'in yanýna dönmem gerek.I don't have time Dayi. I need to go to Bahar and come back to Mert.
- Bahar.Bahar
Bahar, iki dakika dinle beni.Bahar listen to me for 2 minutes.
Bahar ţunlarý býrakýp bir, iki dakika dinler misin beni?Bahar could leave this and listen to me for 2 minutes?
Haydi git, baţka kuđularla takýl sen. - Bahar.Go ahead, hang out with other swans.
Benim yaralarým var Bahar.I have wounds, Bahar
<- Bahar yaţadý bunlarý. <- Biliyor.Bahar have gone through this
Vay be! Baharýma bak.Wow, Bahar!