Ana içeriğe geç
Sözlük

bahar ile cümle

bahar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Gökbilimciler bu işlemi, Güneş baharda tam ekvator üzerindeyken yapmışlardır.Astronoomiliselt toimub sel päeval kevadine võrdpäevsus.
1939 baharında, Almanya'yla savaş güçlenirken...MANTENHA A CALMA E SIGA EM FRENTE
1939 baharında, Almanya'yla savaş güçlenirken...英国政府は 戦時宣伝ポスターを制作しました
1964 yılının baharında ve yazın ilk başlarında,음, 봄, 초여름 1964 년에 말 콤
1996 baharında Birleşik Devletler Engelliler takımına girme hedefimle그래서 1996년 봄, 미국 파라림픽(장애인 올림픽) 팀에 대한 저의 목표와 함께
1996 baharında Birleşik Devletler Engelliler takımına girme hedefimle1996年の5月にジョージタウンの女子陸上競技部に入ったの。
1996 baharında Birleşik Devletler Engelliler takımına girme hedefimleVì vậy, mùa xuân năm 1996, với mục tiêu vào đội Paralympic Mỹ
1996 baharında Birleşik Devletler Engelliler takımına girme hedefimleWięc wiosną 1996 stałam się członkinią drużyny lekkoatletycznej.
1996 baharında Birleşik Devletler Engelliler takımına girme hedefimleאז באביב של 1996, הצטרפתי לנבחרת הריצה של הנשים
1996 baharında Birleşik Devletler Engelliler takımına girme hedefimleفي ربيع عام 1996 كان هدفي انشاء فريق امريكي لذوي الاحتياجات الخاصة
1 Mayıs İşçi Bayramı bahar ve işçi bayramıdır.Första maj är vårens och arbetarnas fest.
1 Mayıs İşçi Bayramı bahar ve işçi bayramıdır.Le 1er mai est la fête du printemps et des travailleurs.
1 Mayıs İşçi Bayramı bahar ve işçi bayramıdır.Vappu 1.5. on kevään ja työväen juhla.
1 Mayıs İşçi Bayramı bahar ve işçi bayramıdır.Vappu, el Primero de Mayo, es la fiesta del Trabajo y de la primavera.
1 Mayıs İşçi Bayramı bahar ve işçi bayramıdır.Первое мая – это праздник весны и трудящихся.
1 Mayıs İşçi Bayramı bahar ve işçi bayramıdır.عيد الأول من أيار 1/5 هو عيد الربيع وعيد للعمال.
Afrika'daki siyahi adam kendi yemeğini pişirip, baharatlarını koyarmış.Der schwarze Mann in Afrika kochte und würzte sein Essen.
Afrika'daki siyahi adam kendi yemeğini pişirip, baharatlarını koyarmış.아프리카에서 흑인 요리 되었고 그의 음식 조미료.
Ama bu baharda, topraktan fırlayan yeni tomurcuklar gördüm.Aber in diesem Frühling, sah man neue Knospen aus der Erde sprießen.
Ama bu baharda, topraktan fırlayan yeni tomurcuklar gördüm.Ale to jaro tam ze země vyrašily květy.
Ama bu baharda, topraktan fırlayan yeni tomurcuklar gördüm.Ale túto jar zo zeme vyrašili nové pupene.
Ama bu baharda, topraktan fırlayan yeni tomurcuklar gördüm.Ampak tisto pomlad so novi popki kukali iz zemlje.
Ama bu baharda, topraktan fırlayan yeni tomurcuklar gördüm.Dar acea primăvară, noi muguri se iveau din pământ.
Ama bu baharda, topraktan fırlayan yeni tomurcuklar gördüm.De azon a tavaszon, új rügyek bújtak elő a földből.
Ama bu baharda, topraktan fırlayan yeni tomurcuklar gördüm.Jednak tej wiosny pokazały się tam świeże pączki.
Ama bu baharda, topraktan fırlayan yeni tomurcuklar gördüm.하지만 그 봄, 새로운 꽃봉우리가 그 땅에서 터졌어요
Ama bu baharda, topraktan fırlayan yeni tomurcuklar gördüm.Maar die lente ontsproten nieuwe knoppen aan de grond.
Ama bu baharda, topraktan fırlayan yeni tomurcuklar gördüm.Mais ce printemps-là, des bourgeons surgirent de terre à nouveau.
Ama bu baharda, topraktan fırlayan yeni tomurcuklar gördüm.Ma quella primavera, c'erano nuovi germogli che spuntavano dalla terra.
Ama bu baharda, topraktan fırlayan yeni tomurcuklar gördüm.Mas nessa mesma primavera, já havia rebentos a brotar da terra.
Ama bu baharda, topraktan fırlayan yeni tomurcuklar gördüm.Men den våren, var det nya knoppar som kom upp från jorden.
Ama bu baharda, topraktan fırlayan yeni tomurcuklar gördüm.Men det forår var der nye knopper der skød frem af jorden.
Ama bu baharda, topraktan fırlayan yeni tomurcuklar gördüm.Nhưng mùa xuân đó, chồi non đã nảy lên từ đất.
Ama bu baharda, topraktan fırlayan yeni tomurcuklar gördüm.Pero esa primavera, hubo nuevos brotes surgiendo de la tierra.
Ama bu baharda, topraktan fırlayan yeni tomurcuklar gördüm.Tapi di musim semi itu, sebuah benih baru tumbuh dari bumi.
Ama bu baharda, topraktan fırlayan yeni tomurcuklar gördüm.Αλλά εκείνη την άνοιξη, ξεφύτρωναν καινούρια μπουμπούκια από τη γη.
Ama bu baharda, topraktan fırlayan yeni tomurcuklar gördüm.Але тієї весни нові пуп"янки з"явилися з землі.
Ama bu baharda, topraktan fırlayan yeni tomurcuklar gördüm.Но в ту весну, новые ростки проростали из земли.
Ama bu baharda, topraktan fırlayan yeni tomurcuklar gördüm.Но на следващата пролет имало нови пъпки, които излезли от земята.
Ama bu baharda, topraktan fırlayan yeni tomurcuklar gördüm.מומחים אמרו שיקח 75 שנה
Ama bu baharda, topraktan fırlayan yeni tomurcuklar gördüm.ولكن في هذا الربيع ، كان هناك براعم جديدة ظهرت من الأرض.
Ama bu baharda, topraktan fırlayan yeni tomurcuklar gördüm.私があなた方と会う その瞬間
Ancak baharatı karıştırıp hazırlama görevi kâhinlerindi.Alcuni figli dei sacerdoti preparavano le sostanze aromatiche per i profumi
Ancak baharatı karıştırıp hazırlama görevi kâhinlerindi.Algunos de los hijos de los sacerdotes preparaban la mezcla de las especias aromáticas
Ancak baharatı karıştırıp hazırlama görevi kâhinlerindi.Andere priesters bereidden de specerijen voor het reukwerk.
Ancak baharatı karıştırıp hazırlama görevi kâhinlerindi.A niektórzy z synów kapłańskich sprawowali maści z rzeczy wonnych.
Ancak baharatı karıştırıp hazırlama görevi kâhinlerindi.A papok fiai közül valók csinálják vala fûszerekbõl a drágakenetet is.
Ancak baharatı karıştırıp hazırlama görevi kâhinlerindi.C`étaient des fils de sacrificateurs qui composaient les parfums aromatiques.
Ancak baharatı karıştırıp hazırlama görevi kâhinlerindi.Có mấy kẻ trong bọn con trai những thầy tế lễ chế các thứ hương hoa.
Ancak baharatı karıştırıp hazırlama görevi kâhinlerindi.Có mấy kẻ trong bọn con_trai những thầy tế_lễ chế các thứ hương_hoa .
Ancak baharatı karıştırıp hazırlama görevi kâhinlerindi.Fii de ai preoţilor pregăteau tămîia mirositoare.
Ancak baharatı karıştırıp hazırlama görevi kâhinlerindi.In nekateri sinovi duhovnikov so mešali mazilo iz dišav.
Ancak baharatı karıştırıp hazırlama görevi kâhinlerindi.Ja muutamat pappien pojista valmistivat voiteita hajuaineista.
Ancak baharatı karıştırıp hazırlama görevi kâhinlerindi.또 제사장의 아들 중에 어떤 자는 향품으로 향기름을 만들었으며
Ancak baharatı karıştırıp hazırlama görevi kâhinlerindi.Men somliga av prästernas söner beredde salvan av de välluktande kryddorna.
Ancak baharatı karıştırıp hazırlama görevi kâhinlerindi.Někteří také synové kněžští strojili masti z těch vonných věcí.
Ancak baharatı karıştırıp hazırlama görevi kâhinlerindi.Nogle af Præsternes Sønner lavede Salven af de vellugtende Stoffer.
Ancak baharatı karıştırıp hazırlama görevi kâhinlerindi.Og nogen av prestenes sønner laget kryddersalven.
Ancak baharatı karıştırıp hazırlama görevi kâhinlerindi.Os que confeccionavam as especiarias eram dos filhos dos sacerdotes.
Ancak baharatı karıştırıp hazırlama görevi kâhinlerindi.Potom iní zo synov kňazov pripravovali masť z tých voňavých vecí.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod