Ana içeriğe geç
Sözlük

bahar ile cümle

bahar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Bahar yaz sonu üreme yapıp 15 – 18 000 yumurta döker.No verão, a fêmea coloca de 12 a 18 ovos.
Thomas baharda döndüğünde, Blakernai kesimine odaklanmaya karar verdi.Quando Tomás voltou na primavera, focou o seu ataque no setor de Blaquerna.
Baharatlardan kulça ve koynut. ^ (Rusça)Companhia de Águas e Esgotos da Paraíba – Cagepa.
Opeth 1990 yılı baharında vokalist David Isberg tarafından Stokholm, İsveç'te kuruldu.O Opeth foi formado em 1990 pelo vocalista David Isberg.
1975 baharında Chris von Rohr tren yolculuğunda çiçekleri incelerken grubun ismi bulunuyor.Em meados de 1975 o fundador da banda, Chris von Rohr, observou essas flores numa viagem de trem.
Belenli Köyü, bahar aylarında yemyeşildir.Nossa aldeia é muito bonita na primavera.
1908'te bir fragmanını, 1909'un baharında iki bölümünü Münih'te yayımladı.Kafka publicou um excerto em 1908 e duas seções na primavera de 1909, tudo em Munique.
Kök (bahar) mevsiminde ise “Koçagan” töreni gerçekleştirilir.Em setembro (ou outubro), realiza-se a festa do vaqueiro.
Baharatlı ballı kekler hakkında ilk bilgi M.Ö. 350 civarında eski Mısırlılar tarafından yayıldı.As primeiras escrituras sobre bolinhos a base de mel descobertos em túmulos egípcios datam de 350 a.
Bahar (isim), kadın ismi.«Gargalhada, teu nome é mulher».
Yaşlı Herakleios, 586 baharında Solachon Muharebesi'nde Bizans ordusunun merkezini komuta etti.Heráclio comandou o centro do exército bizantino na Batalha de Solacão na primavera de 586.
Güney Arabistan çok eski çağlarda baharat ticaretinin önemli bir merkeziydi.Na Antiguidade, a Somália foi um importante centro de comércio com o resto do mundo antigo.
Baharın Ettikleri.As Primaveras.
2011 yılında Arap Baharı'nın etkisiyle ülkede bir iç savaş yaşandı.Em 2011, houve uma série de protestos no país, inspirados na Primavera Árabe.
Bazen de bu işler bahara kalır.Às vezes, ocorrem trovoadas durante a primavera.
Muzaffer, bir bahar günü çocukluğunu geçirdiği Çanakkale`nin Yenice kasabasına döner.No mesmo ano muda-se para a Vila de Cachoeira onde passaria toda a sua infância.
Meyan bitkisinin kökleri ve yeraltındaki gövdesi (rizom) baharat olarak kullanılır.As folhas verde-escuras nascem a partir de um caule duro, grosso e subterrâneo (rizoma).
Vücudu yakılmak yerine, baharatlarla dolduruldu, mumyalandı ve Augustus'un Mozole'sine konuldu.Seu corpo não foi cremado, mas foi preenchido com especiarias, embalsamado e colocado no Mausoléu de Augusto.
İlk bahar gerçekten başladı.A primavera começou com vontade.
Leo bu görevde 840 baharından 843 yılına kadar kalmıştır.Deze functie bekleedde hij vanaf het voorjaar van 840 tot 843.
Buna karşın genç filizler baharda soğuğa karşı hassastır.De hoornaar is gevoelig voor kou in de lente.
Yıldırım baharda Yenigün’ün (Yeniyıl’ın) haberscisi demektir.En zo gebeurt; de eerste nacht vertelt zij Het verhaal van de koopman en de djinn.
1938 yılında ilk romanı yayımlanabildi: Bahara Dek Bekle, Bandini.In 1938 hielp Mencken Fante om een uitgever te vinden voor zijn eerste roman; Wait Until Spring, Bandini.
Buna 'Arap baharı' da denir.Deze periode wordt de Arabische Lente genoemd.
Geleneğe göre bu gün, baharın müjdecisidir.De coach heeft dan vooral de dagelijkse leiding over het (eerste) elftal.
Shunga (Japonca: 春画; "bahar resmi"), Japon erotik sanatı için bir terimdir.Shunga (春画, Shunga) is een Japanese term voor erotische kunst.
Mezarı Eyüp'te Bahariye Mevlevihanesi karşısındadır. ^ Sevim, Nidayi.De wereldboom waarin en waarvan Hekate leefde sterft ook, met haar dood als gevolg.
1387 yılının baharında, Timur, Gürcistan'ı tekrar işgal etmiş fakat Gürcüleri teslim olmaya zorlamamıştır.In de lente van 1387 viel Timoer Georgië nogmaals binnen, maar wist de Georgiërs niet tot overgave te dwingen.
Çiçekler, baharda yapraklardan kısa bir süre sonra görünen küçük kedicikler şeklindedir.De bloemen zijn kleine katjes, die vroeg in het voorjaar verschijnen.
1915 baharı, Noether David Hilbert ve Felix Klein tarafından Göttingen Üniversitesine dönmesi için çağrıldı.Noether werd in 1915 door David Hilbert en Felix Klein gevraagd naar Göttingen te komen.
2012 baharında müze, Umeå Sanat Kampüsündeki yeni binasına taşındı.In juni 2012 verhuisde het museum naar een nieuw gebouw bij de Umeå kunstcampus.
Baharda ise ağır bir yağış sürecinin arkasından ağır bir kuraklık olur.Xuân Tân (Thanh Hóa), een xã in huyện Thọ Xuân, provincie Thanh Hóa.
1281 yılı baharında Moğollar iki ayrı kuvvetle saldırıya geçerler.In het voorjaar van 1281 ondernamen de Mongolen inderdaad een tweede invasiepoging.
Rusların ilk Azak seferi 1695 yılının baharında başladı.De eerste Azovveldtocht begon in het voorjaar van 1695.
Ötüş, baharın geldiğini bildirir.Alleen de liefde telt Als de lente komt...
Bahar Tatili, Harmony Korine'in yönetmenliğini üstlendiği 2012 yapımı Amerikan filmidir.Spring Breakers is een Amerikaanse actie-comedy uit 2012, geregisseerd Harmony Korine.
Yumurtalar bahar başlangıcında çatlar.De eieren worden afgezet in de vroege zomer.
Tom kha kai - Hindistan cevizi sütü, havlıcan ve tavuktan yapılan acı ve baharatlı bir çorba.Tom kha kai: Een romige kokos- en kruidensoep met kip.
Ağacın meyveleri olgunlaştığında baharat olarak kullanılır.De bloemen van de boom zijn, indien gekookt, ook eetbaar.
Bu bayram da baharın gelişini kutlama geleneğiyle özdeşleşmiştir.Op dit feest werd het begin van de lente gevierd met vreugdevuren.
Baharın gelişi burada kutlanırdı.De lente kwam eraan.
Bu tür özellikle Avrupa'da bahar aylarından belirmektedir.De paartijd valt in Europa in de lente.
Opeth 1990 yılı baharında vokalist David Isberg tarafından Stokholm, İsveç'te kuruldu.Opeth werd opgericht in 1990 door David Isberg.
Çiçeklenme erken baharda yani Şubat-Mart aylarında gerçekleşir.De plant bloeit vroeg in het voorjaar - in februari of maart.
1913 - Igor Stravinsky'nin Le Sacre du Printemps (Bahar Ayini) adlı balesi ilk kez Paris'te sahnelendi.29 - (Frankrijk) - In Parijs gaat het ballet Le sacre du printemps van Igor Stravinsky in première.
Buna göre, "Rebiülevvel" aynın kelime anlamı "evvelki bahar" şeklindedir.Spring forward betekent zowel "spring vooruit" als "(in de) lente vooruit".
Tesellîden nasîbim yok, hazan ağlar bahârımda; Bugün bir hânumansız serserîyim öz diyârımda.Onschadelijk: wanneer ik met het rechterbeen opsta, krijg ik vandaag een ongeluk.
Bahar yaz sonu üreme yapıp 15 – 18 000 yumurta döker.De spinnen paren in de herfst waarna het vrouwtje een eierzak spint en 400-1500 eitjes legt.
19. yüzyılda, baharat ticareti önemini büyük ölçüde yetirmişti.In de negentiende eeuw nam het belang van de wierhandel toe.
Kore yemekleri genelde çok baharatlıdır.Koreaans eten is meestal erg gekruid.
Brett bir sonraki bahar döneminde tekrar bir hemoroid operasyonu geçirmiştir.Kolejnej wiosny Brett przeszedł następną operację hemoroidów.
Geleneğe göre bu gün, baharın müjdecisidir.Dni, które przyniosły wiosnę (alb.
Sonbaharı ve baharı çok kısa sürer.Wiosna i jesień bardzo krótkie.
Köyün bahar mevsiminde görülmeye değer harika bi görüntüsü vardır.Widziałoś ty, wiodryszko piękną wiosnę?
Baharda ise ağır bir yağış sürecinin arkasından ağır bir kuraklık olur.Na wiosnę odnawia się ona z podziemnych kłączy.
Rebi Arapça bahar demektir.Po turecku Bahar znaczy wiosna.
Sert kışlara dayanıklıdır, fakat bahar donlarına duyarlıdır.Przetrzymuje nawet surowe zimy, ale jest wrażliwa na wiosenne przymrozki.
Sessiz Bahar (İngilizce Silent Spring), 1962'de Rachel Carson tarafından yazılmış bir kitaptır.Kluczowa dla rozwoju ruchu była wydana w 1962 Silent Spring autorstwa Rachel Carson.
Koçagan: Bahar Gündönümü.Okres spoczynku: wiosna-lato.
Opeth 1990 yılı baharında vokalist David Isberg tarafından Stokholm, İsveç'te kuruldu.Zespół Opeth założył w 1990 roku w Sztokholmie David Isberg.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod