Ana içeriğe geç
Sözlük

bahar ile cümle

bahar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Baharın gelişi burada kutlanırdı.Das Frühlingsfest wurde wieder eingeführt.
Ona göre film de bu yemek gibi baharatlı ve enerji doluydu.Davon abgesehen fand er den Film aber energiegeladen und unterhaltsam.
Genelde bahar aylarında ortaya çıkar.Sie findet üblicherweise im Frühjahr statt.
Yine bu dönemde bölgenin başkenti Bahar'dan Çemçemal'e taşınmıştır.In dieser Zeit wurde das Wasser der Hauptstadt wieder zwischenzeitlich dem Vantaanjoki entnommen.
Artık sadece Bahar’ın değil kimsenin ‘hayat’ı eskisi gibi olmayacaktır.Die zweite Singleauskopplung war „Rien n'est comme avant“.
Bahar aylarında yağmurludur.Regennacht im Frühling.
İpeğin yanı sıra baharat da Yeni Çağa kadar Güneydoğu Asya'dan taşınan önemli mallar arasında yer almıştır.Neben Seide waren vor allem Gewürze bis in die Neuzeit wichtige Handelswaren aus Südostasien.
Kemerhisar Bahar Şenliği her yıl nisan ayının ilk haftasonu kutlanır.Das Pattensener Faslamsfest ist jedes Jahr das erste volle Wochenende im Februar.
Ayrıca albümün yayım tarihi için ise 2017 baharını planladığını açıkladı.Parallel verkündigte sie die Veröffentlichung des Liedes I Love You für Frühjahr 2017.
Bu peynir türü taze, salamura edilmiş veya baharatlanmış olarak yenir.Es handelt sich um panierten Käse, der gefüllt oder ungefüllt angeboten wird.
Kalan iki gemi değerli baharatlarla dolu olarak batıya, İspanya'ya doğru yola çıkmaya çalıştı.Die beiden Schiffe liefen bei ruhigem Seewetter in Richtung Wisconsin aus.
Ölüm âsude bahar ülkesidir bir rinde; Gönlü her yerde buhurdan gibi yıllarca tüter.Jede Stele steht auf dem Rücken einer Schildkröte, welche Kraft und ein langes Leben verkörpert.
Sechseläuten (Zürich diyalektinde: Sächsilüüte) Zürih'te kutlanan bir bahar bayramıdır.In Zürich heißt das Frühlingsfest Sechseläuten.
MSG, 1998 yılından bu yana "baharatlar ve tatlandırıcılar" terimi kapsamına dahil edilememektedir.Seit 1998 darf Mononatriumglutamat nicht mehr unter den Begriff „Gewürze und Aromastoffe“ fallen.
Genellikle bahar ya da yaz aylarında kullanılırlar.Manchmal erscheinen sie jedoch bereits im Frühsommer oder im Dezember.
Baharda ise ağır bir yağış sürecinin arkasından ağır bir kuraklık olur.Au printemps, les grignons (étalons) saillissent les juments.
Filippikos, 585-586 kışını Konstantinopolis'te geçirdi ve baharda karagahı Amida'ya döndü.Philippicos passa l'hiver 585-586 à Constantinople et regagna son quartier général à Amida au printemps.
Pax sık sık baharla ilişkilendirilmiştir.Pax était souvent associée au printemps.
Kasım ayında Papa, haçlı seferinin bir sonraki bahar için ayrılmasını ertelemek zorunda kaldı.Le pape dut à nouveau reporter le départ de la croisade au printemps suivant.
Thomas baharda döndüğünde, Blakernai kesimine odaklanmaya karar verdi.Quand Thomas revient lors du printemps, il décide de concentrer son attaque dans le secteur des Blachernes.
Stone Temple Pilots 1994 baharında ikinci albümleri Purple için stüdyoya girer.Au printemps 1994, Stone Temple Pilots revient en studio pour leur deuxième album, Purple.
587 baharında Filippikos tekrar hastalandı ve bizzat seferi yürütemedi.Au cours du printemps 587, Philippicos est de nouveau malade et ne peut mener son armée en campagne.
68 baharında, Galba Nero'nun kendisini öldürtme niyetini ve Julius Vindex'in Galyadaki isyanını öğrendi.Durant l'été 68, Galba apprit l'intention de Néron de le tuer et l'insurrection de Julius Vindex en Gaule.
Opeth 1990 yılı baharında vokalist David Isberg tarafından Stokholm, İsveç'te kuruldu.Opeth est fondé en 1990 par le chanteur David Isberg à Stockholm, Suède.
2005 Baharında Onfray, Traité d'Athéologie adlı bir kitap yazmıştır.En 2005, Michel Onfray lui dédie son livre intitulé Traité d'athéologie.
2010 baharına kadar bu görevinde kalmıştır.Il occupe ce poste jusqu'au printemps 2010.
1915 yılı baharında, Dışişleri ve Uluslararası Kalkınma Bakanlığı tarafından Paris'e çağrıldı.Au printemps 1915, il est appelé à Paris par le ministère des Affaires étrangères.
Baharat Yolu ^ "Hollanda Birleşik Doğu Hindistan Şirketi ('VOC')".Banqueroute de la Compagnie néerlandaise des Indes orientales (VOC).
Bu, daha sonra Arap Baharı denilen hareketin de başlangıcı olacaktı.C'est le début du mouvement que l'on va appeler Printemps arabe.
MSG, 1998 yılından bu yana "baharatlar ve tatlandırıcılar" terimi kapsamına dahil edilememektedir.Depuis 1998, le GMS ne peut être inclus dans le terme « épices et assaisonnements ».
Arap kahvesi, Türk kahvesine benzer fakat kakule ile baharatlanır ve çoğunlukla şekersizdir.Le café « à l'arabe » est semblable au café turc mais parfumé à la cardamome et habituellement non édulcoré.
Yaşlı Herakleios, 586 baharında Solachon Muharebesi'nde Bizans ordusunun merkezini komuta etti.Il dirige le centre de l'armée byzantine au cours de la bataille de Solachon au printemps 586.
2000 yılında, Şam Baharı sırasında, Parti önemli bir rol oynar.Lors du printemps de Damas en 2000, le parti a joué un rôle important.
Emire baharın gelişini temsil eder.Sa floraison marque le retour du printemps.
Yumurtalar bahar başlangıcında çatlar.Les œufs écloront au printemps suivant.
İki ülke arasındaki bir diğer gerilim dönemi de 1968 yılındaki Prag Baharı ile yaşandı.Les deux amoureux se retrouvent à Prague en 1968, lors du Printemps de Prague.
Bahar gelimiştir yine.Le Retour du printemps.
Edviye, Advieh veya Adwiya (Farsça: ادویه) Mezopotamya ve İran mutfağında kullanılan bir baharat karışımıdır.L'advieh ou adwiya (en farsi : ادویه) est un mélange d'épices utilisé dans la cuisine d'Iran et d'Irak.
Domuz eti; kurutulmuş acı biber, baharat ya da ananas kombinasyonu ile marine edilir.La viande de porc est marinée avec un mélange de piments, épices et ananas.
1915 baharı, Noether David Hilbert ve Felix Klein tarafından Göttingen Üniversitesine dönmesi için çağrıldı.Au printemps 1915, Noether est invitée à revenir à l'université de Göttingen par David Hilbert et Felix Klein.
Günümüzde pek tanınmayan bir baharattır.Année d'ouverture actuellement inconnue.
Bu nedenle denizcilik sezonu baharın ortalarından eylüle kadar olan dönemle sınırlıdır.La saison maritime est dès lors habituellement limitée à la période s’étalant de la mi-printemps à septembre,.
Onunla birlikte grup 1999 yılının baharında ikinci albümleri The Avenger 'ı kaydedip yayımlamıştır.Avec ce nouveau line-up, au printemps 1999, le groupe enregistre son second album, The Avenger.
Sert kışlara dayanıklıdır, fakat bahar donlarına duyarlıdır.Il résiste bien aux froids rigoureux en hiver, mais il est très sensible aux gelées de printemps.
Daha sonra yemeğin üzerine isteğe göre pul biber, nane gibi baharatlar atılabilmektedir.Dans l’exemple ci-dessus, on peut comprendre que le sujet Paul mange une pomme parce qu’il aime les fruits.
Baharda düzenlenir.Elle est opérée au printemps.
Çiçekler, baharda yapraklardan kısa bir süre sonra görünen küçük kedicikler şeklindedir.Les fleurs sont de petits chatons qui apparaissent peu de temps après la feuille, au printemps.
Baharın Ettikleri.Tavaszi virágok.
Baharın ve çiçeklerin cazibesiyle ilgili bir şarkı söylerler.Primavera di fiori musicali.
Budama: Budama kış sonu ya da bahar başında yapılır.Elle se produit à la fin de l'hiver ou au début du printemps.
Çiçeklenme erken baharda gerçekleşir.La floraison a lieu au printemps.
Avrupa'da baharda ilk çiçek açan ağaçlardandır, çoğunlukla Şubat ortasında görülürler.Elles figurent parmi les premières vivaces à fleurir au printemps, souvent dès la mi-avril.
Sessiz Bahar (İngilizce Silent Spring), 1962'de Rachel Carson tarafından yazılmış bir kitaptır.1962 : publication du livre Printemps silencieux par Rachel Carson.
Efsun'öz, Bahar'ın üvey halası.Isabella; or, The Pot of Basil.
İlk baharda ve yazın çiçek ve çok miktar meyve verir.Au printemps ainsi qu'en plein été, il y a de très nombreuses fleurs.
Üretimi tohumla veya erken baharda bölümlere ayırarak yapılır.La propagation se fait par graines ou par division des racines au printemps.
Romalılar takvimlerinin ilk ayına baharın başlangıcı olan Mars (Mart) adını vermişlerdir.Les romains ont donné le nom de la lune au premier jour de la semaine (lundi).
"Yılın bahar ayları, hayatın gençlik yılları".C’est déjà l’automne de leur existence, après le printemps de leur enfance.
Bahar mevsiminde de kuzeye doğru göç başlar.Au printemps il migre vers le sud.
Vücudu yakılmak yerine, baharatlarla dolduruldu, mumyalandı ve Augustus'un Mozole'sine konuldu.Le corps de Poppée n'est pas brûlé, il est embaumé avec des épices et placé dans le mausolée d'Auguste.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod