Bu ülkede bahane yok.V téhle zemi se nemáme jak vymluvit.
Bu ülkede bahane yok.V tejto krajine sa nemáme ako vyhovoriť.
Bu ülkede bahane yok.We hebben hier geen enkel excuus.
Bu ülkede bahane yok.Wir haben keine Ausrede in diesem Land.
Bu ülkede bahane yok.В этой стране нам не может быть оправдания.
Bu ülkede bahane yok.Ние нямаме никакви извинения в тази държава.
Çok bahanem vardı.És annyit mentegetőztem.
Çok bahanem vardı.Και να βρίσκω δικαιολογίες.
Çok bahanem vardı.كنت دائما ابحث عن اعذار
Cristina da oradaydı. Juan Antonio bir bahaneyle gelmemişti.كريستينا كانت هناك، لم تحضر معها أنطونيو الذي اعتذر
Çünkü bu tavır, şiddete başvuran kişiler için bir bahane ya da sebep oluşturmaktadır.Dafür gibt nur Abdeckung, und manchmal macht eine Ausrede, für diejenigen, die zu Gewalt greifen zu tun.
Çünkü bu tavır, şiddete başvuran kişiler için bir bahane ya da sebep oluşturmaktadır.Porque ello sólo acobija y sirve como excusa a aquellos que recurren a la violencia.
Çünkü bu tavır, şiddete başvuran kişiler için bir bahane ya da sebep oluşturmaktadır.لذلك يعطي تغطي فقط، ويجعل في بعض الأحيان ذريعة، بالنسبة لأولئك الذين لا يلجأون إلى العنف.
Çünkü bu tavır, şiddete başvuran kişiler için bir bahane ya da sebep oluşturmaktadır.このような政治手法 つまり 東と西 南と北
Daha fazla bahanem yok.Je ne veux pas entendre d'autres arguments.
Daha fazla bahanem yok.Nem akarok több okot felhozni.
Daha fazla bahanem yok. Zaten seninle benim, öğrenci ve öğretmem olmamız komik değil mi?والصراحة الا تجد الامر مثيرا للسخرية
Daha fazla bahanem yok.Δεν έχω πια άλλες δικαιολογίες.
Diğerlerini benimle konuşmaya yolladığında hemen bir bahane uydurur ordan uzaklaşırdımCuando influías a otros para hablar conmigo Rapidamente hacia excusas para correr de ti
Diğerlerini benimle konuşmaya yolladığında hemen bir bahane uydurur ordan uzaklaşırdımKiedy namawiałaś innych, żeby ze mną porozmawiali, szybko znajdowałem wymówki, żeby uciec od ciebie.
Eğer yanlış altında bu eve geldiğinde bahanelerle당신은 거짓에서이 집에 왔을 때 친
Eğer yanlış altında bu eve geldiğinde bahanelerleMeidän ei pitäisi yrittää nolata minua tämän valkoinen varma et riitauttaa ole todellakaan en
Eğer yanlış altında bu eve geldiğinde bahanelerleTwój zbyt inteligentni, by wiedzieć, co robisz zrozumieć, dlaczego
Eğer yanlış altında bu eve geldiğinde bahanelerleVorbesc despre faptul că ești evreiesc provocare și foarte mult
Eğer yanlış altında bu eve geldiğinde bahanelerleכשהגעת לבית הזה תחת כוזב העמדת פן
Eğer yanlış altında bu eve geldiğinde bahanelerleعندما جئت الى هذا البيت تحت كاذبة ذرائع
Eğer yanlış altında bu eve geldiğinde bahanelerleあなたはありません何かのふりをした
- Evet, kesinlikle. Ulusal güvenlik, interneti kapatmak için bahane edilemez.نعم. بكل تأكيد
- Evet, kesinlikle. Ulusal güvenlik, interneti kapatmak için bahane edilemez.今まさにエジプトやシリア、 その他多くの国で伝え聞きます、
Evet. Malikanenin tamiri bahanesiyle, kilere asker ve silah taşıdık.Med reparationerna som täckmantel flyttade vi dit soldater och vapen.
Evet. Malikanenin tamiri bahanesiyle, kilere asker ve silah taşıdık.Med reparationerne som dække flyttede vi soldater og våben ind.
Evet. Malikanenin tamiri bahanesiyle, kilere asker ve silah taşıdık.Siirsimme sotilaita ja aseita kellariin remontin varjolla.
- Evlilik yýldönümü bahane. Maksat masanýn baţýnda hep beraber olalým istiyorum.Της είπα πως μου λέει ψέματα για το πρακτορείο..
- Evlilik yýldönümü bahane.Благодаря на Бога. Излезе. Да.
General Grumman, teröristleri bastırma bahanesiyle Central'ı işgal etmeyi planlıyor.Además, el general Grumman planea invadir Central bajo la excusa de acabar con los terroristas.
General Grumman, teröristleri bastırma bahanesiyle Central'ı işgal etmeyi planlıyor.Generał Grumman planuje zaatakować Central pod pozorem walki z terrorystami.
General Grumman, teröristleri bastırma bahanesiyle Central'ı işgal etmeyi planlıyor.Grumman aikoo hyökätä Centraliin muka kukistaakseen terroristit.
General Grumman, teröristleri bastırma bahanesiyle Central'ı işgal etmeyi planlıyor.Grumman ska invadera Central under förevändning att slå ner upproret.
General Grumman, teröristleri bastırma bahanesiyle Central'ı işgal etmeyi planlıyor.Grumman vil invadere Central under påskud af at slå oprøret ned.
General Grumman, teröristleri bastırma bahanesiyle Central'ı işgal etmeyi planlıyor.Ο στρατηγός Γκρούμαν θα εισβάλει στο Σέντραλ λέγοντας ότι καταστέλλει τους τρομοκράτες.
Gerçekten de bunu yapmanın sizin için daha iyi olacağını anladınız ve bahanelere aldırmadınız.Anda sebenarnya tahu bahwa lebih baik Anda melakukannya, apapun alasannya.
Gerçekten de bunu yapmanın sizin için daha iyi olacağını anladınız ve bahanelere aldırmadınız.Bạn thực sự hiểu rõ bạn nên làm thế thì tốt hơn, chẳng quan tâm đến mọi lời biện minh.
Gerçekten de bunu yapmanın sizin için daha iyi olacağını anladınız ve bahanelere aldırmadınız.I forstår faktisk, at I hellere bør gøre det. I vil prøve på at finde jeres passion, og I er så lykkelige.
Gerçekten de bunu yapmanın sizin için daha iyi olacağını anladınız ve bahanelere aldırmadınız.In realtà capite che fareste meglio a farlo, senza scuse.
Gerçekten de bunu yapmanın sizin için daha iyi olacağını anladınız ve bahanelere aldırmadınız.Înţelegi şi nu-ți mai cauți de scuze.
Gerçekten de bunu yapmanın sizin için daha iyi olacağını anladınız ve bahanelere aldırmadınız.Je begrijpt dat je het echt moet doen, ondanks de excuses.
Gerçekten de bunu yapmanın sizin için daha iyi olacağını anladınız ve bahanelere aldırmadınız.여러분이 실제로 그렇게 하는게 좋겠다고 생각한다고 해보죠.
Gerçekten de bunu yapmanın sizin için daha iyi olacağını anladınız ve bahanelere aldırmadınız.Opravdu si uvědomujete, že byste s tím měli začít, žádné výmluvy.
Gerçekten de bunu yapmanın sizin için daha iyi olacağını anladınız ve bahanelere aldırmadınız.Sie verstehen in der Tat, dass Sie wirklich besser daran arbeiten, abgesehen von den Ausreden.
Gerçekten de bunu yapmanın sizin için daha iyi olacağını anladınız ve bahanelere aldırmadınız.Teraz jest jasne, że trzeba ją znaleźć.
Gerçekten de bunu yapmanın sizin için daha iyi olacağını anladınız ve bahanelere aldırmadınız.Te todella ymmärrätte, että teidän olisi parasta onnistua, tekosyistä välittämättä.
Gerçekten de bunu yapmanın sizin için daha iyi olacağını anladınız ve bahanelere aldırmadınız.Valóban megérted, hogy tényleg jobb, ha megteszed, a kifogások ellenére.
Gerçekten de bunu yapmanın sizin için daha iyi olacağını anladınız ve bahanelere aldırmadınız.Vous comprenez réellement que vous feriez mieux de le faire, sans excuses.
Gerçekten de bunu yapmanın sizin için daha iyi olacağını anladınız ve bahanelere aldırmadınız.Vy skutočne rozumiete tomu, že to vážne musíte urobiť a vykašľať sa na výhovorky.
Gerçekten de bunu yapmanın sizin için daha iyi olacağını anladınız ve bahanelere aldırmadınız.Πραγματικά καταλαβαίνεις ότι πρέπει να το κάνεις, άσε τις δικαιολογίες.
Gerçekten de bunu yapmanın sizin için daha iyi olacağını anladınız ve bahanelere aldırmadınız.Всъщност ти разбираш, че наистина е по-добре да го направиш, независимо от извиненията.
Gerçekten de bunu yapmanın sizin için daha iyi olacağını anladınız ve bahanelere aldırmadınız.Вы действительно понимаете, что лучше бы это сделать, не обращая внимания на оправдания.
Gerçekten de bunu yapmanın sizin için daha iyi olacağını anladınız ve bahanelere aldırmadınız.אתם באמת קלטתם שמוטב לכם ללכת על זה
Gerçekten de bunu yapmanın sizin için daha iyi olacağını anladınız ve bahanelere aldırmadınız.أنتم تتفهمون أنه فعلاً من الأفضل القيام بذلك
Gerçekten de bunu yapmanın sizin için daha iyi olacağını anladınız ve bahanelere aldırmadınız.言い訳などせず 夢中になれるものを探して