Yeniçerilerin bahaneleri ise ''Aylardır savaşıyoruz.Za čo bojujú Ujguri . .týždeň, .
Her hafta ayrı bir bahane getiriyorlar" ifadelerini kullandı."Včasih sem šel vsak teden k spovedi" (angleščina).
Balayına çıkmak Shane için bir bahanedir.Bella na medenih tednih zanosi.
Bu bahane kabul edilmedi ve seçim yapmaya mecbur kaldı.Tačiau neturėjo pasirinkimo ir privalėjo paklusti įsakymams.
Her hafta ayrı bir bahane getiriyorlar" ifadelerini kullandı.Kiekvieną savaitę iškrenta po vieną dalyvį; jis turi atskleisti savo paslaptį.
2000 yılı itibarıyla Tiyatro Yol ve Tiyatro Bahane'de oyuncu ve yaratıcı drama eğitmeni olarak görev aldı.2000 metais žurnalistas tapo vienu iš TV laidos automobilininkams EKIPAŽAS kūrėju ir prodiuseriu.
Alman hükümeti duraklamayı saldırı için bahane olarak kullanarak Rus topraklarını işgal için harekât başlattı.Vokietijos vyriausybė, tikėdamasi destabilizuoti Rusiją, leido jam traukiniu kirsti Vokietijos teritoriją.
(No:1198) Gönül O'nu ister, Her şey bahane...(1968) Kui Lembitu kutsus....
Hüdhüd tek tek bahaneleri cevaplar.Ainsaks allikaks on seaduste preambulid.
Bu Üçüncü Haçlı seferi için bir bahane oldu.Mis viis Kolmanda ristisõja puhkemiseni.
Sağlık sorunlarını bahane eden Michael, ağabeyinin bulunduğu Fox River Eyalet Hapishanesi'ne gönderilir.Michael saadetakse Fox Riveri vanglasse, samasse vanglasse, kus on juba tema surmamõistetud vend.
9 eylül 2001'de ,Afganistanın tamamen işgal planı başkan Bush'un masasındaydı 2 gün sonra bahaneleri hazırdı2001년 9월 9일 아프가니스탄 전면침공계획이 부시 대통령의 책상에 놓였다 이틀 후 변명을 늘어놓았다
9 eylül 2001'de ,Afganistanın tamamen işgal planı başkan Bush'un masasındaydı 2 gün sonra bahaneleri hazırdı9 september 2001 låg invasionsplanen på presidentens skrivbord. Två dagar senare hade de sin förevändning.
9 eylül 2001'de ,Afganistanın tamamen işgal planı başkan Bush'un masasındaydı 2 gün sonra bahaneleri hazırdıفي 9 سبتمبر 2001 ، كان المخطط الكامل لغزو أفغانستان على مكتب الرئيس بوش ,وبعد يومين كانت لديهم الحجة
Aklımı yitirmemek için çok uğraştım. Milyonlarca bahane uydurdum.Положих много усилия да не се откажа, ♪ измислих си милиони оправдания. ♪
Ama bahane her zaman bunlar değildir.Ale nie zawsze w tym tkwi problem.
Ama bahane her zaman bunlar değildir.Dar nu întotdeauna.
Ama bahane her zaman bunlar değildir.De nem mindig ez a helyzet.
Ama bahane her zaman bunlar değildir.Doch das muss nicht so sein.
Ama bahane her zaman bunlar değildir.하지만 항상 그런 건 아닙니다.
Ama bahane her zaman bunlar değildir.Maar dat is niet altijd het geval.
Ama bahane her zaman bunlar değildir.Ma non sempre è così.
Ama bahane her zaman bunlar değildir.Mas nem sempre é esse o caso.
Ama bahane her zaman bunlar değildir.Men så är inte alltid fallet.
Ama bahane her zaman bunlar değildir.Nhưng không phải lúc nào cũng như thế.
Ama bahane her zaman bunlar değildir.Pero eso no siempre es así.
Ama bahane her zaman bunlar değildir.Αλλά αυτό δεν συμβαίνει πάντα.
Ama bahane her zaman bunlar değildir.Але справа не завжди в цьому.
Ama bahane her zaman bunlar değildir.Но това не винаги се случва.
Ama bahane her zaman bunlar değildir.Но это не всегда так.
Ama bahane her zaman bunlar değildir.אבל לא תמיד.
Ama bahane her zaman bunlar değildir.لكن تلك ليست الحالة دائما.
Ama bahane her zaman bunlar değildir.イリノイ大学の2人の科学者が
"Ama bilmeni isterim eksik olan kaynaklar hiç bir zaman bahane olamaz.""Ale chcę, byś wiedziała, że brak środków nigdy nie będzie usprawiedliwiać bezprawia".
"Ama bilmeni isterim eksik olan kaynaklar hiç bir zaman bahane olamaz."E depois disse: "Mas quero que saiba "que a falta de recursos
"Ama bilmeni isterim eksik olan kaynaklar hiç bir zaman bahane olamaz."In potem je rekel: "Ampak želim, da veste, da pomanjkanje sredstev ni nikakršen izgovor za nepravičnost."
"Ama bilmeni isterim eksik olan kaynaklar hiç bir zaman bahane olamaz."그러자 그가 말하길, "하지만 저는 당신이 리소스가 부족한것은 절대로 부당함에 대한 변명이 되지 않는다는것을 알면 좋겠습니다
"Ama bilmeni isterim eksik olan kaynaklar hiç bir zaman bahane olamaz."Poi aggiunse: "Ma voglio che tu sappia che la mancanza di risorse non potrà mai giustificare le ingiustizie".
"Ama bilmeni isterim eksik olan kaynaklar hiç bir zaman bahane olamaz."Şi a continuat: "Dar vreau să ştii că lipsa resurselor nu e niciodată un pretext pentru nedreptate."
"Ama bilmeni isterim eksik olan kaynaklar hiç bir zaman bahane olamaz."Toen zei hij: "Maar ik wil dat je weet dat het gebrek aan middelen nooit een excuus voor onrecht is."
"Ama bilmeni isterim eksik olan kaynaklar hiç bir zaman bahane olamaz."Y luego añadió: "Pero quiero que sepas que la falta de recursos nunca podrá justificar la injusticia".
"Ama bilmeni isterim eksik olan kaynaklar hiç bir zaman bahane olamaz."А тоді додав: "Але я хочу, щоб ви знали, що брак коштів ніколи не є виправданням несправедливості".
"Ama bilmeni isterim eksik olan kaynaklar hiç bir zaman bahane olamaz."И после каза: "Но искам да знаете, че липсата на ресурси никога не е извинение за несправедливост."
"Ama bilmeni isterim eksik olan kaynaklar hiç bir zaman bahane olamaz."ואז הוא אמר, "אבל אני רוצה שתדעו שחוסר המשאבים "הוא לעולם לא תרוץ לחוסר צדק
"Ama bilmeni isterim eksik olan kaynaklar hiç bir zaman bahane olamaz."ثم قال، " لكني أريدك أن تعرفي بأن قصور الموارد ليس عذراً للظلم."
"Ama bilmeni isterim eksik olan kaynaklar hiç bir zaman bahane olamaz."そういった資質がないからと言って それが不正を認める理由にはならないんだ」と そして 彼は見事に
Ama, bunun belki de sadece sizin bir bahaneniz olduğunu düşündüm. sen--ne demek istiyorsun kapa çeneni?Aber ich dachte, vielleicht als Ausrede -- was meinen Sie mit ich soll den Mund halten?
Ama, bunun belki de sadece sizin bir bahaneniz olduğunu düşündüm. sen--ne demek istiyorsun kapa çeneni?Ale myslel som si možno ako ospravedlnenie by ste -- čo tým myslíte aby som držal hubu?
Ama, bunun belki de sadece sizin bir bahaneniz olduğunu düşündüm. sen--ne demek istiyorsun kapa çeneni?Dar, m-am gândit, poate ca scuză -- ce vrei să spui cu "tacă-ți gura"?
Ama, bunun belki de sadece sizin bir bahaneniz olduğunu düşündüm. sen--ne demek istiyorsun kapa çeneni?Ma, ho pensato forse una scusa tu -- cosa intendi per chiusura?
Ama, bunun belki de sadece sizin bir bahaneniz olduğunu düşündüm. sen--ne demek istiyorsun kapa çeneni?Mais, je pensais que peut-être comme excuse vous - comment ça taisez-vous?
Ama, bunun belki de sadece sizin bir bahaneniz olduğunu düşündüm. sen--ne demek istiyorsun kapa çeneni?Pero, pensé que tal vez era una excusa -- ¿qué quieres decir con que me calle?
Ama, bunun belki de sadece sizin bir bahaneniz olduğunu düşündüm.Αλλά σκέφτηκα σαν δικαιολογία
-Ama dün söylemiştim... -Bana bahane bulup durma! Gidip iki düzine 28'lerden getir.Bez gadania, acha i jeszcze dwa tuziny 28'
Ancak, bu bizim eyleme geçmemizi engelleyecek bir bahane olamaz.Ale to nie może być pretekstem do bezczynności.
Ancak, bu bizim eyleme geçmemizi engelleyecek bir bahane olamaz. Biz, bundan daha iyisini yapabiliriz.ولكن هذا ليس عذراً لنا لكي نتخاذل. بالتأكيد، نستطيع ان نقوم بأفضل من هذا.
Ancak, bu bizim eyleme geçmemizi engelleyecek bir bahane olamaz. Biz, bundan daha iyisini yapabiliriz.トゥーソン オーロラ オーククリーク ニュータウンや それ以前にコロンバインからブラックスベリーの地域を襲った
Ancak, bu bizim eyleme geçmemizi engelleyecek bir bahane olamaz. Biz, bundan daha iyisini yapabiliriz.但這不是不有所作為的理由,能肯定的是,我們能做得更多
Ancak, bu bizim eyleme geçmemizi engelleyecek bir bahane olamaz.Mais cela ne peut pas servir d'excuse pour ne pas agir.
Ancak, bu bizim eyleme geçmemizi engelleyecek bir bahane olamaz.Nhưng chúng ta không thể vin vào đó để không làm gì cả.