Bahaneler üretme.لا تصنع أعذاراً
Bu onlara, gözlerini ekrandan ayırmak ve başka bir şey izlemek için bir bahane olurdu." diyerek vazgeçmiştir.Seria uma desculpa para desviar o olho da tela e assistir a algo mais".
Bahane yok.Não há argumento.
Bunun için uygun bir bahane de vardır.É plausível encontrar uma justificação para tal.
Çıplak resmi soyunmak için nasıl bir bahane olarak kullandığını gıptayla izliyoruz.Tem como marca registrada o jeito extravagante de se vestir.
Abdülhamit sudan bahanelerle sık sık sadrazam değiştirdi.Mamayev mudou de mãos diversas vezes.
Kurbanlarını hangi bahanelerle götürdüğünü, nasıl öldürdüğünü anlattı.Hij hield gedetailleerd bij wat hij zijn slachtoffers aandeed, hoe hij dat deed en wat de reacties waren.
Muhalefet yanlıları Sünniler ve rejim yanlısı Nusayriler bu bahaneyle çatışmaya girmişlerdir.Sommige bevrijdingsbewegingen provoceerden om die reden de regimes waartegen ze streden zelfs opzettelijk.
Her biri de redlerine farklı bahaneler bulur.Deze banken hebben ieder weer verschillende afnamelocaties.
Bu saldırıların bahanesi Paris'teki bir suikasttı.Deze moorden leidden tot een opstand van Parijs.
Ancak son anda bir bahaneyle kendisi uçağa binmez.Ostrzega ją, aby pod żadnym pozorem nie wsiadała do samolotu.
Hüdhüd tek tek bahaneleri cevaplar.Tylko jeden wariant stanowi poprawną odpowiedź.
(No:1198) Gönül O'nu ister, Her şey bahane...(1784), Umizgi dla przysługi...
Fakat 2 lordda bahane bulup gelmemişti.Oba herby się jednak nie przyjęły.
Bunun için uygun bir bahane de vardır.Vi tycker att en ursäkt vore på sin plats.
Bu Üçüncü Haçlı seferi için bir bahane oldu.Enligt uppgift skulle det ha funnits ett 3:e kors.
Bismarck aradığı bahaneyi bulmuştu.Bismarck fick sin vilja igenom.
Bir ilaç alma bahanesiyle eczaneye gelir.Vad händer i kroppen när du tar ett läkemedel?.
Diğer bir tanımla bahane bulma.Ej att förväxlas med andra personer med liknande namn.
Bu bahane kabul edilmedi ve seçim yapmaya mecbur kaldı.Detta gav dem inget annat val än att anfalla.
Burada çeşitli şeyler bahane edilerek haksız bir şekilde zindana atılmıştır.Det var alltså på många sätt bäddat för feltolkningar vid mottagningen.
Bismarck aradığı bahaneyi bulmuştu.Містер Хоббс запитує, що трапилося.
Bu Üçüncü Haçlı seferi için bir bahane oldu.Реакцією на це став Третій хрестовий похід.
Armia Krajowa, bunu bahane ederkek Naziler ile işbirliğine girdi.Ironií je, že tito velitelé byli popraveni z důvodu spolupráce s nacistickým Německem.
Balayına çıkmak Shane için bir bahanedir.Filmările au avut loc în timpul lunii de miere a Deliei.
İkisi Jack'in yanına gider ve bir bahane uydurarak ilk yardım seti isterler.Jack trebuie să ghicească, având voie să pună o singură întrebare.
Diğer bir tanımla bahane bulma.Nu confundați cu ANTIEXEMPLU.
Mısırlılar istilacılara karşı korumak bahanesiyle Fenike topraklarını tamamen askeri işgal altına aldılar.Toate posesiunile irlandezilor au fost confiscate în favoarea invadatorilor.
Bahanelerinden bıktım, Tom.M-am săturat de scuzele tale, Tom.
Bahane yok.Nincs mentség.
Hepsi bir bahane bularak geceyi orada geçirmek ister.Mindünknek kell valami, ami átvezet az éjszakán.
Balayına çıkmak Shane için bir bahanedir.Bretagne-ba utaztak nászútra.
Bahane yok.Minulla ei ole tekosyitä.
Balayına çıkmak Shane için bir bahanedir.Hän saa tietää että Fiona on häämatkalla Shrekin kanssa.
Bismarck aradığı bahaneyi bulmuştu.Bismarck näki tilaisuuden tulleen.
Bir ilaç alma bahanesiyle eczaneye gelir.Apteekista saa lääkettä AIDSiin.
Ve yine bunun devamında ‘Kahve Bahane’ var.Muulloin kahvila on auki sopimuksen mukaan.
Terörün hiçbir bahanesi olamaz."Το κοινό δεν πρέπει να φοβάται κάποια έλλειψη".
Bunun üzerine Zeyd'i terk etmek için bahane bulmuş oldular.Så han tog med Zetsu (af ukendte grunde).
Bu sayede yasal süreç içerisinde durum çözülecek ve askerlerin eline müdahale için bahane verilmeyecekti.De kom så hurtigt, at der ikke var nogen orden i mændenes forsvar.
Banyo yapmak bahanesiyle Emrah'tan yarım saatliğine müsaade ister.Huckvales oppgaver skal ifølge opphavsmannen kunne løses på under en halvtime.
Bahane yok.Ingen innvendinger.
Balayına çıkmak Shane için bir bahanedir.Bryllupsreisen gikk til Bahamas.
Attila yıllardır Roma'yı istilayı planlıyordu ve Honoria’nın mektubu hamlesini yapmak için ona bahane verdi.Selama bertahun-tahun Attila berencana menyerbu Roma dan surat Honoria dijadikan sebagai alasan.
Sonra da Midia ikizlerin annesin getirmek bahanesi ile oradan ayrılır.Akibatnya, pemerintah akan menyediakan pertolongan untuk ibu kembar tiga.
Bu onlara, gözlerini ekrandan ayırmak ve başka bir şey izlemek için bir bahane olurdu." diyerek vazgeçmiştir.Sẽ thật là có lỗi nếu bắt họ rời mắt khỏi màn hình để chú tâm vào một cái gì khác."
Ancak son anda bir bahaneyle kendisi uçağa binmez.その間は飛行機でしかアクセスできない。
Navaho yaradılış öyküsünün (Diné Bahaneʼ) merkezi burasıdır.長野県立歴史館所蔵。
Balayına çıkmak Shane için bir bahanedir.本編中は晴雅と一ヶ月のハネムーン旅行に出かけている。
Balayına çıkmak Shane için bir bahanedir.在卡拉OK派對結束後,他們去度蜜月。
Çıplak resmi soyunmak için nasıl bir bahane olarak kullandığını gıptayla izliyoruz.你想个什么办法来看看她裸体时的样子吧”。
Hepsi bir bahane bularak geceyi orada geçirmek ister.이를 받아들인 조조는 밤을 틈타 기습을 가하기로 하는데...
Çıplak resmi soyunmak için nasıl bir bahane olarak kullandığını gıptayla izliyoruz.이 불상은 형식화된 옷주름 등을 고려할 때 고려 중기에 만들어진 작품으로 추정된다.
Bu Üçüncü Haçlı seferi için bir bahane oldu.이 사건은 제3차 십자군(Third Crusade)을 촉발시키게 된다.
Çeşitli bahaneler uydurur.הם מביאים כמה תירוצים.
Bazı Rus boyarları Godunov'a vergi vermemek için bu olayı bahane etmeye başlamıştı.הנאצים מצדם פעלו למנוע את מתן הפרס לאוסייצקי.
Ancak son anda bir bahaneyle kendisi uçağa binmez.Самият той не е в автобуса по това време.
Limana giren müttefik gemileri, savaş için bahane aramaya başladılar.В строй корабите започват да влизат вече в хода на войната.
Her biri de redlerine farklı bahaneler bulur.Във всеки от тях трябва да се познаят различен брой отговори.
Banyo yapmak bahanesiyle Emrah'tan yarım saatliğine müsaade ister.V priebehu pol hodiny boli na pomoc privolaní záchranári banskej záchrannej služby z Prievidze.