Layla'yı baştan çıkartmak çok zordu.Foi muito difícil seduzir Layla.
Balık baştan kokmaya başlar.De vis begint te stinken bij de kop.
1931'den 1936'ya kadar tek başına bütün Afrika'yı baştan sona bazen bisikletle ve bazen yürüyerek gezdi.Van 1931 tot 1936 reisde hij in zijn eentje te voet en per fiets door Afrika.
Bu sebeple Madonna şarkıyı baştan okumak zorunda kalmıştır.Aanvankelijk zou Madonna de tekst zingen.
Baştan çıkan Von Bohm işin ucunu bırakır ve sisteme teslim olur, sonunda da Lola'yla evlenirler.Von Bohm raakt geleidelijk zelf verwikkeld in het systeem door met Lola te trouwen.
Kapak tasarımını en baştan beri sevmemiştim.Het ontwerpen van een coupé was niet vanaf het begin voorzien.
Bu yüzden insanlığın baştan çıkaran oldu.Ik ben geïnteresseerd in de mensheid.
Yeni baştan donatılması gerekecektir.Hij moest van vooraf aan herbeginnen.
Dünya sanki yeni baştan yaratılır.De stijl is ontstaan uit het Nieuwe Bouwen.
Ancak L'e baştan beri bazı açıklar veriyordu.ATO vroeg vanaf het begin veel vergunningen aan.
93 Harbi, Balkanları baştan aşağı değiştirmeye yetmiştir.Montenegro, 48 uur voor het openen van de stemlokalen.
Lily, Nina'yı baştan çıkarır.Ze ontvoert Nina.
Veri tamamen çöpe atılmalıdır veya en baştan gönderilmelidir.Vervolgens kan de verstopping vergruisd dan wel losgemaakt worden.
Ol en baştay çortkan = O, herkesten önce (en baştan) gitti.In elk geval finishte hij als eerste, vlak vóór Anscheidt.
MÖ 43 (veya MÖ 42) yılında İmparator Augustus'un teşvikiyle Lucius Munatius Plancus tarafından baştan yapıldı.Vijftien jaar later, in 43 v.Chr., werd Lugdunum door Lucius Munatius Plancus pas echt gesticht.
Bu konuda da baştan anlaşmak gerekir.Dit moet duidelijk van tevoren worden afgesproken.
Yine de Ra silinmedi ve yeni baştanrı, Amon-Ra olarak anıldı.Amon werd met Ra verbonden en werd bekend als Amon-Ra.
Ayrıca Jon'a birkaç baştan çıkarma girişiminde bulunsa da Jon yeminini tekrar eder.Bang dat hij vergeten zal worden probeert hij Jon te waarschuwen.
O, bana baştan ayağa baktı.Hij bekeek mij van kop tot teen.
Yasemin, görevi dikkatli bir şekilde baştan sona okudu.Yasemin las de opdracht met aandacht door.
Sen baştan aşağı ıslaksın.Je bent kletsnat.
Hatim, Kur'an'a bakarak veya ezberden baştan sona okunmasıdır.Drugie (najczęściej) słowo jest przydawką lub dopowiedzeniem pierwszego.
Balık baştan kokmaya başlar.Żerowanie rozpoczyna o zmierzchu.
Takım Baştan Başa Değişmişti.Skład zespołu początkowo ulegał zmianie.
Fakat herhangi bir ritmi kaçırırsanız kombonuz baştan başlar.Jeśli któryś odstaje od normy, start zostaje wstrzymany.
Baştan sona eğlenceli bir üç dakika.Trzy tygodnie później zaliczył pierwszy start od pierwszych minut.
Bu yarışmalarda atletler tüm mesafeyi baştan sona tam sürat koşarlar.Biegacz zaczyna ze wszystkim przesadzać.
Dünya sanki yeni baştan yaratılır.Nadwozie zostało zbudowane od nowa.
Despina ayrıldıktan sonra Dorabella kardeşine baştan çıkabileceğini itiraf eder.Po rozwiązaniu ostatniej zagadki Dormeuse pozwala mu odejść.
Hanedanlığın başkenti, baştan sona Halep olmuştur.Przewodniczącym ruchu jest od początku jego istnienia Ihor Huź.
(Desiderius Erasmus, Adages, 1.8.91) Bis repetita placent Tekrar eden baştan çıkartır.(Comptes Rendus, Paris tom 101, 1885) O wyrównaniu chyżości biegu nieustannego maszyn parowych.
Çünkü İblis baştan beri günah işlemektedir.Isarna var i dåligt skick (frånsett första milen).
Silverman'e göre çalışmanın %70'i baştan yapılmalıydı.Silverman har beräknat att omkring 70% av allt fick göras om.
Böylece Sonic, Manic ve Sonia bir macereya atılırlar ve Kraliçe Aleena için Mobius'u baştan başa ararlar.Så Sonic, Manic och Sonia ger sig ut på äventyr för att hitta Queen Aleena.
Filmin tamamındaki konuşmaları baştan sona ezberden tekrarlayabilirdi.Det kunde vara en reklamtext alltihop, från början till slut.
Yeni baştan donatılması gerekecektir.Den första avföringen upptas sedan igen.
Cleveland'ın aracı, görenleri baştan çıkarmaya yönelik olarak değiştirilmiştir.Harlekinkort som byts hanteras öppet.
Hat üzerindeki yolculuk baştan sona 41 dakika sürmektedir.Han skrev "Från start till mål tar det inte längre än trettiofyra minuter.
Penélope Cruz'un filmin başrolünde olacağı baştan belliydi.I den sistnämnda filmen figurerade Penélope Cruz i den kvinnliga huvudrollen.
Baştan çıkarmak ikna etmektir.Jag försöker föra mening.
Turnuvadan notlar, Ukrayna baştan ilk iki yarışmayı boykot etti.Kvalspelet började med två segrar för Irland.
Lily, Nina'yı baştan çıkarır.Nina förlorar förståndet.
Fransa baştan yardım sözü vermiş olsa da yardım geç geldi ve yetersiz kaldı.Франція обіцяла надати допомогу, але вона прийшла запізно і була незначною.
"Savunma sil baştan".«Ви повинні почати десь».
Buna bir karşılık olarak Turiddu köyde bir genç kız olan Santuzza'yı baştan çıkartmıştır.Із помсти Турріду заводить роман з бідною дівчиною Сантуццою.
Furkan İlker Baştan (d.Традиційно (починаючи від І.
Alkmaar baştan sona bataklık ya da baştan sona deniz anlamına gelir.Наприклад ຂ звучить як на початку складу і у кінці.
Penélope Cruz'un filmin başrolünde olacağı baştan belliydi.Перший фільм Пенелопи Крус.
Baştan çıkarmak, kendine saygının bir biçimidir.Піклування про себе сприймає як належне.
Balık baştan kokmaya başlar.Від гребеня починаються м'язи.
Deneye baştan sona şahit olmuştu.Турнір з самого початку обіцяв бути цікавим.
Bununla birlikte filmi tümüyle baştan çekti.Але сам фільм я сприймав дуже погано.
Şimdi her şeye baştan başlamalıyım.Тепер я повинен почати все з самого початку.
Baştan başlayalım.Розпочнімо спочатку.
1931'den 1936'ya kadar tek başına bütün Afrika'yı baştan sona bazen bisikletle ve bazen yürüyerek gezdi.V letech 1931 až 1936 sám přejel Afriku pěšky a na kole.
Sonuçta baştan aşağı sirkeye bulanmak ona karşı koruma sağlamak için kullanılan bir yöntemdi.Vydávání se za duchy se také považovalo za způsob, jak se proti nim chránit.
Yeni baştan donatılması gerekecektir.Plánuje se její opětovné zastavění.
Nora da sürekli olarak onu baştan çıkarmaya çalışır.Nora se jí to snaží vyvrátit.
Bir aygırı baştan çıkartması gerektiği zaman, bir kısrağa dönüşmüş ve dönüşümden Sleipnir doğmuştur.Když se zkříží osel s klisnou vznikne mula, zkřížením oslice a koně vznikne mezek.
Gerçekte Seyit, baştan beri karısını öldürmeye karşıdır.Wesley má zpočátku výhrady k zabíjení lidí.