Ana içeriğe geç
Sözlük

başta ile cümle

başta kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Başta sadece bir fikirdi.Na početku bijaše riječ.
Başta ona karşı bir hamle yapar ve Sonic'e saldırır.Međutim, Rus ga povuče i on upuca Sonju.
Avusturya başta olmak üzere bazı Avrupa ülkelerinde kitabın bulundurulması bile yasaktır.U novookupiranim krajevima Austrija nastoji što prije uvesti austrijski zakonodavni sustav.
Birkaç kez kartlar baştan dağıtılır, ama sonuç hep aynıdır.Ponekad imaju uspjeha, no krajnji je rezultat uvijek isti.
Voldemort, geri dönüşünün bilinmemesi için en başta büyücü dünyasına herhangi bir müdahelede bulunmaz.Voldemorta se čarobnjački svijet toliko boji da ga se ne usuđuju zvati imenom.
Ayrıca başta Almanya ve İsveç olmak üzere Avrupa ülkelerinde de birçok göçmen Yezidi yaşamaktadır.U ovom razdoblju dolazi i veliki broj europskih doseljenika iz Njemačke i Južne Afrike.
Şehri baştan sona geçen ve anakaraya uzanan üç ana cadde vardı.Postojale su tri glavne ulice u gradu, koje su vodile prema tri izlaza iz grada.
Ross başta buna kızsa da sonra dan ilişkilerini kabullenir.Iako su se tek upoznali, Alice pristaje na to.
Alkmaar baştan sona bataklık ya da baştan sona deniz anlamına gelir.Zarez označava da se neko slovo s početka ili kraja izbacuje iz rješenja.
Aşkın Aldı Benden Beni Dervişlik Baştadır...Na čelu, ljubo, tvoj me cjelov peče...
İlk başta sadece birkaç araştırmacı onun fikrini takip etmiştir.Međutim, u početku su istraživači samo promatrali, nije bilo sudjelovanja.
Başta buna bir anlam veremez.Od samog početka, mislim da je to nepotrebno.
Ülkede 1949'dan 1969'a dek Hıristiyan Demokrat Birliği başta kaldı.Pored toga bio je i predsjedavajući stranke Kršćanska Demokracija od 1964. do 1969. godine.
Kule, ilk başta Sovyetler Birliği'nin başkenti Moskova için düşünülmüştü.Veža bola spočiatku projektovaná pre Moskvu, vtedajšie hlavné mesto Sovietskeho zväzu.
Frankfurtlu Belgesel-Film yapımcısı Alfred Jungraithmayer onu baştan beri destekliyordu.Frankfurtsky režisér dokumentárnych filmov Alfred Jungraithmayr bol jeden s jeho prvých priaznivcov.
Hat üzerindeki yolculuk baştan sona 41 dakika sürmektedir.Cesta z jedného konca na druhý trvá približne 41 minút.
Jonny Greenwood başta klavyeci olarak gruba girdi ama bir süre sonra baş gitarist oldu.Jonny Greenwood hral pôvodne na ústnej harmonike a klávesoch, no čoskoro sa z neho stal sólový gitarista.
Doktor, ilk başta bir şeylerin yanlış gittiğinden şüphelenmişti.V tomto okamihu sa asi posádka prvýkrát dozvedela, že niečo nie je v poriadku.
İlk başta işler gayet iyi gidiyordu.Let prebiehal zo začiatku veľmi dobre.
Babası başta olmak üzere pek çok alimden eğitim gördü.O jej vzdelanie sa spočiatku staral najmä jej otec.
Brown ilk başta, Ortiz'in takımı (Haumea'nın keşfi için kredi verilmiş) için tüm desteğini adamıştı.Brown pôvodne uznal zásluhy Ortizovho tímu na objave.
Albümün satışları ilk başta durgun gitmiştir.Predaj lietadiel bol spočiatku pomalý.
Başta buna bir anlam veremez.Tie však na prvý pohľad nedávajú zmysel.
"Savunma sil baştan".Obeť sa musí začať brániť hneď spočiatku.
Balık baştan kokmaya başlar.Hviezda sa začína zmršťovať.
En azından başta böyleydi.Pôvodne sa tak stať nemalo.
İlk başta grup Universal Island Records'a imza atmıştı.Pôvodne mali McFly podpísanú zmluvu s Universal Island Records.
9, Türk sinemasında baştan sona dijital olarak çekilmiş ve daha sonra 35 mm’ye aktarılmış ilk filmdir.Bol to prvý film, ktorý bol nahrávaný na video a potom prenášaný na 35 mm film.
Filiz başta teklifi reddetse de daha sonra kabul eder.Najskôr Phoebe odmieta, no jeho druhú ponuku v neskoršej časti prijíma.
İlk başta çok ilgilenmedi.Hory ho spočiatku nezaujímali.
Bu illerden özellikle Ankara başta gelir.Takéto skupiny pochádzajú predovšetkým z Dánska.
Wang, ilk başta bu fikre karşı çıksa da onların planını kabul etti.Ten bol spočiatku proti, no nakoniec s ich plánom súhlasil.
İkili başta bunu kabul eder ancak sonra fikirlerini değiştirirler.Lü najprv súhlasil, ale neskôr si to rozmyslel.
İlk başta Vizigotlar, diğer Cermen kabileleri gibi pagandı.Vyliahnuté mláďatá sa spočiatku držia pohromade, ako u väčšiny pavúkov.
İlk başta sadece birkaç araştırmacı onun fikrini takip etmiştir.Veľmi málo prírodovedcov si myslelo to isté.
Yüce, Kutsal Kraliçemiz baştacımız, ey Meryem!Sláva ti, Ježiš, Kráľ náš!
Yeğeni Ekin Cengizkan, davulcu olarak başta Anima olmak üzere çeşitli müzik oluşumlarında yer almıştır.Ochotne Sydovi dovoľovali, aby spolu s jeho prvými hudobnými skupinami skúšal aj v obývacej izbe ich domu.
Uslan en başta stüdyo bulmakta zorlandı.Na začiatku štúdia bol etatistom.
İlk başta sırf dış görünüşleri dikkate alınarak rakungiller familyasına yerleştirilmiştir.Z tohto dôvodu sú správne chápané len vtedy, keď sa berie do úvahy ich miesto v prvotnej kresťanskej komunite.
Başta barış kolay görünüyordu.Na začiatku života prežívala pokojné obdobie.
Bunun için, hangisinin başta olduğuna bakmaz.Tako ni možno ugotoviti, kdo je bil prvi.
Japon kalesi (Japonca: 城 shiro), Japonya'da başta tahta ve taştan inşa edilmiş bir kale türüdür.Japonski grad (城 shiro?) je utrdba, zgrajena predvsem iz lesa in kamna.
Kuzeydoğudaki kıtasal alanda, özellikle de Slavonya'da beyaz şarap başta olmaz üzere şarap üretimi yaygındır.V kontinentalni na severovzhodu, zlasti v Slavoniji, proizvajajo vrhunska vina, še zlasti bela.
İlk bölüm başta 3D olarak duyurulmasına rağmen 2D olarak gösterime girmiştir.Tretji del je za razliko od prvih dveh že ponujal 3D pogled.
Başta buna bir anlam veremez.Zakaj se od začetka ne uresniči?
İlk başta, ampuller ve bazı elektrikli aletler üretilmiştir.Sprva so proizvajali vžigalne magnete in električno opremo.
Bu yüzden insanlığın baştan çıkaran oldu.Katera persona je človeštvo prevzela.
İlk başta onlardan kaçınmaya çalıştı.Sprva jih je poizkusil spreobrniti.
İlk başta sadece ilk aşama hızlandırıcısı tekrar kullanılacaktır.Pritisniti je treba samo ponovno na sprožilec.
İlk başta İkinci Doktor tarafından kullanılmıştır.Operiral jo je že drugič prof.
Aile llk başta çocuğu pek sevmez.Že od samega začetka želita bratu slabo.
Başta Rusya olmak üzere birçok ülkede okulları bulunmaktadır.Nazadnje so tu še lokalne šole, ki se pojavljajo v Grčiji.
20. yüzyılda ise başta 1918 İspanyol gribi olmak üzere birçok pandemi kayıtlara geçti.Kot da to ne bi bilo dovolj, jeseni leta 1918, zboli še za Špansko gripo.
Deneye baştan sona şahit olmuştu.Vidna je že od samega začetka do vrha.
İlk başta sadece ima ediyordum fakat daha sonra olduğu gibi söyledim.Origen ni pisal, ampak je narekoval, kakor je bilo to tedaj v navadi.
Başta siyah-beyaz olarak çekilen dizi, 1960'larda renkli çekilmeye başlandı.Bela ali skoraj bela šminka je bila popularna v 1960.
Bu kitap sayesinde çağdaş Amerikan yazarlarının başta gelenlerinden biri oldu.S svojim delovanjem v ZDA je postal eden ključnih ameriških književnikov.
Oyun en başta basit kart paketi ile başlar.Začetek igre se tako začne z začetno brco žoge.
Drake ilk başta Walter'dan pek hoşlanmaz.Že od začetka ne mara Heatcliffa.
Gass'in sonradan söylediğine göre Black'i başta hiç sevmemiştir.(Kasneje je Arndt dejal, da nikoli ni mislil resno.)
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod