Aşk romanı İngilizce konuşulan ülkelerde başta olmak üzere, Batı kültüründe gelişen bir edebi türdür.Любовният роман е литературен жанр, водещ началото си от западната култура, предимно англоговорещите страни.
Çoğu zaman başta bir diktatör bulunur.Още от първия ден започва диктатура.
İlk başta varolan tek odur.Така единствено Били остава от началото до края.
1931'den 1936'ya kadar tek başına bütün Afrika'yı baştan sona bazen bisikletle ve bazen yürüyerek gezdi.От 1936 г. започва да обикаля България пеша и на колело.
İlk başta Roma'da ve Perugia Yabancılar Üniversitesi'nde İtalyanca okudu.Първоначално учи италиански в Университета за чужденци в Перуджа.
Balık baştan kokmaya başlar.Посрещнати са първо в Смърдеш.
Afetlerin doğurduğu sonuçlara bakıldığında; en başta can ve mal kaybına neden oldukları görülür.Когато се събуждат, осъзнават какво са изгубили и за първи път чувстват срам и вина.
Babalarının hikayesini ilk başta dinlemek istemiyorlardı.Отначало не чува нищо за родителите си.
Başta Georgia olmak üzere, Kuzey ve Güney Carolina'da, 1993 yıllının sonlarına doğru çekilmiştir.Заснет е в края на 1993 година главно в Джорджия, Южна Каролина и Северна Каролина.
Brown en başta Marty'ye inanmaz.Дийн от самото начало не вярва на Самюел.
Ernst Röhm başta olmak üzere önemli pek çok SA yöneticisi öldürüldü.В крайна сметка пречещият Ернст Рьом е убит.
Maç baştan sona çekişmeli gitmiştir.Мачът е отложен първоначално.
Burada ilk başta A2 takımı için oynadı.В началото играе за втория отбор.
İlk başta işler gayet iyi gidiyordu.Отначало системата работи добре.
Doktor teklifi ilk başta reddeder.Първоначално тя отклонява предложението.
İlk başta aklımda albüm fikri yoktu.В началото албума не предизвиква особена реакция.
Savaş meydanlarında hep en başta bulunurdu.Участва винаги в първите редици на боя.
Bıyıklı baştankara videolarıРазрешават се мустаци.
Başta, Scooby çetesi Angel'a pek güvenmemektedir.Треньорът Карло Анчелоти обаче не разчита много на него.
İlk başta, virüs sivrisineğin bağırsağındaki hücrelerde yaşar.В началото вирусът живее в клетките, които заобикалят червата на комара.
İlk başta hızlı posta servisi olarak çalışıyorlardı.Първоначално е работил в бърза помощ.
Yanığın uzun vadedeki sonucu en başta yanığın boyutuna ve yanığa maruz kalan kişinin yaşına bağlıdır.Дългосрочният изход е свързан предимно с обхвата на изгарянето и възрастта на засегнатото лице.
Bastak tekkesi uzun yıllar daday civarına hizmet vermiştir.Тя е кучето, играло Бенджи най-дълго време.
Başta beyaz fasulye ve zeytinyağı ile yapılır ve neredeyse her zaman soğan ve domates salçası kullanılır.Той пръв започва да прави крем бешамел с краве масло и да използва почти навсякъде краве масло.
Başta şüphelenilen herkes (uşak dahil) masumdur.Един по един, всички заподозрени се оказват невинни.
Aşkın Aldı Benden Beni Dervişlik Baştadır...Когато ми е много уморена главата, аз започвам да готвя...
İlçe kütüphanesi başta öğrenciler olmak üzere yöre halkının hizmetine sunulmuştur.Осигурена е безплатна закуска за учениците от начален етап.
Seracılık mahallenin en başta gelen uğraşılarındandır.Активите поначало са всичко, което предприятието притежава.
Ben de baştan sona kadar hepsini kendi okuduğu gibi okudum, tek harfte bile hata yapmadım.Те описали всичко от начало докрай, като не пропуснали нищо.
Patrik, başta kabul etti ama sonra onları görevden aldı.В началото Патрик не е съгласен да вземе парите, но после ги приема.
İlk başta, hastalar çok azdı ama uygulama gittikçe büyüdü.В началото процесите са слабо изразени, но постепенно се засилват.
İkinci aşama ise en baştan 'tekrar-kullanım' için tasarlanmamıştı.Това е вторият старт, осъществен без отлагане.
Aslında ilk başta ölümlüdür.Първоначално става деец на ВМОРО.
Eserlerini ilk başta Fransızca yazmış, daha sonra Latinceye tercüme etmiştir.Първоначално разработен на английски език, по-късно е преведен на други езици.
Karısını kıskanır ve korumaya çalışır, bu sebeple Lennie'den baştan beri hoşlanmaz.В началото той не харесва Кларк и ревнува от приятелството му с Лана, заради което дори го тормози.
Jackson'ın başta 51. doğum gününde gömülmesi planlanmaktaydı.Инициативата е във връзка с 85-та годишнина от рождението му.
Hareket açısından son derece atletik olsa da inanılmaz derecede baştan çıkarıcıdır.Когато подходът на обучение е правилен, проявяват невероятен потенциал.
Bunun için, hangisinin başta olduğuna bakmaz.Не я ясно кое излиза първо.
Bu dört öğe baştan beri vardır.Те могат да ядат още от първия ден.
Baştaban üzerindeki sütunlar MÖ 30 yıllarına aittir.Първите изложби, в които участва, са през 30-те години.
Deve kuşları en başta uçma yeteneklerini kaybetmiş olup, tinamular da kuvvetli uçucu kuşlardan değildir.Птиците, вторично загубили способността си да летят имат плътни кости.
Bunlar özel olarak Padişah için kullanılmak üzere inşa edilen baştardalardır.Това са храмове, предназначени специално за религиозни обреди.
Tahıl ekiminde buğday başta gelir, onu arpa ve mısır izler.На първо място е пшеницата, последвана от ечемик и царевица.
Kur’an’da toplu olarak bir sürede, baştan sona anlatılan tek kıssa onunkidir.Na jednom mjestu u svome dnevniku zabilježit će: "Pričest je izvor života!"
Jon Peters'ın beni kiralarken en başta çok tedirginlik duyduğunu hatırlıyorum" dedi.Sjećam se da je Jon Peters isprva bio jako skeptičan kad me angažirao."
Rol için en başta Bob Hoskins ve James Gandolfini düşünülmüştü.Za ulogu su se prijavili i Bob Hoskins i James Gandolfini.
Buna bir karşılık olarak Turiddu köyde bir genç kız olan Santuzza'yı baştan çıkartmıştır.Turiddu iz osvete, zavodi lijepu i mladu seosku djevojku Santuzzu.
Şarkı baştan sona, Madonna'nın hayatını aktarır.Kako počinje pjesma, Madonna se podiže.
A.C.A.B., "All Cops Are Bastards" (Bütün polisler piçtir) anlamına gelen polis karşıtı bir kısaltmadır.A.C.A.B. je akronim za rečenicu na engleskom All cops are bastards ili All coppers are bastards (hrv.
Onun için başta konuşmak istemediler, sustular.Isprve ga se nije planiralo poribljavati.
Bunlar arasına MÖ 73'de İmparator Vespasian tarafında yaptırılan Kapitol Tapınağı başta gelemktedir.Među njima ističe se Hram na Kapitolu, kojeg je sagradio car Vespazijan 73. godine.
Fakat ondan aldığını en başta bilmemektedir.U početku nisu znali što su otkrili.
İlk başta ona “Makine” dedi.Prvo ga je nazvao "velocimetar".
Filiz başta teklifi reddetse de daha sonra kabul eder.Šeherezada isprva odbije, no kasnije prihvati ponudu.
Doktor teklifi ilk başta reddeder.Prvobitni prijedlog će istovremeno biti prihvaćen i odbijen.
Şarkı en başta, Madonna'nın rakibi Cyndi Lauper için yazılmıştır.Izvorno je pjesma bila napisana za Cyndi Lauper.
Öyle ki, başta kadınlar ve çocuklar olmak üzere insanlar kurban edilmekteydi.U početku vratili su se samo starci i starice.
1727 yılında kurulmuş olup başta İskoçya olmak üzere 700 şubesi bulunmaktadır.Ukupno je skupila 170 bodova i završila tako ispred Rumunjske.
Yavru ilk başta annesinin karnına tutunur, daha sonraları baba da çocuk bakımına katılmaya başlar.Novorođenče se u početku drži za majčin trbuh, a kasnije se i mužjak brine za podizanje mladunca.
İlk başta dizinin 60 dakikalık bir pilot bölümü olarak çekilmiş ve Coky Giedroyc tarafından yönetilmiştir.U izdanje je uvrštena pilot-epizoda i 60-minutna inačica Studije u ružičastom u režiji Cokyja Giedroyca.