Man dilinde vokatif hâl, en azından baştaki inceltmele belli edecek kadar vardır.他の辞書に比べて収録語は少ないが、解説は初学者でもわかるように非常に丁寧である。
Aynı şekilde, baştaki kaslar ağrılara duyarlı olabilir.素体同士の場合は心臓に痛みが奔ることでも感知できる。
Başta ABD'de olmak üzere belgesel hipotez yanlıları hâlâ bulunmaktadır.現在、現存している初期作品のデジタルリマスター化がアメリカで行われている。
Bu iki grup arasındaki mücadelenin sonucu en baştan bellidir.この両者の対決は最初で最後となった。
Basta Kissik Vadisi olmak üzere doğal güzellikleri dikkat çekmektedir.小笠山の自然風景を観察できる。
Orton ve Mahal, ilk başta kafesin ilk üç kapısından çıkmaya çalışsalar da birbirlerini engellediler.初めは険悪な雰囲気だった遥とコットンだったが、三人組から逃げ回る間に打ち解ける。
Jimmy ilk başta kavgaya gitmek istemez, ama Alex'in ziyareti fikrini değiştirir.Jimmy原不打算去了,但Alex的訪問改變了他的主意。
Kuzey Afrika'daki İtalyan harekâtında, neredeyse baştan itibaren işler iyi gitmemişdi.几乎从一开始,在北非的意大利军队的形势就没有往好的方向发展。
Fransa baştan yardım sözü vermiş olsa da yardım geç geldi ve yetersiz kaldı.法国承诺給予援助,但来得太晚且不足。
İlk başta Anarşistler, Menşevikler ve Sosyalist Devrimciler özel bir statüye sahipti ve çalışmadılar.起初,無政府主義者,孟什維克黨人和社會革命黨人在這裡享有特殊地位,並沒有工作。
Hatim, Kur'an'a bakarak veya ezberden baştan sona okunmasıdır.’先聖之言,吾志也;樊遲之學,吾事也;是或一道也。
1931'den 1936'ya kadar tek başına bütün Afrika'yı baştan sona bazen bisikletle ve bazen yürüyerek gezdi.於1931至1936年期間,他獨個以步行及腳踏車遊遍非洲,被他跨越過的距離長達四萬公里。
Ve en başta biz sadece oluruna bırakmıştık."對於修行者而言,我所執是較初淺而容易斷除的。
Devrim adada ilk başta iyi karşılandı.在岛上遇到她时非常开心。
Başta JYP Entertainment'de seçmelere girmiştir fakat başarılı olamamıştır.曾參加JYP Entertainment的練習生公開選秀,但落選了。
İlk başta işler gayet iyi gidiyordu.開始時一切都很順利。
Takım Baştan Başa Değişmişti.最好事先準備好零錢。
Bolivarcılık, başta Venezuela'da olmak üzere Güney Amerika'da revaçta olan bir dizi siyasi öğretidir.玻利瓦爾主義(西班牙語:Bolivarianismo)是一套在南美洲盛行的政治思想,特別是在委內瑞拉。
Adaylık statüsü verilmesi baştan beri hatadır" ifadelerini kullanmıştır.由初迄终,名节无疵”。
Bu yüzden de New Wave ilk başta punk rock'la aynı görülüyordu.起初,新浪潮被认为是朋克摇滚的同义词。
DSP baştan olumsuz yanıt verdi.蔡衍明未正面回應。
Kavramların yerli yerine konması için belki bütün teori baştan alınır.對角線引理可以應用到那些足以表示所有原始遞歸函數的理論。
Copacabana’yı birbirine parallel üç ulaşım arteri baştan sona katetmektedirler.此后,“惠更斯”号分别打开了三个降落伞。
Türkiye'de ve başta Almanya olmak üzere dış ülkelerde çok sayıda konser verdi.她正安排在夏季结束前在英国和德国举办几场演唱会。
Baştan sona eğlenceli bir üç dakika.崇祯六年正月初一日病薨。
Erlik gidip bu halkı baştan çıkarır.真不得已,呼其众出。
Başta sadece arkadaş olarak görünselerde sonradan sevgili olurlar.和愛理從初次見面時就成為了要好的朋友。
Alacakaranlık'ta ilk başta o da Mike gibi Bella'dan hoşlanmıştır.根据她的日记,一开始,她非常欣赏阿尔伯特。
Dünya sanki yeni baştan yaratılır.最近的三角洲形成是从更新世开始的。
En azından başta böyleydi.正始中薨。
İlk başta, hastalar çok azdı ama uygulama gittikçe büyüdü.各种症状开始时都很轻微,但会逐渐恶化。
Budizme göre en başta “ben” düşüncesi yanlış bir düşüncedir, bir yanılsamadır.甲斷定乙的回答為第一種想法,是為謬誤。
Luke ilk başta onu yalnızca Alderaan'a götürmeyi kabul eder.隋末唐初遷往阿爾泰山一帶。
Başta Alman ordusu her yerde başarılı olmasına rağmen, saldırıları Moskova Muharebesi'nde durduruldu.虽然一开始取得成功,德军仍然在1941年12月被阻击在莫斯科地区。
Ancak daha aldatıcı ve baştan çıkarıcıdır.」「惟上智與下愚不移。
Aileden hiç kimse başta bu mutantın tekerin patlamasına neden olduğunu bilmemektedir.最初,沒有人能夠了解爆炸的嚴重程度。
İlk başta cücelere aitken, sonraları orkların eline geçmiştir.第一次見到佛祖時,就立刻去拉他的耳垂。
Öğle saatleri olmasına rağmen hava sisliydi ve filoların büyük gemileri birbirlerini ilk başta göremediler.尽管已是中午时分,海面上仍然被浓雾笼罩,苏雄的舰队起初也没有发现任何敌方主力舰。
Kuzeydoğudaki kıtasal alanda, özellikle de Slavonya'da beyaz şarap başta olmaz üzere şarap üretimi yaygındır.在該國東北部的大陸地區,尤其是斯拉沃尼亞生產大量優質的葡萄酒,特別是白葡萄酒。
Panzanella en başta soğanla hazırlanır ve 20. yüzyıla değin domates kullanılmazdı.脂肪最早使用的是猪油,在20世纪中叶开始使用黄油。
İlk başta önemsememelerine rağmen ilk arkadaşlarını gölde boğulmuş olarak bulduktan sonra endişeleri artar.初次亮相時,當初口耳相傳而知道他的愛好者其實不少。
İlk baştaki amaç müzede uçakların, maketlerin ve tarihsel belgelerin sergilenmesi olarak belirlenir.车厂旅程将是设备,狗和人的第一次真正的测试。
İlk başta yedi üyeli olan komiteye daha sonra dört ek yapılmıştır.是由當初原定成員的四人直接向社長談判才實現的。
O günlerde ABD Ordusunun en baştacı silahı 37mm Gun M3 modeliydi.1940年,美军开始装备M3 37mm反坦克炮。
Baştan başa arza hakim ol şahım...后族为相自此始......
İlk başta işler gayet iyi gidiyordu.처음에는 작업이 잘 진행되는 것으로 보였다.
1931'den 1936'ya kadar tek başına bütün Afrika'yı baştan sona bazen bisikletle ve bazen yürüyerek gezdi.1931년부터 1936년까지 혼자서 자전거를 타거나 걸어서 아프리카를 여행했다.
Haldi - (Eşi Bagbartu / Bagmaştu / Arubani) Urartuların baştanrısı idi.임제(任濟) 자(字)는 제부(濟夫), 조선 때 군자감정(軍資監正)을 지냈다.
Erişim tarihi: 15 Aralık 2007. ^ "Sil Baştan (Eternal Sunshine of the Spotless Mind)".2009년 2월 6일에 확인함. “Eternal Sunshine of the Spotless Mind (2004)”.
Bolivarcılık, başta Venezuela'da olmak üzere Güney Amerika'da revaçta olan bir dizi siyasi öğretidir.볼리바르주의(Bolivarianism)는 라틴 아메리카, 특히 베네수엘라에서 강조되는 정치적인 이념이다.
Gerçekte Seyit, baştan beri karısını öldürmeye karşıdır.웨슬리는 처음에 암살하는 것을 꺼려한다.
Baştan beri mevcut olan kendilerine ait aralarında olan davaları ve çelişkileri çözdüler.이후 시작된 멤버들간의 불화와 논쟁에서 벗어나 보고자 하는 마음도 들어있었다.
İlk başta hızlı posta servisi olarak çalışıyorlardı.초기에는 전자 메일 서비스로 시작하였다.
Bina baştan başa beyaza boyandı.엷은 황갈색부터 적갈색을 띤다.
Başta her şey iyiyken, silahlar konuşmaya başladığında işler karışır.전투가 얼마안가 시작될 때쯤 부하들은 라고 말이 전해지면, 무기를 검사하기 시작했다.
Panzanella en başta soğanla hazırlanır ve 20. yüzyıla değin domates kullanılmazdı.감자는 18세기에 이를 때까지는 등장하지 않았으며 19세기에 처음으로 토마토를 사용하기 시작했다.
Kanun hiyerarşisinde Anayasa en baştadır.헌법에 공식어를 지정한 것은 신헌법안이 처음이다.
Kapak tasarımını en baştan beri sevmemiştim.오광 등은 전부터 하묘를 미워하고 있었다.
Aktör aslında en başta kadroda yoktu.재능기부는 사실 최근에 시작된 것은 아니다.
Baştan çıkarmak, kendine saygının bir biçimidir.자신을 객관화하는 것은 자아존중감을 갖는 첫 단추이다.